şükela:  tümü | bugün
  • (şehremini) istanbul'da mini mi mini bir semt. (bkz: şehremini lisesi)
  • belediye başkanının bir başka deyişi. ulan vali miydi yoksa..
  • topkapı-aksaray arasında bulunan millet caddesi ne uzak bir köşesinde 2 yıldır yaşamakta olduğum ama iğrendiğim semt. insanların 24 saat pencerelerden sarkarak ya da apartman giriş merdivenlerinde oturarak sokaktan gelip geçeni seyretmeleri ve hemen akabinde geçen hakkında dedikodu yapmaları hoş karşılamadığım olaylar arasında. bir de çöp olayı var hiç bir sokakta çöp konteynırı yok ve çöplerin toplanacağı sabahtan önceki gece çöpler kaldırımlara bırakılıyor ve ertesi gün kaldırımlarda sabaha kadar sızmış çöp sularından şapır şupur geçiyosunuz.
  • eskiden vali burada oturuyor imiş, bu ismi vermişler.. yakınlarında fındıkzade, çapa, topkapı, fatih gibi semtler vardır buranın, merkezi olup çaktırmayan bir yerdir, ufak bir yerdir, küçükken içinde yaşadığım halen sık sık gittiğim yerdir, pınar büfe ve check up gibi şahane yerler vardır, bir de yazın ayrı kar yağınca apayrı güzelleşen bir havuzlu parkı vardır, salı pazarı vardır..
  • fatih ilçesine bağlı bir semttir. düzlük, eski bir yerleşim yeri olduğundan sokaklar dar binalar birbirne yakın ve binaların büyük kısmı eskidir. ayrıca çoğunlukla yaşlı kesim ve tatarlar bu semtte daha bi çoktur. topkapıya çok yakın olduğundan tuzla kartal kadıköy avcılar büyükçekmece gibi mekanlar tek arabayla rahatlıkla gidilebilir. kabadayıları da bi okadar boldur.
    (bkz: mevlanakapi)
  • sarayların mîmarî tarzını ve saray masraflarını tayin eden kişi.

    şehreminlerinin emrinde sarayda bir şehremini anbarı ile usta ve kalfalar ve bir de kâtip bulunduğu gibi şehremini halîfesi ve şehremini ruznâmecisi gibi mâiyyeti vardı. şehreminine tâbi olan baş mîmar ile mimarlar mu'âmelâtta kendisinin maiyyeti gibi idiler.
    resmî binâların inşâ ve tâmirinde şehremini ile mimar başların beraber çalışmaları, aralarında ihtilâfı mûcib oluyordu; her ne kadar şehreminleri inşâ'atın malzemesinin tedâriki, masârif ve yevmiyelerin verilmesini temin ve yalnız bu hususlara dâir hesap defteri tutmakta iseler de bunların hâricinde inşâ'ata da müdâhale ediyorlardı. nihâyet 1247 cemaziyelevvel 28 (m: 1831) târihinde her iki vazîfe yâni şehreminliği ve mimarbaşılık birleştirilerek ebniye-i hâssa müdürlüğü ihdâs edilmiş ve şehreminliği kaldırılmıştır.

    edit : aynı zamanda (#4942500) entry'sinin dipnotudur.
  • büyük ve küçük saray meydanlarının etrafına sıralanmış dükkanlarıyla son derece şirin bir semttir şehremini.. kuyumcular, balıkçılar, börekçiler, pideciler, tavukçular, ciğerciler, tekeller rengarenk ışıklarıyla meydana hayat katarken, yolların üzerinde seyyar arabalarıyla meyve sebze ve çiçek satanlar da sizin için renklendirirler akşamı.. 1980'lerde bunların yanında bir sonraki günün gazetesini (kapak sayfası hariç) alabileceğiniz bir köşesi vardı.. daha çok fırını vardı.. şehremini'nin fırınlarının ekmekleri o kadar güzel olurdu ki birçok misafir bize ziyarete geldikten sonra birkaç günlük ekmeklerini alıp öyle dönerlerdi evlerine. gece yarısı poğça çıkar, şehremin'de kimse aç kalmazdı, sabaha kadar içki bulunur, sigara bulunurdu. turşucusu da (adalı) muhteşem turşular yapardı, bu turşulardan kilolarca alıp yurtdışına götürenler olurdu. küçük saray meydanındaki köhne dükkandaki çiğbörekçi, harika çiğbörekler yapardı (şehremini'de tatar çok olduğu için çeşit çeşit börekçileri vardı). futbol takımı vardı, mor beyaz renklerde; adı da mor şimşekler vea böyle birşeydi.. meydandaki kara tahtaya diğer semtlerle yapılan maçların skoru yazılırdı her hafta..şimdi bu dükkanların çoğunun yerinde butikler ve beyaz eşya bayiileri var.. ara sokaklarına girdiğinizde sürekli karşınıza birkaç yüzyıllık çeşmeler, cumbalı evler çıkar, mevlanakapıya doğru giderseniz çingenelerin çinko damlı evlerini görürsünüz, hele yağmur yağarken geçiyorsanız, mutlaka durup dinleyin o sesi..

    bir de remzi amca vardı, manav.. dükkanının kepenklerini şimdiye kadar hiç açık görmedim.. kepenkleri azıcık aralar, dükkanın önünde otururdu.. bizim sokakta, damında kocaman bir delik olan bitik bir evde yaşardı. bazıları onun adres belli olsun diye hâlâ dükkana gediğini söylerdi.. apartmanlardan evinin içinin bir kısmı görünürdü; yatağı her zaman yapılı, bembeyaz çarşaflarla serili olurdu. şehremini’nin yerlileri dışında kimse ondan alışveriş yapmazdı, mecbur kalmadıkça.. o da en güzel mallarını kendi müşterilerine saklardı.. çocukken babam beni yollardı, remzi’den şunları al, sonra ziya’ya git, o sana bir paket verecek, ben telefon ettim, sonra da hayri’ye (turşucu) uğra şunları al diye.. sonra remzi amcanın evi apartman oldu; dükkanı da öyle.. kasap ziya’nın dükkanı ayakkabıcı oldu.. ahmet bakkal vardı, tenekelerde tuzlu balık ve kavurma satan.. karanlık dükkanı peynir, salamura ve tuzlu balık kokardı, onun yerinde de temizlik ürünleri satan biryer var şimdi..

    taş mektep vardır şehremini’de, eski bir ilkokul, babamın okuduğu ilkokul. onun kocaman bahçesine sonradan bir okul daha yapmışlar, (ibrahim alaaddin gövsa ilkokulu) ben de orada okudum. (sonra aynı bahçeye bir de lise yaptılar.) okul yolunda birsürü satıcı olurdu, leblebi tozu, leblebi şekeri, macun, suyla yapılmış pembe muhallebiler, bir resmi başka bir kağıda aktarmaya yarayan silgiler satılırdı..

    gaz almaya giderdi çocuklar, ellerinde bidonlarla (o zaman termosifonla ısınırdı banyo suları, ve banyolar ağır bir şekilde gaz kokardı)..gaz, ve hamidiye , taşdelen suları.. bayramlarda da, bayram sokağına giderlerdi, okulun arkasındaki sokağa.. ata, faytona ve çeşit çeşit taşınabilir lunapark oyuncaklarına binerlerdi. çatapat patlatırdık, kız kaçıranlarla oynardık..

    yoldan geçen ve nara atan sarhoşlar da şehremini’nin karakteristik özelliklerindendi, çünkü eskiden (1970’lere kadar) şehremini’nin külhanbeyleri (bkz: külhanbeyi), bıçkınları meşhurdu. ama bu bıçkınlar serseri değildi, şimdiki mahallenin delikanlısı kavramına daha çok uyuyordu. her ne kadar şehremini son zamanlarda şikayet edilen, uyuşturucu satıcılarının görüldüğü, mahalle çocuklarının kendi mahallelerindeki evleri soyduğu bir yer olduysa da, eskiden öyle değildi. gece saat 11’de, 12’de insanlar çocuklarını gönül rahatlığıyla fırına veya sigara almaya tekele yollayabilirlerdi.. güvenliydi..

    şehremin’den haberi olmayanlar burayı ilk gördüklerinde şaşırırlar, apartmanlardan oluşan koca bir duvar gibi fındıkzade’den topkapı’ya doğru gelirken, bir sokaktan içeri girer ve büyük meydana ulaşan sokakta bulurlar kendilerini.. uzaktan parkın ağaçları görünür. sağdan kıvrılarak giden yol kestirme ve sakindir, çarşıdan alacağınız bir şey yoksa.. ama çarşıdan alınacak bir şey mutlaka bulunur..

    19 yaşımdayken başka bir şehirdeki bir üniversiteyi kazanıp bu şehre gittim, daha sonra da şehremini çok bozulduğu için (bkz: bozulmak) annemi de başka bir semte taşınmaya ikna ettim. ama bu kadar yıldan, bu kadar yılın içindeki çeşit çeşit semt ve şehirden sonra, hâlâ diyebilirim ki şehremini evdir, evin kendisidir. oradaki evde şimdi kiracıların oturması bir şey değiştirmez.. benim muhtemelen hayatımın sonuna dek bu başka şehirde yaşayacağım gerçeği bunu değiştirmez. hiçbirşey bunu değiştirmez. şehremini evdir.
  • kucuklugumun gectigi, "mis kutu ayran + pide" ile yillarca mutluluk buldugum, simdilerde tekrar donus yaptigim ama eski tadi bulamadigim yer..
    evet her saat her sey var yiyecek, icecek vs.. ama biseyler gitmis, orasi kesin.
  • m2 basina 30 tane kedi dusen semt.
  • onun büyüsü uzaktan anlaşılmaz yaşamayınca,bir bağlar ki kendine
    alıştıktan sonra bir de kopmak zorunda kalmak öyle acıtır ki..