şükela:  tümü | bugün
  • elif şafak'ın ikinci romanıdır, metis yayınları tarafından yayımlanmıştır.
  • eif şafak'ın ''olmasa da olurdu'' dediğim; pinhan'dan sonra, mahrem'den önce çıkan 278 sayfalık kitabı... brezilya dizilerinden fırlama isimler, bölüm başlarındaki epigraflar v.s... kitabı benim için çekilir kılan, bildik elif şafak üslubudur... birkaç alıntı:

    ''gayet iyi biliyordu ki, hüzün denilen şey tıpkı siyah, dalgalı saçlarının arasına nasılsa yerleşivermiş beyaz bir saç teline benziyordu. hüzün, kopardıkça çoğalıyor, çoğaldıkça arsızlaşıyordu''

    ''bilmemek, kendi gölgenden korkmana sebep olur; bilmekse başkalarının gölgesinden. biri içerden kuşatır seni, öteki dışardan''

    ''her tiyatro sahnesi büyük bir aynaydı, izleyicilere tutulmuş; ve her ayna büyük bir tiyatro sahnesiydi, hayatın göbeğinde kurulmuş. insanlar, geçmişin çıbanlarından artakalan çukurları paha biçilmez taşlarla kapatan, bugünün kisvesindeki yırtıkları cafcaflı ünvanlarla yamayan, rüyalarındaki geleceğe baktıklarında gözleri kamaşan insanlar, tiyatro sahnelerinde aynaları görürdü; aynalarda da tiyatro sahnelerini. aynalardaki sûretlere dokunmak kabil değildi. uzanan eller, aynaların sırlarına dokunur dokunmaz hadlerini hatırlayarak gerisin geri çekilirlerdi. sert yüzeyde kıvranan tırnakların çıkarttığı o iç gıdıklayıcı ses kalırdı geride.

    oysa sağırdı aynalar.''

    ''ateşin içinde nem/ bir atımlık barut, kül-kahraman
    zamanın içinde dem/ bir sıkımlık canı, efendisi şeytan''

    ''hissetmemek bir meziyettir bazen; donmuş bileklerini kesemez insan.
    hissetmemek bir eziyettir bazen; donmuş bileklerini kesemez insan.''
  • parça parça pek güzel, ama bi bütün olunca ayrıntılarla boğan elif şafak kitabı.

    "ve kuvvetle hissediyordu birken iki olabilenin, iki iken sıfır olabileceğini."
  • içine girmekte zorlanılan kitap. isimler tanıdık olsaydı ve hepsi* a harfi ile başlamasaydı daha rahat okunurdu eminim. neredeyse 100. sayfaya geldim daha yeni çakozluyorum olayın 1500lerde madridte geçtiğini.

    ekleme: başladığı gibi biten kitap. sadece madridde değil bir başka şehirde de geçmekte. (bkz: akdeniz) (bkz: )

    elif şafak külliyatını devirmek için elzem, sadece araf ya da bit palası okumuşlar pinhana ısınamamışlar için uzak durumlması gereken kitap belki de!!
  • ''gitmek kadere diş bileyenlerin, varmaksa kadere inanmayanların tercihiydi. birinin kökleri geçmişte, haritası çok merkezli; ötekininse kolları gelecekte, haritası tek merkezliydi. bu sebepten, birinde ağır basan dişilik, ötekinde erkeklikti. kaçmaya gelince o bambaşkaydı. kaçmak sürekli hareket halinde olmasıyla gitmeyi ve gizliden gizliye barındırdığı bir başka, bir öte mekan arzusuyla da varmayı çağrıştırıyordu. velhasıl kaçmak, hem gitmeye hem de varmaya, ne gitmeye ne de varmaya benziyordu.''
  • butunen hiç, ıcındekı kucuk parcaları dusunursek kusursuz, lirik roman.

    arka kapaktan:

    "kimdim ben? katil ve kurban. ellerimde başkalarının kanı var, başkalarının ellerinde de benım kanım. bir cinayet işledim; belki de pek cok cinayet işledim. nasıl olsa butun ipuçlarını temizledi hafızam. bir cinayete kurban gidiyorum. belki de pek cok cinayete kurban gidiyorum. nasıl olsa inanmıyorum ardımdan tutulacak mateme. katillerimin yuzlerini seçemiyorum; isimlerindense geride harfler kalacak sadece. binlerce kelime, onlarca hikaye var boğazımda düğümlenmis. susuyorum konusmam gereken yerlerde; dilimi tutamıyorum ne zaman susman gerekse. anlatacak cok seyım olsa da, emin değilim anlasılmak istediğimden."
  • elif safak'in diline ve pek cok baska dile olan hakimiyetini acikca sergiledigi kitap.
  • sonu böyle olmamalıydı dedirten kitap.
  • aynalar şehri*'ni çok güzel tasvir eden kitap.
  • kafa yorarak, dikkatli ve belki de notlar alarak okunması gereken kitap. yoksa zırt pırt başa dönüp sayfaları kurcalamak, tekrar bazı ilişkilere dikkat etmek ile oyalanıp duruyor insan.