1. bu gibi sözcüklerin ve hukuk dilinin sık kullanıldığı ortamlarda, türkçecilik yapıp, bunun yerine "yanlışlıkla" kelimesi kullanılırsa hiç hoş karşılanmaz. sanki "yanlışlıkla" dendiği zaman ortada büyük bir suçlama vardır da, "sehven" dendiğinde elde olmayan bi aksaklık olmuşcasına yumuşatılır durum.
  2. yanlışlıkla demenin kim vurduya gideni.

    yanlışlıkla demek cesaret ister çünkü. hata yaptığını kabul edeceksin, üstleneceksin, özneye bağlayacaksın hatayı.

    oysa sehven dediğinizde bir nevi faili meçhul yaratmış olursunuz. kimsenin üstüne alınmadığı zavallı ezik bir hata oluverir birden bildiğiniz yanlışlık.

    steril iş ortamlarının steril kelimesidir.

    (bkz: şeytan aldı götürdü)
  3. stajyer avukatlık yıllarımı kabusa çeviren kelime. resmi bir makama* sunduğum ilk dilekçelerden birinde bir hata yapmış ve düzeltme için yeni bir dilekçe yazarken; şu şu şu tarihli dileçmizde şu şu şu nokta "sehven" şöyle böyle yazılmıştır diyeceğim yerde elim bir typo kazası ile "şehven" böyle böyle yazılmıştır diyip, bir de o dilekçeyi bir güzel ilgili makama vermiştim. yaptığım hatayı ise ancak akşam ofise döndüğümde fark edip dehşete kapılmıştım. o gün bugündür merak ederim dilekçeyi okuyanın bana neresiyle güldüğünü. hey gidi günler hey...
  4. şehven vs sehven...
    aslında bu iki kelime ben dahil pek çok yerde karıştırılmakta hatta bazen sehven ağızdan şehven şeklinde kaçabilir ki çok tehlikeli bir durumdur.
    hele ki ortamda yaşını başını almış devlet memurları veya o zihniyette insanlar mevcutsa durum daha vahim bir hal almaktadır...
  5. lisede bir arkadaşımın ismiydi *. anlamının "yanlışlıkla" olduğunu öğrendiğimde bir anne babanın nasıl bu kadar açıksözlü olabileceğine aklım ermemişti.
  6. iş kaçamağı. "unuttum kardeşim mal değneğiyim ben" demenin yazışma diline uyarlanmış hali. birgün "pek güzel unutmuşsunuz, aklınıza sağlık" şeklinde cevap gelecek diye bekler dururum.