şükela:  tümü | bugün
  • x filesın 7. sezon bölümü. devamı closuredır. önemli bir karakterin ölümünü* içerir.
  • (bkz: sein und feld)
  • sarmal yayınlarından çıkan kitap stephen mulhall’ın bir incelemesidir yalnızca, heidegger ve “varlık ve zaman” adıyla basıldı -orjinal adı heidegger and being and time-. yani varlık ve zaman henüz türkçeye çevrilmiş değildir. on yıl kadar önce yky, kazım taşkent klasik yapıtlar dizisinden çıkartacağını beyan ettiyse de bir babayiğit çıkıp çevirmemiştir.
    ek olarak şöyle bir kitap bulunabilir; zaman ve varlık üzerine a yayınları. bu çok kısa ve devşirme bir metindir.
    edit: kitabın çevrildiğini söyleyen ve şu anda silinmiş olan entrye istinaden yazılmış idi.
    edit2: kitap maalesef idea yayınlarından çıktı! yani aslında hala çevrilmiş değil.
  • teena mulder'ın oğluna , kendi oğluna, fox mulder'a hayatta yapabileceği en büyük kötülüğü yaptığı the x files bölümü..

    öyle ki beynim kızarmış, bu şerefsiz karıdan gayri hiçbişi düşünemememe neden olmuş bölümdür...
  • birkaç ay içinde nitelikli bir çevirisi agora kitaplığından çıkacak olan heidegger metni. metni türkçeye kaan h. ökten kazandıracak.

    çeviriye göz attıktan sona gelen not: aziz yardımlı çevirisinden çok daha okunabilir olsa da hala türkçeye daha güzel çevirilebileceğini düşünüyorum. hatta türkçe, -bir felsefe dili olarak- konu heidegger ve onun felsefe dili, kullandığı, türettiği sözcükler olduğunda bir çok avrupa dilinden daha elverişli gelir bana. böyle bir çeviriyi hakkıyla verebilecek hatta bir rivayete göre çoktan vermiş ama kendine saklamış kişi için (bkz: oruç aruoba)

    dileyen, karşılaştırmak için aruoba'nın metiş çeviri dergisinin '87 güz sayısındaki örnek çevirisinin olduğu bölüme bakabilir. tabi dergiyi bulabilirse
  • heidegger dedenin bu eserini ilk olarak alman dilinden göktürkçe'ye tercümeler yapan aziz yardımlı beyefendinin tercümesinden okuma fırsatı bulmuştum. tabii tercümanı aziz yardımlı olunca 70. sayfadan sonra hafakanlar, heyulalar, canavarlar, giantlar vesair bilcümle ecinni taifesi ile boğuştum geceler boyu. rüyalarımda neleri uslamlamadım ki aboooo? edi yitiminde özdekçi bir eytişimsellik yaşıyordum nerdeyse billahi!

    vâkıa sonra, kaldırdım rafa, bir daha da elimi değmedim varlık ve zaman'a. sürdürmeye zorluyorum ama olmuyor bir türlü. kelimelerin anlamları peşinden koşarken metni kaybettiğimi anladım çünkü. en temizi almanca öğrenmek ya da kitabı rafa kaldırmaktı. ben ikincisini seçtim. almanca çok zor lan.

    sonra, kaan h. ökten'in enfes çevirisi ve okuma kılavuzu ile olan baskısının tamam olduğunu öğrendim. uzun süredir üzerinde çalışılan bir tercüme idi bu, galiba bir 6 senesi var diye hatırlıyorum, yanlışım varsa zaten yanlışım vardır. şimdi söyleyeceklerimi bu çeviri üzerinden söyleyeceğim. gün olur da varlık ve zaman'ın türkçe tercümelerindeki farklardan da bahsedebilirsem ne mutlu bana.

    varlık ve zaman, çooook taşşaklı bir kitap. bu kitabı henüz anlamış olmaktan fersahlarca uzak birisi olarak yazıyorum bu satırları sevgili sözlük. anlamadınsa neden yazıyorsun denilebilir, doğrudur evet. ama kitabı anlamaya çalışırken geçirdiğim süreçten bahsedersem, sana da faydası olacaktır.

    bir üst paragrafta da dediğim gibi, varlık ve zaman çok taşşaklı bir kitap. "içerisindeki her şey doğru, hayatın anlamını bu kitapta bulacaksın algın'cım" gibi bir şey değil yani bahsettiğim. bu kitabı taşşaklı yapan birkaç unsurdan bahsedeyim öncelikle.

    evvela, heidegger dedemiz friedrich nietzsche ile başlayan "batı metafiziği" putlarına karşı savaşı sürdürür bu eserinde. bu yüzden çok önemlidir. gerçi "yazılanlara" göre heidegger'in üzerinde fazlaca duramadan yazdığı bir esermiş varlık ve zaman ama, lan diyorum eğer ki dursa ne yapacağıdık?

    benim varlık ve zaman kitabını anlamama sebeplerim şöyle: ilki, epistemoloji ve fenomenoloji mevzusuna kafam az basıyor. bu eser de zaten bu ikisiyle alakalı denilebilir. ikincisi, henüz kartezyen dualizm konusunda kısa tanımlar dışında hiçbir bir şey bilmiyorum. sonra john locke, kant, hegel gibi adamlar hakkında da bir şeyler bilmek lazım. bende bunların hiçbirisi yok.

    (bkz: ebu cehil bendim)

    toplamda ise heidegger dede'nin dev eseri varlık ve zaman'da bunlardan da bahsediyor, bunlara atıfta bulunuyor, bunlarla hesaplaşıyor. söz gelimi bir yerde fichte veya schelling'in bir fikrinden bahsettiği zaman, o fikri bilmeden heidegger'in öne sürdüğü argümanı anlamak neredeyse imkansızlaşıyor.

    üçüncü konu varlık problemi. işte en çetrefilli mesele. burada da klasik yunan felsefesine dair bir şeyler bilmiyorsanız eğer (tabii varlık konusundaki felsefi süreç bağlamında) varlık ve zaman uzaydaki sonsuz boşluklar gibi bir esere dönüşüp elinizi bağrınızda koyveriyor. sadece o değil elbette. heidegger kendisinden önceki bütün her şeyle hesaplaşıyor. felsefe tarihinden nefret ediyorum çünkü felsefenin kısır bir kronoloji içerisine hapsedilmesini aklım almıyor velakin bir arkeoloji yapılacaksa eğer bilgiye dair, işte o zaman görülecektir ki felsefe hesaplaşmaktır. ama gelin görün ki felsefe, kifayetsiz muhteris yarım zamanlı sahte kanaat önderliği adına, adını duyurmaktan geri kalmayanlar için de bir hesaplaşma vesilesi. her ortamda çokça sırıttıkları için, bahsetmeye değmez, zaten ortada her şey.

    son merhalede, bence varlık ve zaman ilk olarak bakılacak heidegger kitabı değil. eğer ki çokça heidegger aşermişseniz, kaan h. ökten'in heidegger kitabı adlı enfes çalışmasını tavsiye eder, huzurlarınızdan ayrılırım.
  • (bkz: zeit)
  • varolan'ı, vardır diyen görüngübilimle kavrabiliyorken aynı şeyi varlık için neden yapamayız, nedir varlık? heidegger yine de soruyu bu şekilde sormaz. "varlık ne anlama geliyor" diyerek köşe gönderinden on sekize enfes bir orta keser ve böylece metafiziğin 'varlık varolandır' eşleşmesinden sıyrılmaya çalışır. o'na göre varlık'ı varolan'dan ayıran bu küçük sorudur. küçüktür ama varlık'ın binlerce yıllık unutuluşuna karşı sorulmuştur. işte bu yüzden o'na göre sein und zeit aslında bir kitap olmaktan çok bir görev olarak önerilendir.
  • the x-files'ın 7. sezon 10. bölümünün adı.