şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: diyabet)
  • babam bir kucuk kız cocugunun kalbinin nasıl calınacagını ve onu nasıl mutlu edecegini cok iyi bilen şeytan tüyü sahibi bir insandı.

    her sene iş için birkaç ay almanya ya giderdi. hasretle onu beklerdim.
    sonra bazen okuldan donerdim, o da ne? yatagımın ustu ve odamın yerleri ful alman çikolatası, yeni oyuncak ve yeni kıyafet dolu. hemen anlardım, babam evine donmus. kosa kosa onu arardım evde, bulur ve opucuk yagmuruna tutardım. o gun hayatımın en mutlu gunu olurdu.
    babam beni hep çocuk tiyatrolarına, lunaparka, parka filan gotururdu.
    bir de pastahanelere. her pazar kalkardık besiktas tan ailece sarıyer e tatlı yemege giderdik, babam diyabet tavuk gogsu yerdi ve ben en şekerlisinden. zira babam şeker hastasıydı, allahın takdiri, yapacak bir sey yok.

    dort dortluk bir babam vardı benim.
    en buyuk aşkım.
    kahramanım.
    kusursuzum.
    beni bu dunyada en cok o severdi gozumde, en cok o korurdu, en cok ona guvenirdim.
    tanrı da beni bu kadar mutlu etmesinin karsılıgı olarak ona rıskını verirdi, sıfırdan çok zengin oldu gozumun onunde.
    ben 16 yasındayken annemle babam bosandı ve babam beni terk etti.
    cok kırıldım.
    ve acısı benden fena cıktı cunku her serde bir hayır oldugu gibi her hayırda da bir şer vardı.
    o gittikten sonra beni babam gibi sevecek bir erkek aradım, bir turlu bulamadım.
    aşk hayatım yolunda gitmeyince de yapabilecegim ve beni mutlu edecek potansiyel gul gibi kariyeri ve dahi onemsedigim dostları kaybettim.
  • malesef ismi kadar sempatik olmayan hastalıktır.
  • son zamanlarsa sosyal medyada "şeker hastalığının tedavisi bulundu" başlığıyla bir grup orospu çocuğunun kafadan uydurma kocakarı tarifleri dolaşıyor ortalıkta. işin kötüsü bu hastalığın ne kadar tehlikeli ve boktan bir şey olduğunu bilmeyen insanlar da bahsi geçen içerikleri paylaşmakta beis görmüyorlar.

    annem şeker hastası, anneannem de şeker hastasıydı ve bu yüzden kaybettik. bu öyle boktan bir hastalık ki; vücut dengesi biraz bile bozulduğunda yataktan çıkmak bile inanılmaz bir zor hal almaya başlıyor. herşey hesaplanarak yenmeli, yorulmak yasak, stres yasak, her gün düzenli olarak kan şekeri ölçülecek, ona göre yemek ve ilaç saatleri hesaplanacak vs vs.

    lütfen biraz daha dikkat, bilinçsizce yapılan bir paylaşım hiç beklemediğiniz şekilde sevdiğiniz birinin kalıcı olarak zarar görmesine ve hatta ölmesine dahi neden olabilir...
  • 8 ay önce teşhisimi koydurduğum ata yadigarı hastalığım... babamı şekerden kaybettim. anneannemi ondan 16 önce şekerden kaybetmiştim. yani iki taraftan da genetik yatkınlığım çok yüksek... korkuyor muyum? evet, anneannem ve babam gibi, son yıllarımın sıkıntılarla dolu geçmesinden korkuyorum. onların yaptıkları hataları yapmamak için dikkat ediyorum; tatlı yemiyorum, kola-fanda v.s. içmiyorum, biraz kilo verdim v.s... ama er ya da geç bir gün gözlerim görmeyecek, ayaklarım şişecek, ayağımda yaralar çıkacak ve aylarca-yıllarca iyileşmeyecek... belki anneannem gibi gözümü alacaklar, bacağımı kesecekler, belki babam gibi sadece bir parmak kaybıyla kurtulacağım... bilemiyorum. ama bunun lanet bir hastalık olduğunu biliyorum.
  • stresten nefret eder, düzensiz yaşamdan nefret eder, alkole hayır der, sigara zinhar yasak zaten.
    tatlı mı?
    doğum günü pastasını unutmalısın, kahvenin yanındaki bir lokmalık tarçınlı bisküviyi de, kahveyi de çok içme olur mu? çay da pek faydalı bi'şi diil zaten...
    ayrıca allahın günü kalkıp egzersiz yapman gerek misal yürümek spor salonuna git demiyoruz ama yürümek lazım muhakkak şeker hastası her bünyeye...

    tanı koyulduğunda yaşım 38 idi.
    hem ana hem baba tarafı şeker hastası lakin tanısı konulmuş en genç hasta benim, gestasyonel diyabetten belliydi zaten bu zıkkımın başıma çörekleneceği.
    ilk önce başıma gelecekler korkutmadı beni , hayatımın en zor zamanlarıydı tanı konulduğunda; bir adamdeğilden boşanmaya çabalıyordum, iş yerim benim dışımda sebeplerle kapatılıyordu, iki küçük çocukla hayatın ortasında kalakalmıştım. şeker hastalığı mı hey dostum can güvenliğim yok şu an benim dedim kendime diabetus mellitus ne ola ki? başıma gelen korkunç şeyler listesinde ilk üçte bile değil---di.
    gel gör ki diğerleri geçti bu kaldı.
    hem de ne kalmak; hayatımı ele geçirdi bir sağ çakıyor bir sol.

    yaz başından beri toparlayamıyorum kendimi.
    içesim var-diyabetim var
    ulan iki duble rakıyı ağız tadıyla, korkmadan, suçluluk duymadan içemeyeceksem ne diye uzun yaşayayım amk dünyası?

    doktor ilaç ekledi tedavime yemedi hala 200 duvarına toslamakta açlık şekeri sanırım insülin zamanı benim için...
  • tabii ki herkes için ciddiye alınması ve yakalanmadan önce dikkat edilmesi gereken bir hastalık ama en çok dikkat etmesi gerekenler her hastalıkta olduğu gibi herhalde hamileler. bu ara birkaç hamile var etrafımda da o yüzden olsa gerek gebelik, hamilelik yazan her şeyi okuyorum. az önce de medicana’nın anne-çocuk sitesine denk geldik mesela orda da şeker hastalığı ile ilgili tatlandırıcılar hakkında verilen bilgi ilgimi çekti. diyollaa ki ‘’ üzerinde ‘’diyabetikler’’ için uygundur, ‘’ilave şeker yoktur’’ ya da ‘’doğal’’ ibareleri olan ürünlere dikkat etmelisiniz. gebelikte tatlandırıcı kullanılmaz.’’
    bunun gibi birkaç önemli nokta daha bulacağınıza emini. link bıraktım biyron
  • göz ameliyatınının tarihini erteletme gücüne sahip ciddi bir rahatsızlık. sürprizli.

    bir katarakt ameliyatı bile kimi zaman kalp, şeker ve tansiyon rahatsızlıklarına bağlı olarak yapılan tahlil ve tetkikler doğrultusunda bir kaç kez ileri bir tarihe atılabiliyor. pazartesiden itibaren yanında refakatçi olarak kaldığım hastamla birlikte diğer hastalardaki gözlemim de bu gerçeği pekiştirecek nitelikteydi.

    örneğin şeker hastası bir hanfendi, diyalize girdikten sonra göz ameliyatına alınacaktı. ancak saatler boyunca fistül yapılamaması sonucu, her iki kol da delik deşik edilince 6 ayda 3 kez ertelenen göz ameliyatı 4. kez yine başka bir sefere kaldı. üstelik yarım elma yemesi gerekirken bir bütün elma yemesi sebebiyle şekeri şaşırtıcı derecede fırlamıştı. yapılan ölçümlerin ameliyata izin verecek düzeyde olması şart.

    özetle, yenilip içilen şeylerde kuyumcu terazisi gibi bir denge gerektiren rahatsızlık bu şeker. iradesizce davranmak ve homini gırtlak olmak maalesef kötü sonuçlara yol açmakta ve ya tedavi sürecini geciktirmekte ya da ters durumları tetiklemekte. zor.
  • hipoglisemi (şeker degerinin düşmesi) durumunda hastanin aşırı terlemesi, baş dönmesi, bilinç kaybı gibi durumlar gozlenmektedir. bu durumda hastaya başlangıç olarak nemlendirilmis toz seker(sulandirilmis seker) dil alti bolgesine bir kac mm kalinlikta macun sürer gibi sürmek gerekmektedir. hastanin bilinci acik ise şekerli su icirilebilir. bu sirada kan sekerini olcmeyi ihmal etmeyin duruma gore de 112 acili arayip bekleyiniz.
  • 18 yaşında üniversitede öğrenmiştim şeker hastası olduğumu.ne yalan söylim çok da kafama takmamıştım.hatta arkadaşlar "ne sen şeker hastasımısın?" dediklerinde "tabi lan o kadar tatlı çocuğuz işte"derdim.ne yapıcam,ne yapmıcam hiç bir fikrim yoktu.araştırma gereğide duymadım.1 ay sonra bi tahlilim vardı.ama bu 1 ayda herşey eskisi gibiydi.alkol,talı,şeker,kola hepsine devam.

    gittim hastaneye doktor hanım hanımcık,şirin mi şirin bi abla.şeker hastası olduğumu duyunca şaşırmıştı.başladı anlatmaya şu sebeten,şundan ötürü falan diye.sonra dedi ki"tatlı yerken kendini nasıl hissediyorsun?"diye bende yalanı sevmeyen biri olarak"mutlu oluyorum "dedim.oda da bi kaç doktor falanda vardı hepsi gülmeye başlayınca, bana"çık dışarı"diye bağırdı.kovulmuştum yani.canıma minnet.çünkü yenemediğim bi iğne korkum var ve bide bu hastalığa kafamı takmak istemiyordum.sonra geri çağırdı başladı tekrar anlatmaya dikkat etmessen böyle olur şöyle olur.kendi kendime "lan ben harbi hastaymışım"dedim.ilaçlar verdi,şunlardan uzak dur,şunları kesinlikle yapma tırıvırı şeylerden ibaretti benim için.çünkü üniversitedeyim,eve çıkmışım ve yaşım 18.ben o yaşta kendime sınırlar koyamazdım.

    şimdi 24 yaşındayım.bazen o beni sinir ediyor, bazen ben onu öyle gidiyor işte.son 1,5 senedir dikkat etmeye çalışıyorum.en son 5-6 ay önce bi tahlil yaptırdım.360 küsür çıkmıştı.şuan 70'lik dedeler gibi günde 4 tane hap içiyorum.doktor başta iğne demişti ama sonra hapa karar kıldık.bazen kendimi yorunca yada tatlıyı biraz kaçırınca çok nadirde olsa elde titreme,çok hafiften bi baş dönmesi yada halsizlik oluyor.sonuç olarak şeker hastalığı pis berbat lanet bi hastalık.ama dikkat edilirse en sağlıklı insanlardır şeker hastaları.