şükela:  tümü | bugün
  • yaklaşık 2 sene yurtdışında yaşamışta olsam içimde hep bir eksiklik hissettiğim durumdur. çözemediğim anlayamadığım bir eksiklik var gibiydi. yurt dışında yaşadığım yer ingiltere'de o kadar güzel bir şehirdi ki her haftasonu kafayı dinlemek için nehir kenarına gider viski içer zeytin yerdim. cuma cumartesi eğlenir pazartesi'den cuma'ya kadarda çalışırdım. ama sanki bir şeyler eksikti. işte o eksikliği 2 sene sonuna doğru daha fazla hissetmeye başladım. bu eksiklerin başında aile ve arkadaşlar geliyordu. insan bir bakıyor ki onlarsız sen sen değilsin. insan ailesi yanında olmadan en sevdiği arkadaşıyla yanında dertleşmeden hiç mutlu olamıyormuş onu farketmeye başlıyorsun.ha bu arada sürüsylen de yabancı arkadaşım olmasına rağmen bu şekilde hissetmen ayrı bir durum. tabi o yabancı arkadaşların duygunu anlayamaması belki senin onlara karşı yakınlaşmanda engel olmaya başlıyor.

    sabah akşam yabancı müzik dinleyen ben nedense 2 sene boyunca türkçe müzik listelerinden çıkamaz olmuştum. sonra baktım ki daracık bir odada 5 kişilik evde sabah akşam meksika ve hint yemekleri kokan bir evde çürüyüp gidecem. neden ? sırf facebook, instagram'da paylaştığım fotoğraflarda united kingdom yazsın diye.anca fotoğraftaki beğeniler sayesinde kendini tatmin edip duracaksın.

    bizler bu topraklarda alışmışız zorluklara, sıkıntılara eksik olunca resmen boşluğa düşüyoruz. her şeyine kızıyoruz ama kopamıyoruz çünkü aidiyet duygumuz fazla. sadakatimiz yüksek de ondan. bu duyguyu veren genelde aileniz oluyor. eğer bu duyguyu size aşılamadıysa ister muhafazakar olun ister liberal ister seküler, kopup gidiyorsunuz bu ülkeden.

    evet hükümet berbat, evet devlet berbat, evet çok sorun var ama biz neden bu sorunları çözmek için uğraşmıyoruz. bizim toplumun en büyük sorunuda bu. aynı seküler göç videosundakiler gibi sorunlarla uğraşamayan ve resmen tembel insan topluluğuyz. aman sevmedim ben bunu diyip gidiyoruz. sabredin gelecek güzel günler bu ülke içinde ama sabredin terk etmeyin, kalın birlikte büyütelim bu ülkeyi.
  • çünkü sorunu çözmek için örgütlenmek zorundasın. örgütlenirsen seni örgüt kurmaktan içeri atabilriler, senin kurduğun sendikanın önünü keser, kayyum atar, en küçük bir muhalefet çabanda üzerine basar geçerler. benzer fikirlerin bir araya geldiği bir toplantı bile yapsan yeterince potansiyelin varsa terörist sayılabilirsin birden mesela. aslında hiçbir bahaneye de ihtiyaçları yok. demokrasi yok çünkü. ülken bir paralel yapıyla diğer paralel yapı arasında sıkışmış. devlet kişisel iktidar hırsına yenik düşmüş.

    kişisel olarak çok uzun süredir umudu olmayanlara sayıdırırdım ben de. ama yaşadıklarım ve gördüklerim her gün ahlaki olarak çok ciddi bir çöküş yaşadığımızı onaylıyor. koku algılarımız artık yorulduğundan çürümüşlüğün kokusunu da alamıyoruz artık.
  • yaşadığımız her anı daha önceden yaşadıklarımızın süzgecinden geçirerek yorumlarız. bir şeyin iyi, kötü güzel, çirkin olması, beğeni, iğrenme, tutku öfke gibi duygular yaratmasının temelinde hep önceki tecrübelerimiz vardır.

    yani sen ingiltere'ye gidip hafta sonu viskini içerken bunun güzel bir şey olduğunu düşünüyorsan, sebebi çocukluğunu geçirdiğin vatanında yaşadıklarındır. insan da işte o yüzden, bir noktadan sonra farkında olsa da olmasa da referans aldığı toprakları, havayı, suyu, dostları arar.
  • çoğununki mecburiyettir, ben dahil.

    mecburiyetten kastım maddi olarak başka bir ülkeye göç imkanının olmaması.
  • türk olmalarıdır. ülkedeki en büyük çoğunluk türkler , ideoloji de türklüktür.