1. jenerasyonunun bütün güzel özelliklerini taşıyan bestekar, beyefendi, hoca.
    ayrica gerçekten çok hos, çok güzel giyinen, genc ruhlu ve esprili bir adamdir.
    sonsuza kadar yasar insallah.

    edit: olmayacak duaya amin demişiz.
  2. son dönem besteleri, daha koro anlayışına göre ve daha modern yapıda olan ve bu besteleri daha ziyade ileri türk müziği konservatuarı korosu tarafından seslendirilen bestecimiz.
  3. klasik türk müziği ya da türk sanat müziğinin son dönemlerine damgasını vurmuş bir bestekardır selahattin içli. klasik türk müziğini dönemlere ayırmak çok kolay değil ve bunu herkes farklı farklı yapmakta (örneğin, http://www.musikidergisi.net/?p=79), bu yüzden selahattin içli'yi bir son dönem bestekarı diye niteleyerek başladım.

    ne var ki, içli'nin eserlerini çağdaşlarından ayıran önemli özellikler var, ki bu onu ve eserlerini ayrıca incelemeyi gerekli kılıyor. burada tabii ki derin bir analize girişemeyeceğim ama iki noktayı vurgulamak isterim:

    birincisi, selahattin içli batı müziğine yakın, çoksesliliğe imkan tanıyan bir çok esere imza atmıştır. bu tabii demek değil ki her eseri böyledir. bazı makamları, örneğin hüseyni makamını, isteseniz de batı müziğinin diyez bemol sistemiyle çalamazsınız. bu yüzden mesela zeytin gözlüm, ki içli'nin çok güzel bir şarkısıdır, çok sesli bir şekilde icra edilemez. ama içli'nin çok sık kullandığı kürdilihicazkar ve nihavend gibi makamları, koma seslerini kullanmazsanız eğer, çok sesliliğe adapte edebilirsiniz. içli'nin örneğin hüzün gibi, cimri mi cimri bu gönülgibi şarkılarında bu özelliği görebilirsiniz.

    bu çoksesliliğe yakınlaşma isteği içli'de kuru bir müzikal heves olmanın ötesinde müziğin bugünü yakalaması isteği olarak ortaya çıkar. yani içli kendisine kadar olan müzikleri beğenmekle birlikte onlarda bir parça değişikliğe gitmenin, müziği bir yerde zamanın getirdikleriyle harmanlamanın gerekli olduğunu düşünür. bu açıdan yalnız da değildir, çok seslilik, ya da sanat müziğini potansiyel bir dinleyici kitlesine açma hevesi selahattin içli'nin kuşağındaki bazı diğer bestecilerde de görülebilir. avni anıl örneği verilebilir.

    ikincisi, ve ilkinden bence daha ilginç, içli şarkılarında prozodiye çok önem vermiş ve kendine özgü bir kural geliştirmiştir. şarkılarında kelimeler çok uzamayacaktır, uzamamalıdır. kelimeler, örneğin, "zeytin gözlüm" konuşur gibi söylenecektir. eğer bir kelime örneğin "hüzün" (ya da "tanrım") uzun, örneğin bir ya da iki ölçü söylenecekse, aynı nota üzerinde söylenecektir. yani, küçük istisnalar dışında, hüzün kelimesi x notasında başlayıp, y notasında bitmeyecek, arada karmaşık nağmeler üzerinde eğilip bükülmeyecektir. bir nevi konuştuğumuz gibi olacaktır vurgular. ağdalı nağmelerle sözler bir araya gelmeyecektir. ayrıca, bunun devamı olarak, sözler garip yerlerde kesilmeyecek, aksine kısa ve öz olarak okunacaktır.

    işte bu selhattin içli şarkılarının belki de en ayırd edici yönlerinden biridir ve ortaya hakikatten farklı bir ses çıkarmıştır. örneğin selahattin pınar'ın şarkılarında kelimeler çok süslü, işli nağmelerin içinde erirler bir yerde. bunu istememiştir selahattin içli, ve kendine özgü bir stil ortaya koymuştur. bu sadelik arayışında da, müziği geniş bir kitleye ulaştırabilme isteğinin etkisi vardır tabii ki.

    bütün bunların ötesinde içli çok güzel, çok duygulu bestelere imza atmıştır. hüzün şarkısının bir benzeri bugüne kadar yapılamamıştır sanırım. her şekilde yeni birşeyler denemiş, ve besteleriyle bir kuşağı etkilemiştir. ayrıca 1970 ve 1980lerde ahmet özhan ile yaptığı çalışmalarla da müziğini daha geniş bir kitleye ulaştırmayı başarmıştır.

    "nur içinde yatsın" diyerek bitirelim.
  4. itü tmdk'ya damga vuran kişiliklerden birisiydi.

    farklıydı o.
    yardımsever, beyefendi, sıcakkanlı, türkçeyi son derece düzgün kullanan, babacan biriydi.

    ilerlemiş yaşına rağmen temel bilimler'in koridorunda fenalaşan bir kız öğrenciye müdahale etmesi ve ortamdaki biz erkeklerden son derece nazik ve espritüel bir şekilde uzaklaşmamızı istemesi, faris akarsu hocanın odasında iken tadına doyulmaz muhabbetinden bizi mahrum bırakmaması v.b.
    o gerçekten de farklıydı.

    cenazesinde göz yaşlarımızın sel olup akmasının nedeni de buydu.dersine girdiği girmediği herkesin kalbini fetheden bir beyefendiydi.

    nurlar içinde yatsın.

selahattin içli hakkında bilgi verin