şükela:  tümü | bugün
  • mesleğinde profesyonel bir insandı.

    zamanında gazetelerde ''erbakan ve şevki yılmaz'a çok atatürk portresi sattım.'' beyanatı yer almıştı.

    ''çiller'e kendimi öztorun paşa olarak tanıttım. bana ''size baba diyebilir miyim?'' diye sordu.''
  • yargılandığı dönemde bir gazeteye (sanırım hürriyet'e) epey yüklü bir meblağ karşılığı dolandırıcılık anılarını satan şahıs. yazı dizisinin ardından bir açıklamayla sattığı anılarının büyük bölümünün de aslında palavra olduğunu beyan etmiş, böylelikle gazeteyi de dolandırdığını ilan etmişti.

    vaktiyle onlarca sahte jübileyle basketbola veda edip, jübile geliriyle çocuk hastanesi yaptıracağını söyleyerek sağı solu tokatladığı iddia edilen toni schumacher kişisine fikir babalığı yaptığı söylenir.

    bir devrin adalet bakanı şevket kazan'dan mahkemede "tecavüzcü coşkun kılıklı adam" diye bahsetmesi ve türlü lüzumsuzluklarıyla sempati toplayabilmiş biriydi.
  • mesleğine saygı duyan, mizah anlayışı gelişmiş, tansu hanım'ı "kemalistler merkezi"nden emekli paşa diye tokatlayarak kimler tarafından yönetildiğimizi yüzümüze vuran merhum dolandırıcı.

    türkiye parsadan'ı yargıladı, hapiste yatırdı ama devletin parasını oy uğruna dolandırıcıya kaptıran başbakanına dokun(a)madı.

    toprağı bol olsun.
  • yıllarca bu adamı büyük hırsız, süper dolandırıcı sanmıştık.
    aslında kendi çapında zavallı bir adammış.
    17 aralık 2013 de anca anladık.

    affet bizi selçuk başgan.
  • 1996 yilinda 19 mayis tatili haftasonu ile birlestiginden 4 gunluk bir tatildi ve okulumuzun cografyacisi erol hoca okul gezisi icin istikameti belirlemisti: canakkale. ilk durak altinoluk'du ve sehrin gobegindeki belki tek otel olan adini unuttugum bir oteli ikinci kat haremlik ucuncu kat selamlik sekilli doldurmustuk.
    cebimdeki 30 milyon o zamana kadar cebinde simit ayran parasinin ustunu gormemis bunyede, kendi ozgur iradem dahilinde ekonomik yonlendirmesi bana birakilmis, belki harcamalarim dahilinde ilerideki karakterimden ipuclari verecek ilk toplu paramdi ve babam tarafindan ac kalmayim diye cebime zoraki koyulmustu.
    otelin karsisinda her kucuk tatil beldesinde gorebileceginiz plaj aksesuarlari, top, havlu, zipkin, olta, misina vs. satan bir dukkan vardi. ilk yatirimimi burada bir adet misina, bir adet balik yemi ve dandik futbol topu olmak uzere kullanmistim.
    ilk durak sahildi, ben ve arkadasim onur suruden ayrilip balik tutmaya calistik amma hayatinda apartman disi gormemis ozel okul veletleri olarak tek yapabildigimiz altinoluk su alti senlikleri tadinda, papalinaya, sardalyaya solucanli bir kurban bayrami havasi yasatmak oldu. tekbir balik yakalayamadan ve butun solucanlari baliklara yedirip mayisin ortasinda yedigimiz gunesden basimiz agridiydi. sonra denize girdik ciktik, odamiza gittik. birseyler yapmaliydi ama bu sehirde hic bisey yapilmiyordu.
    aksam ustuydu, gunes batmak uzereydi ve biz balkonumuzda miskin miskin denizden yeni cikmisligin verdigi rehavet ile meltem yiyorduk. gozumuz asagida kalan kizlarin mayolarina takildi. onur hemen icerden misinayi kapip geldi. balik avlayamadik ama bi ise yaramaliydi, birseyler yapmaliydi. sarkittik asagi misinayi bir kizin mayosunu cekerken odadan dehset icersinde bir ses geldi. "aaaaaaah bikinim ucuyor!!bismillahirahmani....!!" duyduklarimizla misinayi bir tarafa, kendimizi obur tarafa atacak sekilde gulme krizine girdik ve olay aydinlandi. kizlardan biri balkona cikti saglamda kufur yedik. bes dk sonra erol hoca geldi ve misinayi elimizden aldi.
    gece bitmek bilmiyordu, yan odada uyuyamayan bizden bir ust siniftaki apo da odaya geldi tam oldu. aksamcilar, icki icenler icin bir cennet olan bu sehir bizim gibi yasi kemale ermeyen adamlar icin tam bir iskenceydi. top oynayacak bir ortami yoktu, sokaktaki cocuklari tanimazsin, ogretmenler disari salmaz, otelin tvsi yok ve biz ergenligin doruklarinda 30 adam bir otel katinda tikilip kalmis vaziyette enerji patlamalari yasiyorduk. apo nun gozu kenarda durmakda olan o cabuk soyulan, balon uzeri yapistirma mesin topa takildi. gitti bir iki saydirdi, sonra onur kapiyi kale ilan etti penaltilar cekilsildi, odadakilerinde duruma katilmasi ile oda yetmez oldu koridora gecildi, koridorda mutlu, yasin, soner, ahmet, mehmet derken bir odalar arasi futbol turnuvasi kiran kirana ve hunharca surmekteydi, bi ara belboyda gelip iki sut atti dur diyen kimse yoktu zaten daha sezon degildi ve otel sadece bize aitti. taaaki birinci kattan agir adimlarla yukari don atlet cikip gelen adama kadar."ananiz babaniz yok mu lan sizin" diye klasik bir ornegi cok basarili bir sekilde kullanip, bir guzelde sovdu bizi. bes dk sonra erol hoca geldi ve topu elimizden aldi.
    tatil bitti, cok eglendik, ve iki gunde kafa izni ile uzattik tatili ve donduk. otobusten iner inmez erol hoca misina ve topu beni karsilamaya gelen babama teslim etti. babam beni ekonomik secimlerinden dolayi bir hayli elestirdi, o yasta parayi bonoya faize yatirmam gerekiyordu sanki. misinayi cope attim , topda ilk gun sokakta oynadigimda patladi.
    patlak topla eve dondum, aksam yemegi hazirdi. yemegimizi yerken babam aksam haberilerini izliyordu ve ciller'i dolandiran bir adamdan bahsediyordu butun kanallar, resmini gosterdiler. evet, evet tanidikdi bu adam, kimdi? ulan iki gun once anami sovmustu, iyi olmus demistim. simdi allah rahmet eylesin derim.
  • dolandırıcılık sanat olsa oscarlık adamdı kendisi. mesleğe ilk olarak 16 yaşında süleyman demirel'i dolandırarak hızlı bir giriş yapmış. şu aşağıdaki alıntılar cezaevi günlerinde kendisiyle yapılan iki röportajdan alıntı. tam ibretlik. hele şevki yılmaz kısmı. anam anam anam...

    "gündemi kaçırdın mı kaybedersin. mesela; ne konuda konuşuyorsan o konuda uzman olman lazım. "paşa" olarak mı arıyorsun, askeriyeyle ilgili her konuyu bilmen lazım. "bakan" olarak mı arıyorsun, meclisle ilgili, o bakanlıkla ilgili, bakanla ilgili, daha önceki bakanlarla ilgili herşeyi bilmen lazım. mesela turizm bakanı olarak arıyorsun, karşıdan bir soru geldi, "işte efendim veli bey n'apıyor?" kim bu veli bey diyemezsin. veli bey belki müsteşar. anadın mı ? yani o bakanlığın üst düzeyine hakim olacaksın. sonra adam müsteşarı sorar, tanımıyorsan; "ulan bu nasıl bakan" der. piyastos olursun, anadın mı ne demek istediğimi"

    ----

    "- şevki yılmaz diye bir adam var. rize belediye başkanı. sene 93 mü 94. beş takım atatürk ansiklopedisi satmak için aradım. "sayın paşam!" dedi. "kaç takım ayırdınız bize. beş takım dedim.

    - vay be paşam diyor ha?

    - yemin ederim sana. takımını iki bin dolardan satıyordum atatürk ansiklopedisinin. diyelim ki bugünün parasıyla bir milyon liraya alıyorum, iki milyar liraya satıyorum. böyle büyük rakamlar. bire iki bin falan koyuyorum. "lütfen sayın paşam" dedi. " bizim belediyemize 25 takım yaptırın!" hemen akşam atladım bir otobüse, ankaradaydım. oradan doğru rizeye. ertesi sabah elemana soruyorum. "parayı aldın mı ?" diye. "ne demek" diyor. kaptık yani mangır cepte.

    - paşam diyor sana ha ?

    - "paşam diyor, nolursunuz çok rica ederim, elinizde fazla varsa bize 25 takım yollayın. allah belamı versin. aldığım para bugünün parasıyla 50 milyar."
  • 1952 istanbul doğumlu. mesleğe babası sebahattin parsadan sayesinde bulaştı. galatasaray profosyonel basketbol a takımında oynarken kariyerini aloculuk üzerinden çizmeye karar verdi. dünyanın parasını tokatladı, sonraki günü düşünmedi, etrafındaki herkese yardım etti, kumarda kaybetmediği zamanlar geceleri erzak ve giysi dolusu bavullarla fakir mahallelere gitti. ilk alo'sunu 16 yaşında paşalardan birinin ismini kullanarak dönemin başbakanı süleyman demirel'e yapmıştır, ilk parası olan %10 komisyonu ile gidip bi ton kavuniçi levi's kot pantolon almıştır, her daim atarlı takılmıştır. yüzlerce iş adamı, siyasi ve bürokratı dolandırmıştır. zengin veletlerle kanka olup, gizliden babaları hakkında istihbarat yapıp, ertesi gün aynı veletlere babalarından çarptığı parayla içki ısmarlamıştır. 2 kasım 1995 günü emekli orgeneral necdet öztorun'un sesini taklit ederek, dönemin başbakanı tansu çiller'den kemalistler derneği adına 5buçuk milyar lira istediğinde para devletin örtülü ödenek bütçesinden karşılanınca, olay ülke gündeminde büyük yer eder, politik dengeleri yerinden oynatır ve ardından gizlendiği altınoluk'ta 4000 evde yapılan aramalar sonucu yakalanır, 25 senelik büyük kariyerinin sonunu getirir. yakalandığında afyon cezaevinde -sonradan nuri kardeşler tarafından öldürülen- mustafa duyar'la aynı koğuşu paylaşmıştır. kesinlikle bambaşka bir hayat yaşamış olsa da her zaman cezaevindeki politik suçlularla takılmıştır, ağabey olarak anılmıştır. mustafa duyar'ın öldürüldüğü -isyan süsü verilen- operasyonda kafasına aldığı kurşuna rağmen kurtulmuştur. 4küsür yılın ardından 2001 şubatında serbest bırakıldı. 25 temmuz 2006 tarihinde omurilik kanserinden öldü. öldüğünde 5 kuruş parası yoktu.
    "aloculuk" mesleğinin belki babası değil ama kesinlikle en büyüğüdür. gönüllerimizin anti-herosudur...
  • kendi payima ne varsa helal ettigim yerli robin hood. laf cambazi ve renkli bir kisilige sahip olmasi medyanin gözbebegi olmasini saglamistir. ettigi laflar ise yenilir yutulur cinsten olmayip cok düsman kazanmasini saglamistir. basina yaptigi ilginc aciklamalardan bazilari...

    - safbayan (basbakan tansu ciller icin kullandigi sifat)

    - ben refah partisinin adami sanmayin. ben dinsizim. (bkz: dinsizin hakkindan imansiz gelir) refahtan bir kurus bile almadim.

    - enginin anasini aglattim. hergün aliyordum engin civan dan para. gökte ucan yildizlari koruma dernegi desem verecekler parayi. bunlar hakikaten kus beyinli.

    - ben yahya degilim. (bkz: yahya demirel) arkamda kimse yok. bu milleti dolandiranlari tokatliyorum. bu benim daha zeki oldugumun kaniti. bir cesit cezalandiriyorum yani. kücük oynamam. 15-20 milyona adam satmam.

    - yalim erez i cok dolandirdim. basketbolcu selcuk adina alti kere jübile yaptim ve altisini da bu adama sattim. hic bir zaman demedi ki bu kacinci jübile kardesim?

    - bizi ülkücü mafya cakallarina sisletecekler! (cezaevindeyken babasina yazdigi mektuptan)

    - yaptigim dolandiriciliksa profesyonel dolandiriciyim. ama karsima hep amatör politikacilar cikti. artik dürüst yoldan para kazanacagim. (cezaevinde vurulup (bkz: nuris) serbest kaldiktan sonraki ilk röportajindan)

    - tansu ciller in örtülü ödenek davasindan yargilanmamasina ragmen yargida beraat etmesi gülünc. ama tansu ya kinim yok; onu her zaman affederim. tek sartim var gelsin elimi öpsün. bana "ne yapiyorsun baba?" diyordu. babasiysam gelip elimi öpsün; babasi da onu bagislasin. abd türkiye den daha güzel bir yer. orada gidip eglensin ve millette ondan kurtulsun.
  • necip fazıl kısakürek sayesinde ismi akla gelen milli dolandırıcımız. hiç unutmuyorum, yeni harman dergisine verdiği bir roportajında "bu memleketi düzenleri ben düzdüm" demişti. allah rahmet eylesin.
  • bir paşanın isminde dönemin başbakanı tansu çilleri örtülü ödenekten 140 bin dolar düdükleyip akşamına bütün parayı 20 dakikada rulette kaybettiğini ve daha nicelerini lise anılarını anlatır gibi keyifle anlatan, dolandırdığı insanlardan müşterim diye bahseden şaka gibi bir kişilik..kendi tabiriyle profesyonel dolandırıcı