şükela:  tümü | bugün
  • yaklaşık 3 senedir okumaya çalıştığım üniversite(!).okula ilk geldiğimde ilk gözüme çarpan şey hayvan gibi bir camii ve yaninda adına fakülte denen bir dizi ufak binaydı(alaaddin kampüsü).o yıllarda daha kütüphanesi bile yoktu anlayın artık.bu okulda top sakal bırakmak,ramazanda sigara içmek veya bişeyler yemek hayati bir hata olabilir,iki kere düşünmek lazım.ayrıca ülkücülerin 4'erli,sonu gelmeyen bir sıra halinde yürüyüş yapmaları olağan birşeydir,eğer yolunuz düşerse şaşırmayınız(ve bulaşmayınız).

    4 yıl sonra gelen edit: efendim üniversiteyi bitirdik, alttan çok sular da aktı..şimdi şu entry'yi tekrar okuduğum zaman biraz haksızlık yapmışım gibi geldi..belki de içinde bulunduğumuz zorluklardan dolayı o günlerde elimizdeki imkanların pek farkında olamadık. şimdi dönüp geriye baktığımda bu üniversitede bir çok güzel anımın da olduğunu hatırlıyorum, hatta o günleri geri getirsek de tekrar yaşasam bile diyorum..
    bence konya sakin, düzenli yaşamıyla öğrenciler için uygun bir şehir..ha yok, ben hızlı yaşarım arkadaş diyorsanız o imkanlar da "artık" mevcut. üniversite de son yıllarda gelişme gösterdi, sonuçta gidilip gönül rahatlığı ile okunabilir.
  • ramazan da sigara ichenlerin dayak yedigi, kantininde iftardan once bisheyin satilmadigi universite
  • nefret edilesi insanlarının olduğu konya şehrinin biricik üniversitesi.. bu üniversitedeki en büyük aktivite teşkilat masasına toplanıp kim kiminle nasıl nerede neden şeediyo gibi çok önemli konuların konuşulmasıdır..
    selçuk üniversitesinin en ama en güzel yanı 4. sınıf olmak....
  • unversite hakkında ne duyduysaniz yarisinin yalan yarisininda artik gecmiste kaldigi ve omrumun en az 4 senesini alcak olan agac fakiri yer.
  • konya sehrinde konuslanmis, bazi fakulteleri karaman ilinde bulunan (bkz: spor akademisi) bir devlet universitesi..
  • bir de hizbullahcilar efsanesi vardir. anlatilana gore vakti zamaninda alaaddindeki devlet yurduna 10 tane egitimli hizbullahci gelmis ve ortaligin tozunu atmislar. turkmenlerin falan hakkindan gelmi$ler. 40-50 ki$iye kar$i kavga ettikleri olmus. bunlar ayrildiktan sonra ortalik yine türkmenlerden sorulur olmus tabi.
  • ana kampüsündeki anıtlarını pek beğendiğim üniversite. hemen kampüs girişinde selçuk bey selamlar insanı, bu heykel istanbul'daki pek çok osmanlı/padişah heykelinden çok daha etkileyici ve görkemli gözüktü gözüme. biraz ilerlersiniz, süleyman demirel kültür merkezi önünde eski bir türk-şaman totemi olduğunu düşündüğüm anıt göze çarpar, üzerinde bir sıra okuyamadığım göktürk yazısıyla beraber. kültür merkezinin hemen karşısında ise dairesel biçimli oğuz türkleri anıtı vardır, bu anıtın bir yüzü bozok boylarına, bir yüzü ise üçok boylarına ayrılmış, her bir boyun en eski "damga"sıyla beraber (damga: boyların simgesi/imzası gibi bişey, oğuz boylarının damgaları göktürk harflerini andırırken daha sonra arap harflerinden esinlenilmeye başlanmış; bu anıttakiler göktürk olanlardan). ayrıca anıtın dairesel çevresi göktürk harflerinin teker teker yontulmasıyla kaplanmış (bu harfler sıralı mı bilmiyorum bir alfabe oluşturacak şekilde ama sanırım bütün harfler var ve sadece kalın k ile ince k tekrarlanmış, diğer hepsi 1 tane). daha sonra sola dönüldüğünde ise türk büyükleri parkı (hunlardan osmanlılara kadar tüm monarşik türk yönetimlerinin kurucularının büstlerini içeren park, osman ve selçuk bey tam ortada olacak şekilde sıralanmışlar yani kronolojik değil), biraz ilerde ise uyarı anıtı var. (ayrıntılı bilgi için bakınız: uyarı anıtı) türk büyükleri parkından geçip biraz ilerleyince ise göktürk yazıtlarından kültigin anıtı'nın tahminimce bire bir orijinal boyutlarında bir kopyası vardır, 3 tarafına minicik göktürk harfleri oyulmuş, bir tarafı ise çince. hemen yanında ise yazının bir kısmının modern türkçe çevirisi yer alır. daha ilerde ise sovyet stilinde çift başlı kartal heykeli ve önünde atatürk heykeli, alt kısımda ise kurtuluş savaşı ve atatürk devrimlerini anlatan kabartmalar var. unutmadan; uyarı anıtı'na giden yolda birde barış manço büstü var.
    bütün bu anıtların konya'da olması ise anıtlardan daha çok hoşuma gitti. çünkü bu anıtlar, islamcılar'a göre türklerin "dinsiz" dönemlerinden kalma hatırlanmaması gereken hatıralardı ve yine de islamcıların en güçlü olduğu türkiye kentindeydiler; ayrıca burası ortasındayken uçsuz bucaksız gibi görünen vıcık vıcık güneş altında bir bozkırın tam ortasıydı; aynı bu anıtların orijinallerinin bulunduğu orta asya gibi.
  • anıtlarını beğendiğim ama peyzaj düzenlemesini iğrenç bulduğum kampüse sahip üniversite. zira biraz açıklık bırakılması gereken çim araziler tıklım tıklım süs ağacıyla doldurulmuş; banklar ise çevrelerine sıralanmış çalı bitkilerle deli yakan 1016 mt rakımdaki bozkır güneşine terkedilmiş, tıplı beyaz taşlarla kaplandığı için güneşi insanın yüzüne yansıtan yolların çevresinde ağaç olmayışı gibi. olan ağaçlarda dar uzun iğne yapraklılar, yani asla şöyle altında oturulacak gölge yapmayacak olan ağaçlar. ayrıca bu kadar geniş çimen arazilere ne gerek vardı, golf mü oynayacaksınız diye soracak oluyor insan, zaten yağış az, o sulama musluklarına 10 yıl sonra yeraltı suyunu kurutunca nereden su bağlayacaksınız? ille toprak bitkilerle kaplanacaksa, konya'ya çimden daha çok yakışacak ve çok daha az su isteyecek bitkiler de bulunurdu. artı çim yaptınız madem biraz açıklık yapında şöyle uzansın insan, ağaç dikmek iyidir güzeldir de...
  • ogrencilerinin cogu anadolunun kucuk sehirlerinden olmasi sebebiyle tam bir turkiye sentezi iceren okul.