şükela:  tümü | bugün
  • ekşi sözlük'te hakkında ne yazmışlar dur bi bakayım diyerek buraya gelen tercih dönemindeki liseli ergen sana diyorum, evet sana, akıllı ol.
  • 2007 yılı sonunda duyurup 2008'in ocak ayında yaptığı araştırma görevliliği sınavlarında büyük bir başarıya imza atmış okul. eski üniversitem olduğu için her zaman sempatiyle baktım lakin başıma gelen son hadise hakikaten tokat gibiydi. önce ales puanıyla başvuruları kabul edeceğini duyuran okul sonra ek bir duyuruyla aralık 2006 les puanlarını da kabul edeceğini ilan etti. daha sonra başvuru sırasında bana puanınız les mi ales mi diye sorduklarında şaşırdım ne farkeder ki diye. okul sonradan yaptığı duyuruyu geçersiz saymış, les puanıyla yapılan başvuruları reddediyordu sapır sapır. hatta öyle ki bankaya yatırtmayıp makbuz karşılığı aldığı, yani direk cebine indirdiği, kişi başı 50şer ytl tutarındaki bağışı(!) da les puanıyla başvurmuş olanlara iade ediyordu. ales puanım olduğundan bu aşamayı atlatabilmiştim. her başvurumda bir terslik olduğundan buna şaşırmamıştım zaten. mezun olduğum bölümde 10un üzerinde olduğunu duyduğum başvuruların çoğu iptal olmuştu doğal olarak. sınava 3 kişi girdik. birisini tanıyordum adaylardan ve zaten o bölümde master yaptığı için o arkadaşı da oldukça şanslı görüyordum. kulağımıza herhangi bir torpil duyumu da gelmediği için içimiz rahat sınava girdik. ertesi gün mülakat yapıldı. aman allahım her şey güllük gülistanlık. mezun olurken helalleşmek için odasına uğradığımda yüzüme bakmayan bölüm başkanının boynuma atlayıp sarılmadığı kalıyor. neler oluyor diyorum içimden, ne kadar değişmiş buralar. sonra bekliyoruz 1gün, 2gün, açıklanmıyor sonuçlar, alınan ufak tefek duyumlar tahmin ettiğim arkadaşın kadroyu kapacağını söylüyor. çok şaşırmıyor ve kendimi bu sonuca hazırlıyorum. oraları terkedip hacettepede master yaparak yeteri kadar küstahlık yapmışım zaten, sınava girmiş olmak bile başarı olmalıydı benim için. sonra birden bir çarşamba günü sınav sonucu açıklanıyor. 1 kişi olarak ilan edilen kadroya 2 kişi alınmış. şaka olduğunu düşünerek personel işlerini arıyorum, muhatap yok, bölümü arıyorum kimsecikler yok. yardımcı doçentlerden birini buluyorum, bilgisi olmadığını söylüyor. günün ilerleyen saatlerinde, aslında jüride olması gereken ama çeşitli sebeplerle jüriye katılamayan bölümün önde gelen hocalarından birisini, bir profesörü arıyorum, bana gayet makul bir açıklama yapıyor. les puanları geri çekilince birçok bölümün kadrosu başvurusuz kalmış ve elde kalan kadrolar devlete geri gitmesin diye sağa sola yamanmış, benim bölümüm de 1 kadro için bir taraflarını yırtarken birden ikinci kadroyu bulunca çok sevinmiş tabi. hocaların şen şakrak tavırlarını yavaş yavaş anlıyorum. iki kişilik kadrodan birini alamadığıma mı, yoksa 3 kişinin girdiği sınavda başarısız(!) olan tek kişi olduğuma mı üzüleyim bilmiyorum. ya da bölümün ikinci kadroyu hiçbir zaman bize açıklamayıp gizliden iş yapmasına mı? yazılı sınav puanları açıklanmadı, mülakatta kaç puan verildi bilmiyorum, dil puanım her iki adaydan da yüksekti, ales puanım adaylardan birisinden 3 puan yüksek diğerinden 2 puan düşüktü, lisans ortalamam bir arkadaştan düşük, diğeri hakkında fikrim yok, ama zamanında topluluğu, dergisi ve organizasyonları için kendimi paraladığım bölümüm dışarıdan gelip konyada master doktora yapan bir öğrenciyi gözü kapalı tercih etmişti. bütün gün dua ettim, inşallah yazılı sınavı elime yüzüme bulaştırdığım için bana bunu yapmışsınızdır diye, ama öyle olmamıştı. 4 yıl okuduğum ve karşılıklı emek harcadığımız bölüm, gökten kadro düşse sana zırnık yok demenin hunharca bir yolunu bulmuştu. giren iki arkadaşa da başarılar diledim elimden geldiğince. ama şayet en ufak bir haksızlık olduysa bu atamalarda, ki olduğuna herkes kani, iki elim olayda emeği geçen herkesin yakalasında olacaktır, bu dünyada ve bu sistemde değil tabi. ve ben bu akademi denen zımbırtıya torpil kullanmadan girip hepinizin ipliğini pazara çıkaracağım yukardakiler, sonra failim kim olur meçhul..

    bir önemli not; telefonda konuştuğum profesöre iki kişi alındığını söylediğimde "aa evet sen varsın di mi?" diye sorması trajikti.
    "hayır hocam, diğer iki arkadaş girmiş, hayırlı olsun"
    bu olay selçuk üniversitesinde ilk kez yaşanmıyor, ama ben elde kalan kadroların sağa sola sıvanmasına ilk kez şahit oluyorum. selçuk üniversitesi bana bir kez daha unutulmazı yaşattı, bu başarısından dolayı da takdiri hakediyor.

    (bkz: alkış)
  • geleneksel haydi kampüsü bok kokutalım şenlikleri başlamıştır.
  • enstitü otomasyonuna abd başkanı giriyor, stanford'a yale'e kafam girsin.

    https://imageshack.com/i/pc2q3ogup

    *
  • akademisyen ve öğrencilerden yök'e tepki

    meram tıp fakültesi, ahmet keleşoğlu eğitim fakültesi ve ilahiyat fakültesi gibi 3 önemli fakültesinin burdan alınıp konya üniversitesi' ne bağlanması söz konusuymuş.
    bu mantıkla giderlerse 5 yıl sonra da selçuk üniversitesini, selçuk teknik üniversitesi yaparlar...

    "ellerinde 'üniversitemiz evimiz', 'selçuk üniversitesi bir markadır', 'bizi üniversitemizden ayırmayın', 'bölünmeye hayır' yazılı dövizler bulunan öğrenciler, 'selçuk'a geldik, selçuk ile gideriz', 'bölünmeye hayır', 'türküm, mutluyum selçukluyum' diye slogan attı."

    'türküm, mutluyum selçukluyum' ne demek arkadaş... konya üniversitesindekiler ecnebi mi afedersin.
  • bu okulun mühendislik fakültesini tasarlayan vallahi de billahi de adam değildir. delidir. ulan lsd etkisindeyken mi çizim yaptın? bakın tahayyül(umarım doğru terimi yazmışımdır xd) etmeniz için fakültenin dizaynını özet şekilde anlatıcam. fakültede 5 blok var 6 da olabilir. ancak 1 dekanlık kapısı 2 tane de ögrenci çıkış kapısı var. bu blokların hepsi 4 katlı 2 adet apartmanın birleşimi büyüklüğünde ve blokların hepsinin bir bağlantı noktası var. 6 ayaklı bir örümcek gibi düşünün. o orta nokta ise ana merdiven oluyor. o merdivenden 1 blok hariç bütün bloklara ulaşabiliyorsun. ama o merdiven de dar amk. her katın farklı noktalarında 3 adet merdiven var ve her yer her yere benziyor?! bir de atiker holü gibi kazulet bina yapıp onu da fakülteye eklemişler. halil cin anfisi de var ama o ayrı bir bina. yemin ediyorum 1 buçuk sene sürdü fakülteyi tamamen keşfetmem. 1 blok daha inşaat halinde ama fakülte dökülüyor. aferin alın daha öğrencileri.

    not: tasarım ödülü almış.

    edit: tam keşfedemediğimi farkettim. halil cin amfisi bir dehliz yoluyla fakülteye bağlıymış. yeni blokta yolda. o da fakülteye entegre yapılıyor. keops piramitine döndürün iyice amk.

    edit2: yeni binanın tamamlanmış haliyle birlikte fakültenin dışarıdan yakın bir görüntüsü geldi önüme. karışıklığı daha net anlayacaksınız.
    alttaki yorumlar evlere şenlik
  • şenliklerde kafanıza voleybol topu gelmesi kaçınılmaz olan üniversite. dışarıdan gelen biri bahar şenliğinde voleybol oynayan gençleri görse ülkenin en popüler sporu futbol değil voleybol zanneder.
  • http://webtv.hurriyet.com.tr/…ndan-oluyorlardi.aspx

    biri de demiyor ki aga o kadar öğrencinin o dolmuşta ne işi var
  • kendisine yakışmayacak derecede, kötü bir websitesine sahip mektep.
  • ana kampüsündeki anıtlarını pek beğendiğim üniversite. hemen kampüs girişinde selçuk bey selamlar insanı, bu heykel istanbul'daki pek çok osmanlı/padişah heykelinden çok daha etkileyici ve görkemli gözüktü gözüme. biraz ilerlersiniz, süleyman demirel kültür merkezi önünde eski bir türk-şaman totemi olduğunu düşündüğüm anıt göze çarpar, üzerinde bir sıra okuyamadığım göktürk yazısıyla beraber. kültür merkezinin hemen karşısında ise dairesel biçimli oğuz türkleri anıtı vardır, bu anıtın bir yüzü bozok boylarına, bir yüzü ise üçok boylarına ayrılmış, her bir boyun en eski "damga"sıyla beraber (damga: boyların simgesi/imzası gibi bişey, oğuz boylarının damgaları göktürk harflerini andırırken daha sonra arap harflerinden esinlenilmeye başlanmış; bu anıttakiler göktürk olanlardan). ayrıca anıtın dairesel çevresi göktürk harflerinin teker teker yontulmasıyla kaplanmış (bu harfler sıralı mı bilmiyorum bir alfabe oluşturacak şekilde ama sanırım bütün harfler var ve sadece kalın k ile ince k tekrarlanmış, diğer hepsi 1 tane). daha sonra sola dönüldüğünde ise türk büyükleri parkı (hunlardan osmanlılara kadar tüm monarşik türk yönetimlerinin kurucularının büstlerini içeren park, osman ve selçuk bey tam ortada olacak şekilde sıralanmışlar yani kronolojik değil), biraz ilerde ise uyarı anıtı var. (ayrıntılı bilgi için bakınız: uyarı anıtı) türk büyükleri parkından geçip biraz ilerleyince ise göktürk yazıtlarından kültigin anıtı'nın tahminimce bire bir orijinal boyutlarında bir kopyası vardır, 3 tarafına minicik göktürk harfleri oyulmuş, bir tarafı ise çince. hemen yanında ise yazının bir kısmının modern türkçe çevirisi yer alır. daha ilerde ise sovyet stilinde çift başlı kartal heykeli ve önünde atatürk heykeli, alt kısımda ise kurtuluş savaşı ve atatürk devrimlerini anlatan kabartmalar var. unutmadan; uyarı anıtı'na giden yolda birde barış manço büstü var.
    bütün bu anıtların konya'da olması ise anıtlardan daha çok hoşuma gitti. çünkü bu anıtlar, islamcılar'a göre türklerin "dinsiz" dönemlerinden kalma hatırlanmaması gereken hatıralardı ve yine de islamcıların en güçlü olduğu türkiye kentindeydiler; ayrıca burası ortasındayken uçsuz bucaksız gibi görünen vıcık vıcık güneş altında bir bozkırın tam ortasıydı; aynı bu anıtların orijinallerinin bulunduğu orta asya gibi.