şükela:  tümü | bugün
  • ozellikle son 3 senedir aydin dogan genc iletisimciler yarismasından ve cesitli sivil toplum kuruluslarindan bircok odul kazanarak majör iletisim fakülteleri arasinda kendine yer edinmeye basladiğini kanıtlayan fakülte. altyapidaki sonu gelmeyen imkansizliklara ragmen iyi bir seyler üretmek icin cabalayan bazı cilekes ogrecilere de ev sahipligi yaptigi bilinmektedir.
  • kendinden bıktıran ya da sevdiren hiç bir hocası bulunmayan okul. tüm hocalar kendi halinde... ha bi bilal arık fena değildi. o da kirişi kırdı zaten, gazi ye gitti.
  • vakti zamanında önündeki banklarda zaar gibi beklediğim fakülte.herkes geldi,o gelmedi tabi.önemli olan da godotun gelmesi değildi zaten.hiç gelmeyecek birini beklemekti adı herneyse.ben mezun oldum godot hala orda.hergün önünden geçip içeri giriyor.dersi bitince çıkıyor.ama bank boş.

    öte yandan kısa filmleri sürekli ödül alır bu fakültenin.
  • binası dışarıdan bire bir devlet hastanesine benzeyen, hocalarıyla iletişim olanağınızın kısıtlı olduğu nadir iletişim fakültelerindendir.
  • kantininde ülkücülerin konuşlandığı teşkilat(wtf?) masaları bulunan fakülte. neyin teşkilatıysa anasını satayım. sanki bana ülkeyi kurtaracak.
  • bir zamanlar burada rts bölümünde bulunmustum. film atölyesinde genç dimaglarin hayal ettiği üzere sanat icra edilir ve atölyeye liyakata göre eleman alınması beklenir.

    fakat ne görelim atölyede üst sınıf balıkesir ayvalıklı bir eleman var ve yanına 3-4 tane de ayvalıklı eleman almış. ya da ayvalıklı olanların yakın arkadaşları. bunların herhangi bir tecrübesi ve özelliği yok. atölyeye normalde herhangi bir meziyeti ve oraya değer katacak tipler alınır.

    sanat yapılan bir yerde kadrolaşmanin yaşandığı selçuk iletişim maalesef böyle bir yer. ben sadece rts kısmı için konuşmuş olayım.
  • baya süre önce mezun olduğum bölümdür.

    bahsedilen kadrolaşma hep vardı. film atölyesinde de, televizyonda da. hatta o kadrolaşma televizyonda öyle bir hal almıştı ki, 1 sene çalışmış erkek öğrenciler orada genel yayın yönetmeni edasıyla dolaşıyor, 3-5 gündür çalışmaya başlamış kızlara her türlü kolaylığı sağlıyorlardı. 2 aydır gelip giden erkek öğrenciler kolay kolay rejiye oturtulmazken, kız öğrencilere ilk haftadan işin kabası öğretilip yayın masasına oturtulurdu.

    kimse de ses edemezdi. hata yaptıklarında da olur öyle denilip geçilirdi, aynı hatayı erkek öğrenciler yaparsa kavga çıkardı. keyfi bir yönetim ve ego savaşları içerisinde yürütülürdü herşey. o zamandan bu zamana pek birşey değişmemiş demekki.
  • ilginç bir şekilde medya çalışanları arasında marmara ve istanbul iletişim'den sonra en çok kocaeli ve selçul üni geliyor. bu işe "ee biri ankara biri istanbul'a yakın" diye bakamıyorum da zira istanbul'daki diğer iletişim fakültelerinden bile daha çoklar. bunun yanında yakın diğer şehir üniversitelerinden de fazlalar. sebebi ne olabilir ki
  • sebebi eğitim kalitesi ve sektöre kalifiye eleman gönderiyor olmasıdır. rts bölümü öğrencisiyim, en basit derslerde bile hocaların ileride işimize yarayacak mesleki birikimimizde kullanabileceğimiz şekilde tüyolar verdiği, derslerin üzerine düşüldüğü bir bölüm. diğer bölümler için de aynısını söylemek gerekir.

    iletişimdir, sözeldir, kolay okunulur, yata yata diploma alınılır denilecek bir fakülte değil selçuk iletişim.