şükela:  tümü | bugün
  • bir insan ahırı ve hayvan mezbahası kombinesi.

    bu fakülteye insanların iki türlü işi düşer. önce hasta sahiplerine hitaben bir şeyler söyleyeceğim, sonra üniversite olarak tercih etmeyi düşünenlere.

    konyada bu fakülte hastanesi kadar imkana sahip başka bir klinik mevcut değil. bu kadar ucuz hizmet veren başka bir klinikte yok. ancak bir aşıdan 10 lira tasarruf etmek istediğinizde sağlam getirdiğiniz dostunuzu enfekte edip daha sonra nice 10 liraları onun tedavisine harcamanız gerekebilir. açık operasyonlarda konyada daha steril şartlar sağalanabileceğini sanmıyorum ama rutin ziyaretleri minimize etmeniz faydanıza olacaktır. barınak hayvanları yoğun olarka buraya getirildiği ve kliniğin hiçbir zaman hiçbir şekilde bir kliniğe uygun şekilde temizlenmemesi sebebi ile risk faktörü çok yüksektir. 30 tane öğrencinin barınaktan gelen hayvanı sevdikten sonra köpeğinizi sevdiğini de bu tabloya eklerseniz aşağı yukarı riskin büyüklüğünü anlarsınız. eğer barınaktan gelen hayvanda bardotella varsa, sizin hayvanınızda bardotella var mı diye bir soru bile abesle iştigaldir tek soru köpeğinizin immun sistemi hastalanmasını engelleyecek kadar güçlü mü? zaten bir muayehanede 2-3 zaman zaman 5’e kadar hasta olduğu için öğrenciler bulaştırmasa da bu duruma düşmeniz olası.

    ayrıca özellikle belirtmem gereken bir konu da eğer cerrahi bölümüne gelecekseniz kendinizi küçük düşürülmeye hazırlayın. azarlanabilir, bağırılabilir, baştan savılabilirsiniz. özel kliniğin aksine sizin paranız muhatap olduğunuz kişiye değil üniversiteye gittiğinden, muhatap olduğunuz kişinin maaşıda sizin paranızdan değil devlet tarafından sabit olarak ödendiği için siz onun için bir angaryasınız. bunu cerrahide özellikle çok iyi hissedersiniz. alacağınız sonucun tüm o küçük düşmenin yanında daha da kötü olma ihtimalide çok yüksek.

    mecbur kaldınız ve geldiniz diyelim, özellikle bandaj konusunda dikkat etmeniz gerekiyor. hatalı bandajdan amputasyon gerekmesi çokta nadir olmayan bir durum. bir ara sürekli amputasyon yapılıyordu iyice kasaplığa dökülmeye başlayınca iş, sonradan azalttılar. ayrıca hastanede kalması teklif edilirse reddedin. hayvanların kaldığı bölüme siz giremiyorsunuz lakin sterilizasyonun en kötü olduğu yer orası. çünkü siz giremiyorsunuz. her yerde, ameliyathanelerde bile olan tozdan değil, alınmaya üşenilen ölü hayvanlardan bahsediyorum burada. zaman zaman da ölüm sebebi tehlikeli bulaşıcı hastalıklar olabiliyor. bir defasında bir hasta sahibinin oraya izinsiz girdiği zaman nöbetçi olan hekim hakkında idari işlem başlatılacaktı ki bir şekilde hasır altı edildi çünkü giren kişi her taraf kan içinde ortada da bir ceset görmüş ve fotoğrafını çekmiş. gördüğü manzaranın vahameti bir yana, hayvan insanlar içinde ölümcül olan bir hastalıktan öldüğünden kendisi farkında olmadan riskli bir duruma girmiş. ayrıca herkes neden içeri girmesine izin verildi diye suçlayacak adam arıyor ama kimse toxocaralı o hayvan niye oradaydı, niye karantinada değildi, niye öldüğünde kimse almadı, hadi öldü ve kimse almadı, niye hayvan şeytana kurban edilmiş gibi her tarafa kan bulaştı demiyor. bu olayı da fakülte fertlerinden öğrendim o giren vatandaşın abartısı değil, o kim bilir daha nasıl anlatacaktı.

    konya dışına çıktığınızda burada yapılan işlemleri kontrol ettirmek adına bir veterinere muhakkak gidin. özellikle ortopedik bir operasyon sözkonusu ise kontrollerini hem başka yerde yaptırın hemde en azından bir röntgen çektirin.

    şimdi gelelim öğrencilere. bir veteriner fakültesinden çıkan öğrencilerin şu seçenekleri olacak:
    -özel sektörde işe başlayabilirler. bu sektörler, klinikler olabilir, suni tohumlama olabilir, besin denetçiliği olabilir, ilaç mümessilliği olabilir.
    -devlet kadrosuna da girebilirler. kpss ile memur, veya ales-yds ile akademik kariyer seçebilirler.

    ne kadar çok seçenek var. lakin bunların hiç birinde selçuk üniversitesinde aldığınız eğitim size yardımcı olmayacak bilakis köstek olacak.

    öncelikle hiçbir klinikte iş bulamayacaksınız. bedavaya çalışırsanız başka. çünkü bu üniversite mezunları nitelikli bilgi sahibi olamadan mezun olurlar. bilenler de haftasonlarını ara tatilleri yaz tatillerini değerlendirerek o zaman bir şeyler öğrenebilmişlerdir. yeni gelecekler için o da artık mümkün değil zira yaz okuluna kalacaksınız.

    suni tohumlama alanında çalışmak için bir şey öğrenmeyeceksiniz zaten o iş için mezun olduktan sonra ayrı bir kurs almanız gerekiyor. dolayısı ile okulun bir anlamı yok. bu okulun bir anlamı olmamasını ileride alternatifler ışığında açarım.

    besin denetçiliği yine mezunların bedava veya karın tokluğuna çalışmak sureti ile işi öğrendiklerin ancak ondan sonra doğru düzgün iş bulabildikleri bir alan çünkü okulda bir şey öğrenmiyorsunuz. bu ayrıca berbat bir iş. mezun arkadaşlardan bu alanda rahat eden göremedik. bir kere imhası mecburi hastalıklı etleri imhaya yollayacaksanız zaten yandınız. yollamazsanız da gece nasıl uyuyacaksınız. iş şartları haftada 6 gün günde 12 saat fiks. zaman zaman daha uzun. maaşlar da asgari ücretten hallice. yarım memur maaşı falan. bunu düşünerek eğer meslek seçecekseniz gidin tamirci olun çok daha rahat bir iş hayatınız olur. prestij falan hikaye, besin denetçiliği yapan veteriner hekim o müessesede işçilerin altında kalır kendinizi bile inandıramazsınız üniversite okuyup hekim olup halk sağlığı açısından faydalı olduğunuza.

    ilaç mümessilliğinde zaten bilginiz olmadığı gibi işin kendisi bilgi istemeyen bir iş o yüzden bunu da okulun ilgisi olmayan sektör olarak işaretleyelim.

    kpss ye gelirsek eğer sınava mezun olmadan önce doğru düzgün çalışamayacaksınız. ales ve yds’ye de çalışamayacaksınız. 5 yıllık olan bu okulu zaten 5 yılda bitirebilirseniz sizin kpss diyecek kadar bile boş kalmamanız gerekiyor. aynı şey diğer sınavlar için de geçerli.

    şimdi işaretlediğimiz sektörler ile okulda sizi nsıl belalar bekliyor ona geleyim. alacağınız eğitimin büyük bir bölümü türkiyede alabileceğiniz en kötü eğitim. nadir birkaç konuda ise ortalama eğitim alacaksınız. ancak dersleri geçebilmek için gece gündüz çalışmanız gerekecek ve bir kısmını geçemeyeceksiniz. bunu anlamanız mümkün değil. bu sorunu biz farklı fakültelerdeki veteriner öğrencilerine bile anlatamadık. çoğu dersin kaynağı yok. kitap yok. not yok. hoca anlatıyor geçiyor ve kalıyoruz tamam bu sürpriz olmaz. yıllık kontenjanı 159 olan fakültede 300den fazla kişinin aldığı dersler mevcut bu şekilde. bu arada 159x5=795 olması gereken öğrenci sayısı 1300 e yaklaştı. yani başladıktan sonra mezun olma ihtmaliniz %100 değil. 90 da değil. 60 falan. asıl ilginç olan kitabı olan dersten herkesin kalması. sınavda kitap açıp birebir cevapları geçirip yinede kalan bir çok arkadaşımız oldu. sınavların cevap anahtarı da olmaz. sorgulatamazsınızda. o sınav kağıdı hiçbir şekilde yeniden değerlendirilmez. resmi yollarla başvurduğunuzda kurul toplanır. hocanın yazdığı puanları toplar doğru mu topladı diye bakar. cevap anahtarı olmadığından hocanın acaba tam doğru soruyu çizip mi attığı yoksa neden düşük aldığın asla ortaya çıkmaz. ben iş işten geçeli çok olduğu sırada farkettim bir kürsüden vize notların ne kadar yüksek olursa olsun final notlarım küssüratı küsüratına dd alacağım şekilde geliyordu. 50 vize alırsın 50 final olur neyse. 80 küsür vizeye bile 27 gibi 32 gibi final notları alıp 50ye takaraktan kalıyordum. meğer o kürsüdeki hocalardan biri öğrencileri fişliyormuş. hadi ben bunu öğrendikten sonra oh çektim çünkü girdiğim münakaşa ile gurur duyuyordum lakin herif öğrenciler arasında resmen ajan tutmuş not ekleme vaadi ile öğrencilerin kendi aralarındaki dedikoduları haberalıp öyle de bir çok kişiyi bırakıyormuş. bunun gibi bir çok örnek var ancak onların iç yüzünü bilmiyorum ancak öğrencilerin aldıkları notları grafik haline getirip kaç öğrencinin hangi notu aldığı ile ilgili grafikler çıkartıp istatistiki hesaplar yaptığımda büyük tutarsızlıklar gördüm. ama sonuç olarak ucu ucuna geçmek için sabahlara kadar ders çalışman gerekecek yoksa okul hiç bitmez. derslerle yatıp kalkınca en azından bir iki deneme yanılma ile okulu zamanında bitirme şansın olabilir.. ha yine uzayabilir. yaz okuluna kalırsın dersi alırsın yine kalırsın uzar. bir ders yüzünden okul uzatan çok fazla öğrenci var. şimdi böyle bir zor yola girmenin karşılığı ne? kendini geliştiremeyeceğin gibi, veteriner fakültesine köpekler gibi çalışmana rağmen veterinerlik konusunda hiçbir şey öğrenemeyeceksin. buna bir örnek vereyim peki derslerde ne işleniyor denebilir. başka bir fakültede cerrahi dersinde operasyon protokolleri anlatılırken selçuk veterinerde acetate de plombe’nin nasıl hazırlandığı hangi malzemeden ne kadar koyulup ne kadar dilüe edildiği öğretiliyor. devenin boynu misali, kurşun asetat neden fransızca? bu zaten hazır alınan bir ürün bunu niye öğretiyorsun hadi lafı derste geçti niye soruyorsun? hayır bunu zaten hiçbir zaman kullanmıyorsunuz hastanenizde, kullanılsa bile bu farmakoloji dersinin bir konusu olabilir. böyle birkaç tane daha var. sonra nasıl kendi öğrenciliği döneminden kalan arkadaşları çanak anteninin bir tarafını kıvırıp hayvana saplayıp neyini tedavi etmiş bunu anlatıyor. sınav soruları çok kolay, apse nasıl tedavi edilir. herkes biliyor. herkes yazıyor. kimse puan alamıyor. iyi de apse sağaltımı 2. sınıfta anlatılacak bir konu. seneye mezun olacka adama sen daha bunu anlatıyorsan ince bağırsak cerrahisini, hangi dikiş materyallerinin kullanılacağını hangi metodların kullanılacağını ne ara anlatacaksın? eğer her dersi ilk aldığında başarıyla geçersen 250 saate yakın cerrahi dersi dersi ve kliniği göreceksin ancak dikiş atmasını mezun olurken öğreneceksin veya öğrenemeyip bir çok arkadaşımız gibi mezun olduktan sonra bedava çalıştığın klinikte patrondan öğreneceksin. bir tane bile ameliyat protokolü öğrenemeyeceksin. e klinik sahibi sana niye para versin ki zaten. onların yanlarındaki sekreter bile çoğu konuda senden daha donanımlı olacak. ha hasta sahiplerine bahsettiğim şey kat kat ağır bir şekilde senin de başına gelecek. azarlanacaksın. kliniklerde tuvalete gidemeyeceksin. devamsızlığın olmayan derslerde devamdan kalacaksın. neden kaldığını kimse bilmeyecek ama hata olduğunu kimse itiraf etmeyecek ve kalacaksın okulun uzayacak. alttan ders alacak olursan ki muhtemelen alacaksın, onlara da devam vermen gerekecek. oradan oraya koşturacaksın. okul aynı anca iki yerde olmanı isteyecek ama olursan da disiplin cezası alacaksın aynı anda iki yerde olamayacağın için. dolayısı ile sana devam et diye verdikleri dersten devamdan kalacaksın çünkü o saatte başka bir derse girmen gerekecek. özetle öğrenciliğinde bir halta yaramayacak. üniversite hayatı ekşi sözlükte okudukların ile kalacak. peki her şey mi kötü? iyi yanı yok mu? acı çekmeyi ne kadar sevdiğine bağlı.

    yozlaşmışlığa da değineyim hemen. bu fakültede 1300 öğrenci var. buna rağmen 7-8 öğrenciye bir tane öğretim görevlisi düşüyor. öğretim görevlilerinin odaları için iki tane bina var. ancak derse gireceğiniz düzgün bir derslik yok. amfi yok. amfi denen bir şey var ancak orası çok eskiden yapıldığı için sınıflar sığmıyor. dersi yere oturarak dinlemeniz gerekebiliyor. neyse işte okuldaki 200 ü zorlayan sayıdaki akademisyen devletten yılda en az 10 milyon lira maaş alıyor. bunların bir haftalık maaşı ile aslında dünya standartlarında amfiler kurulabilir. ama siz buna değmezsiniz. bu kadar fazla sayıda akademisyen bir araya geldiğinde artık üniversitedeki varlıkları birbirleri ile olan ilişkileri üzerine ilerlemeye başlıyor. örneğin öğrenciler en çok kimin dersine çalışıyor buna dikkat ediliyor. makul yollarla öğrencilerin daha çok çalışmasını sağlayamayanlar ise(burada daha iyi öğrenmek için çalışmaktan bahsetmiyorum, öyle bir çalışmalısınızki o hoca rüyalarınıza girmeli çünkü diğer hoca giriyor) gizemli yöntemlerle haşırt diye sınava giren 250 kişiden 240 ını bırakıyor. seneye herkes onun dersini çalışıyor. bazı kürsüler bu konuda kendini aşmıştır. türkiyenin geri kalanında hiç bahsi geçmeyen sıradan haftada bir ders görülen derslerden bile birkaç tanesi selçuk veterinerde başarı oranı en düşük derslerdendir. kendi aralarında çekişme bir yana bir kısmı öğrenci üzerine kurduğu otoriteden büyük keyif alır. tekrar ediyorum okulun öğrenci kontenjanı 795 ama öğrenci sayısı 1300. hiçbiri kitap satmak için çaba sarf etmez yaz okulunu öğrenci zoru ile bazıları açar bazıları hiç takmaz. kesinlikle para dertleri yok. saf, yüzde yüz kin güdümü ile karşı karşıya olacaksın. bunun istisnası var bir tane ancak hangi ders olduğunu söylemeyeceğim diğer hocalar onları da taciz etmeye başladı öğrencilerin kanını emmedikleri için.

    ha benim en sinir olduğum şeyden de bahsederek bu faslı bitireyim. bu kadar hoca böyle dertler edindikten sonra işi gücü bırakıyorlar. eaeve adında avrupa merkezli bir kurum bu üniversiteye bir aproval verdi. bu aproval ın ne olduğu ne işe yaradığı hakkında okulda bir tane bile hocanın hiçbir bilgisi bulunmamakta. her yıl mezun olan mazlum arkadaşlarımızın törenine çıkarlar, eaeve akreditemiz var avrupaya denk diplomalar veriyoruz derler. halbuki böyle bir şey yok. eaeve akredite kurumu değil ki akredite versin. akreditenin manası denklik demek bu arada. aproval ise kabul demek. o kabulu almak için yapılan üç kağıtları yazsam zaten bir bu kadar daha yazı yazmam gerekecek hiç değinmiyorum. 200 e yakın hocadan en fazla 5 tanesi güncel bilimsel gelişmeleri takip eder. diğerleri doktora yaptıkları yıllardaki bilgilerle devam eder (70-80li yıllar). en son politikaya hevesli bir hocanın hiçbir literatürde geçmeyen bir terimi nereden bulduğunu araştırırken 70 li yıllarda gürcistanda yazılan bir tezden alındığını tespit ettiğimde kesinlikle şaşırmamıştım. çünkü böyleler.

    kariyer konusunda veterinerlik istediğinden eminsen ki çok güzel bir disiplindir, bu yazdığım şeyler seni korkutmasın. selçuk üniversitesine gelmezsen böyle bir sorun ile karşılaşmayacaksın. aşağı yönlü bir trend var selçuk ünviersitesini puanında, iyi bir yer tutmuyor diye burayı yazacağına kesinlikle iki yıllık bir fakülte yazıp sonradan iyi bir fakülteye dikey geçiş yapmalısın. çünkü selçukta notların zaten kötü olacağından yatay geçiş yapma şansın olmayacak. 2 yıllık bir yerde okuduktan sonra en fazla 1 yıl kaybın olur. selçuktan mezun olursan 5 yılın + işini öğrenene kadar geçireceğin 1-2 yılın daha kaybolmuş olur ki bir çok kaybını ömür boyu kapatamazsın. yaz okullarının da yarattığı sirkülasyon ile bir çok fakülte hakkında etraflı bilgiler öğrenebiliyoruz. selçuk kadar olmasa da erciyesten de uzak durulması gerektiğini söyleyebilirim. puanınız yüksekse en yüksek ankara diye orayı yazayım demeyin. orası hem selçuk gibi üzerine bir de türlü rezilliklerin döndüğü bir yer olmuş. tek iyi yanı okulu zaten birkaç yıl uzatmış olacağınızdan part time çalışıp işi öğrenebileceğiniz iyi klinikler olması ankarada. yeni açılan üniversitelerde eğitim verecek hoca bile bulmak zor siirt olsun balıkesir olsun puanı yüksek olan da var düşük olanda var bunlar riskli üniversiteler. daha henüz bir kültürü de oluşmadığı için birkaç iyi şey duyup girersiniz sonra tavır değişikliği olur bir daha o okul bitmez veya bitse de eğitim kalitesi ne olacak düşük diyelim kpss çalışacaksınız ama düşük olması boş zamanınızı artıracakmı yoksa selçuktaki gibi sizi eşek yerine koyup ders yükü mü yükleyecekler? yüksek puan ile en tercih edilesi, eğitim kalitesi yüksek fakülte istanbul üniversitesi veteriner fakültesidir. bilimsel gelişmeleri takip etmeleri ile beraber bilimsel gelişmelere imza da atan bir üniversitedir. ondan sonra bursa uludağ üniversitesi düşünülebilir. bunlardan sonra da üçüncü olarak burdur mehmet akif ersoy üniversitesini ekleyebilirim. çiftlik düşünenler için bir de aksaraydan bahsediliyor. iyi veya kötü bir şey duymadığım bir çok fakülte daha var o yüzden araştırmaya devam etmek gerekli. burada asıl önemli olan şey öncelikle selçuktan uzak durmak sonra da puanlarına göre fakülteleri yargılamamak. zaten mezun olduğunuzda fakültenizin adı size hemen hemen hiçbir şey kazandırmayacak. üniversite seçerken üniversitenin sonrasına dikkat edin. üniversite hayatı iyi, bunu göz ardı etmeyin ama sonrası da önemli. burada güzel olan şey, sonrasının iyi olmasını istiyorsanız üniversite hayatınızın da iyi olması gerekiyor. üniversite hayatınızın içine edince üniversiteden sonra rahat edeceğiniz veya tam tersinin olduğu bir senaryo söz konusu değil.
  • hayvan hastanesine bağlı olarak acil servisi vardır. özellikle konya'da 24 saat açık veteriner kliniği bulmanın imkansız olduğunu düşünürsek bu anlamda büyük bir hizmet vermektedir. bu civarda evcil hayvanı olan dostların bilgisi olsun.
  • bütün personeli iyi kalpli olan bir fakülte. en azından bana her zaman iyi insanlar denk geliyor. veteriner hekimliğin dünyanın en özveri gerektiren işi olduğunu düşünmüşümdür zaten. yaralı kedilerime, hasta bebelerime kim denk gelse iyi baktı güzel baktı. ilgilendi. sevdi. pis pis kedilerimi canım benim diye sevdiler her seferinde.
    ben kedilerimi her türlü seviyorum ama pis diye sevmeyebilirlerdi de. yani sevgiyi gördüm ben davranışlarında. sağolsunlar.
  • an itibariyle mezuniyet programı olan fakülte. çok fazla aydınlık yüzlü gence sahip.
  • bu sene başlayacağım fakülte. internette ne kadar araştırma yapmış olsam da pek elle tutulur bilgilere ulaşamadım. ekşide de fazla bir şey yazılmamış okullar açılınca zaman zaman burayı güncelleyip fikirlerimi belirteceğim.