şükela:  tümü | bugün
  • sabitfikir yazarı, kah düşünceli kah sportmen kah zeki çevik ahlaklı kah eğlenceli insan. fakat kah'ın anlamını bildiğinden emin değlim. eğer biliyorsa, bilmediği bir kelime ile değiştirecem hep buraları.

    edit: başka bir başlıkta inceleniyormuş. incelensin koptuğu yerden editi. bırakınız taşısınlar, bırakınız kaşısınlar!
  • kadim bir dost, harika bir eleştirel bakış açısı, kalemi kuvvetli önü açık bir sabitfikir.com yazarıdır.
  • "dolmabahçe polis şiddeti" görüntülerindeki şiddete maruz kalan kişidir. yaşadıklarını ayrıntılı şekilde anlatmıştır.

    "o billboard’ın arkasında bir buçuk saattir kim bilir kaç insanı yaralanmaktan kurtarmıştık; gerzeklik, salaklık, aptallık ve dangalaklık olduğunu bilmeme rağmen, geriye kalmış üç çocuğu bırakamadım. beraber başlamıştık, beraber bitirecektik, şereflice başlamış ve aptalca bitecek olsa bile."

    http://www.selcukuygur.com/…rada-dusen-son-adamdim/
  • bir kez de buradan geçmiş olsun dilemek istediğim adam.

    polisin uyguladığı şiddetin görüntüleri,
    http://www.youtube.com/watch?v=gdejx0qymnc

    ilkyardımın görüntüleri,
    http://www.youtube.com/watch?v=yubbhft_qm0
  • epey uzun bir aradan sonra sözlükte entry yazmamı sağlayan genç insan.

    "tam anlamıyla sessiz ve sıkıcı bir adamım, kendime bile katlanamıyorum. bırakın kitlesel eylemciliği, içinde bulunduğum ortamda 7-8 kişiden fazla varsa koşarak kaçmak istiyorum…"

    video görüntüleri....

    "kaydın sonunda copuyla bana “git buradan!” diyen polis beni sonlara doğru beni vandallardan korumaya çalıştı. adını asla öğrenemeyeceğimi bilsem de sana teşekkür ediyorum; zirâ ben oraya sana zarar vermek için gelmedim, sen de bana zarar vermediğin için saol. yanındakiler de senin gibi olabilseydi; o zaman bu ülke bunları yaşamak mecburiyetinde kalmaz, fikirlerimiz ayrı da olsa, bu ülkeye daha iyisini verebilmek için yükü birlikte sırtlanıyor olurduk"

    çok geçmiş olsun...
  • kendisi dün akşam muhteşem bir video çekmiş.

    http://www.youtube.com/watch?v=wak9ybvjn4a
  • tanımak için yüzünü görmeye ya da sesini duymaya ihtiyacınızın olmadığı bir yazar.

    ne güzel ki kelimelerinin izini süre süre istanbulun en kuytu köşesinde umut dolanlar var.

    şimdi iyileşmeyen yaraları yazıyoruz diye
    direniyoruz da susmuyoruz, boyun eğmiyoruz diye,
    okumaktan, anlamaya çalışmaktan, hür bir fikirden ve bir başka dünyayı, bambaşka bir hayatı hayal etmekten vazgeçmiyoruz diye öfkesini üzerimize salanlara,
    plastik mermiler, tomalar, gözaltılar, işkenceler, yasaklar ve ölüm neferleriyle gelenlere onun kelimeleriyle sesleniyorum.

    bir başka mecrada yer alan bu yazısında, bir kitabı değerlendirmekte fakat aslında neden o dikişleri yediğini anlatmaktadır hem de bunu taa 2011'de yapmaktadır.

    "suç işlenmesine biat ve itaat etmemek, direnmek, eylemin sorumluluğunu alabilmek, kolektifin kimi zaman üzerinde insan yediği ekmeğe yağ sürmemek. timm’in mesajları almanya ve ikinci dünya savaşı bağlamından çıkarılıp yalın haliyle ele alınınca aslında evrensel bir anlam kazanıyor. gün içinde siyasal, sosyal ve ekonomik olarak işlenen kaç suçu görmemek için başımızı çeviriyoruz? yerinde müdahale etmeyerek her gün kaç suça biat etmiş oluyoruz? bize “iyi vatandaşlık” olarak yutturulan ve bu tanımın sütunları olan sözde “doğru”ların nelere yol açtığını, kimlere ve neye hizmet ettiğini ne kadar sorguluyoruz? kariyerlerimiz, huzurumuz pahasına resmi söylemlere ne kadar meydan okuyabiliyoruz? en önemlisi de, bu sorulara sorup, dürüstçe cevap verebilecek kadar cesaretimiz var mı? dikkat edin, timm’in buruşturup fırlattığı mazaretler sizin de suratınıza çarpabilir…"
  • asıl mesleği edebiyatçılık olmasına rağmen bu genç yaşında başta dünya savaşları olmak üzere 20.yüzyıl avrupa tarihi üzerine profesör olacak donanıma sahip, okuduğu yabancı dildeki kitaplardan derlediği yazılarla da ilim irfan saçan adam.
    severek izliyoruz.
  • amatör ya da cahil biri.
    tarih konusunda saçmalamakla yalan söylemek arasında salınıyor.
    kendini fena halde gaza getiren arkadaşlarının kurbanı olarak yaşadığını düşünüyorum.
    derinlemesine malumat sahibi olmadığı konularda gerçeği öğrenince asabileşmesi ve çirkinleşmesi ile emziğini kaybetmiş huysuz bir bebek kıvamına geliyor hemen.
    sanırım hâlâ gezi parkı şaklabanlığının sarhoşluğunu yaşıyor garibim...

    kimin özentisi olarak soluk alıp verdiğini merak ediyorum doğrusu...
  • twitter'da osmanlı'nın düşük kitap basım oranlarını yazdığı twit'e yeni şafak yazarı ismail kılıçarslan'ın kinayeli bir şekilde kaynak sormasına karşı döşediği kapaklar sebebiyle (https://twitter.com/…ygur/status/575294201119793152) akit'leri kudurtmuş, kuyruk acılarını da buraya kadar taşıtmış kişi. hatta topa "abisi" diye girip dayağı yiyen ismail'in sonunda "üslubuna yakışan cevap veriyorsun :'((((" diye ağlamasını keyifle izledik. ismail'in itirazına avrupa'nın 1 senede bastığı kitabı osmanlı'nın 150 senede basabildiğine dair istatistik verip, (http://estc.ucr.edu/estcstatistics.html), osmanlı'daki kitap basımının sekiz katına çıkarak zirve yaptığı dönemin de ittihatçıların, akit'lerin taptığı abdülhamit'i devirdiği 1908 tarihine denk geldiğini söyleyerek iyice kudurttu. https://twitter.com/…ygur/status/575309384303120384 en son ismail başka bir kaynakla "150 senede 1500 değil 2000 kitap basmışız büyük medeniyetiz" diye kıvrandı. ismail ve göt kıllarının acılarını izlerken evde patlamış mısır arandık amk.

    aktrollerin buraya, isminin altına gelip ağlamaları da itleri bir güzel kırbaçlamış olmasından; cahillerin cahil dedikleri 3 dil konuşup floransa'da siyasi tarih okumuş, yıllardır yazan çizen adam. tanıyan zaten tanıyor ama onu buradaki yıllarından bilen biri olarak bir de tüyo vereyim; çok eskilerde buralarda ss.schattenkrieger nickiyle yazıyordu. nickinin altına girerseniz; az-çok nasıl biri olduğunu anlarsınız.

    ha gezi'ye gelince, gezi'de polise kan kusturup bunu da işkenceyle hayatıyla ödemesine ramak kalmış bir adam olmasına rağmen kendisini takip ederseniz gezi hakkında çok nadir konuştuğunu görürsünüz. ama gezi bazı itlere nasıl girdiyse kendilerini "gezi'de yaşamakla" itham ettikleri adamlar gezi'den bahsetmezken bunlar en alakasız tartışmayı bile gezi'ye bağlıyor. e göte giren topçu kışlası böyle bir şey tabii, sürekli bağırttırıyor adamı.

    yeri geldiğinde bileğiyle olduğu kadar kalemiyle de tayyip'in köpeklerini ağlatmaya devam ediyor. beline kuvvettir.