şükela:  tümü | bugün
  • şema: bir metodun açıklanması için gerekli kurallar dizisi. (akış şeması veya diyagramı)
  • şema.
    ingilizcesi, scheme.
  • (bkz: schema)
  • sema :
    -şem'a-
    karagoz perdesinin aydınlatılmasında kullanılan mesale ya da muma verilen ad, vakti evvel ..
  • bilissel psikolojinin yapi tasidir diyebiliriz. hepimizin cok kucuk yastan itibaren olusturdugu binlerce $emasi var, iki yasindayken her dort ayakli hayvani isaret edip kopek diyoruz, at da kopek, inek de kopek, neden? cunku dort ayakli hayvanlara ait olusan ilk semamiz kopek. buna gelisim psikolojisi literaturunde asimilasyon deniyor; yani yeni bilgiye gore bilissel olarak mevcut semayi degistirme noktasinda olmadigi icin, cocugun yeni bilgiyi eski semaya uydurmaya calismasi. daha sonra kopek, kuzu, at derken farkli kategoriler olusuyor kafamizda, ve bu isleme de ekomodasyon diyoruz; yani mevcut semanin yeni bilgiler dogrultusunda degistirilmesi.

    bunu sadece cocuklar degil, ergen ve hatta yetiskinler de uyguluyor. misal, ergen bir kiz ilk romantik iliskisinden sonra buyuk bir hayal kirikligina ugramasi sonucu (lutfen cinsel titresiminizi kapatiniz) erkekleri tanimlarken asimilasyona basvuruyor, yani diyor ki "erkeklerin hepsi kotudur". daha sonra bir baska iliski sonucu mutlu olmasi dahlinde, mevcut semasini ekomodasyon yoluyla degistiriyor. ayni sey basbaya, bildiginiz yetiskinler icin de gecerli. tek alman tanimisiz ve sevmemisiz adami/kadini, almanlar kategorisini asimile ediyor ve diyoruz ki, "baba, almanlar bitmis" sonra gisela'yla tanisip aglayarak mevcut semamizi ekomodasyon araciligiyla minciklarken, tahtaya on kez "ben irkci degilim, primitif semaliyim" yaziyoruz. mukemmele yakin haller bir nevi.

    bu sema sekilliendirmedeki asimilasyon- ekomodasyon modu haliyle hafizayla da elele calisiyor. tum bunlari su diyecegime giris bolumu olustursun diye yazdigimi itiraf ederek bodos gireyim: tum hafiza sistemi ve icinden cekip cikarttigimiz tum semalar, bunlarin zaman icinde evrilmesi, devrilmesi, iste tum bunlara uyacak en guzel analoji akvaryumun suyunu degistirmektir. akvaryum suyunu cotanak diye baliklari yana sallayip taze su koyarak degistirmiyoruz. oyle degistiriyorduysaniz, degistirmeyin, yazik turuncu kuzulara. akvaryumun suyunu baliklarin dengeleriyle ve habitatlariyla en az oynayarak degistirmek icin nasil ki bir bardak yeni su ekleyip karistirip bir bardak eski su cikartarak degistiriyorsak, iste her eklenen yeni bir parcayla buyuk hafiza tekerlegini de oyle donduruyor ve benligimizi yeniliyoruz. ooh, disko. neyse, sonucta buna hafizanin kendini yenileyen dogasi deniyor. ha buyuk tekerlektir, akvaryum suyudur, bu tip artistlikler teoriye degil, bana ait. sonucta eger bu yaziyi bir yere baglayabileceksem kismetse bir noktada, buradan candan ercetin'e seslenmek isterim, "parcalandim, ve her bir parcami ayri yere biraktim" sarkisiyla nice genc kizi emoluga ittigin yetmiyormus gibi, analojiyi de yanlis kurmussun beybi. o parcalar donen dev hafiza tekerleginin yarattigi ruzgarla yine tekerlege geri donduler ama ozgencil kacirdi demek, gunahi boynuna artik. turk popuna isyanim var semasi gelistirdigim bu baglamda, ekomodasyona koyayim cok afedersiniz.
  • ibr. "dinle!" anlamındadır.
  • türkçesi çizge'dir.
  • musevilerin günde iki kere okudukları duadır.
  • farklı şekillerde sınıflandırılabilirler. misal;

    (bkz: benlik şeması)
    (bkz: kişi şemaları)
    (bkz: rol şemaları)
    (bkz: olay şemaları)
  • anlamlandırma ve kavrama yoluyla ulaşılan yapı.