şükela:  tümü | bugün
  • 1 kasım 2015 türkiye genel seçiminde, akp tarafından denizli'de 2. sıradan aday gösterilen doktor. 1959 denizli doğumludur. ak parti'nin kurucular kurulu üyesi olan ramazanoğlu, genel başkan danışmanlığı ve mkyk üyeliği de yaptı.
  • eski milletvekili yıldırım mehmet ramazanoğlu'nun eşi ve yeni aile ve sosyal politikalar bakanı
  • biz ekonomi bakanlığı istiyoruz dedikçe habire aile ve sosyal politikalar bakanlığı'nı ittiriyolar ne iş anlamadım ama vardır bir hikmeti. eski aile ve sosyal politikalar bakanı selma aliye kavaf 'ın kardeşidir. aynı aileden aynı bakanlığa ikinci isimdir. güzel hizmetler yapacak biridir.
  • istanbul sosyetesinden bir hanımefendi.

    istanbul eski valisi kutlu aktaş'la evlendiydi, 1999'da mı ne.
  • yeni aileden sorumlu devlet bakanımız. eski aileden sorumlu devlet bakanımız selma kavaf'ın kız kardeşi.

    ilgili haberde görülebileceği gibi yıllardır kardeşine küsebilmiş insanları aileden sorumlu bakan yapmak nasıl bir kafadır?
  • engelli ve özürlü arasındaki farkı bir tek karede anlatmış bakan:

    https://twitter.com/…tus/672898015414378496?lang=tr

    bunun için kendisine teşekkür ediyoruz.
  • az önce ülke tv'de fadime özkan ve özlem zengin'in konuğu olarak konuştuğu ince fikir programında izledim kendisini ve tam "kadına karşı şiddet" temalı artık klişeleşmiş ve bıkkınlık vermiş yüzeysel bakışlı cinayet ve kötü muamele üzerinden, faili nasıl daha şiddetli cezalandırırız temalı çözüm arayışlarını tekrarlayacak derken , "meseleye burdan bakmıyorum istenmeyen şiddet eyleminin bi kaç basamak öncesine gidip çözümü orada aramalıyız" mealinde konuştu ve kanalı değiştirmedim. aslında bu kısa cümlesine çok mu şey atfettim bilmiyorum ama sanırım aile içi şiddetin türün sadece yetişkin erkek cinsinin kadın cinsine yönelttiği bir aralıkta olmadığını, bunun sadece en çok görünen ve görünmesine müsaade edilen şekli olduğunu anlamış ve dahası bu konuda çalışacağını söylemiş olması dikkatimi çekti. bu güzel . güzel çünkü " kadına karşı şiddet" , "erkek şiddeti" isimleriyle yapılan tanımlamalar çalışılmış ve analiz edilmiş bi bakışın ürünü olmaktan çok, sokakta yatan cesede bakıp "ölmüş bu kadın" tespitini "problem", kim öldürmüş "erkek" cevabını da problemin çözümü sanan lakırdılardan ibaret. oysa işin bu kısmı adli ve kriminaldir, yürür. tıkandığında medya ve bakanlık imkanlarıyla, meclis vasıtasıyla sağlıklı yürümesini temin için yasa çıkartır, sağlıklı yürütmeyen kolluk ve adli süjeleri ince ayarla yola duhul edersin. ama altta ve görünmeyen, görünme mekanizmaları kurulmamış, aile içi şiddet meselesinin görünen kadın boyutundan biraz derinleşmeye başlanıldığında işin devasa boyutta olduğu, hiç görülüp seslendirilmeyen bi başka alanın var olduğu görülecektir. bebekler, çocuklar. evet esasen ailenin ve toplumun en zavallı, moda deyimle en dezavantajlı kesimi onlardır. anneleri kadar dahi parası, kariyeri, düğünde takılan altınları, uygulanan şiddete orantılı veya orantısız şiddetle karşılık verebilecek kas gücü, alet kullanma yetisi, karakola gidip adli mekanizmayı harekete geçirecek bilgisi, cesareti, dahası bilinci olmayan, medyatik stk'ları, medyatik yazarları, dini siyasi ideolojik önderleri olmayan ve yeryüzüne gelişine sebep hareketlerde hiç bir dahli ve hazzı bulunmayan, ailenin ve toplumun en zavallı kesimi olan çocuklar. tüm hayatları ve hakları kendilerinin sevilmesi ve şefkat gösterilmesine bağlı olanlar. kötü veya yetersiz ebeveynlik örneği olarak anne ve baba tarafından kültürel ve dini kılıflarında yardımıyla ailedeki çocuklara uygulanan sözel/duygusal/fiili zorbalığın yeni oluşacak bir "kendilik"de ne tür bir tahribat yarattığını ve ne tür sonuç ve sorunlara neden olduğunu akademik kadrosuna raporlatmasını dilerim bakanın. ve esas çalışma alanının bu hiç konuşulmayan çocuğa karşı zorbalık alanı olmasını. yetişkin birey dediğimiz her kendilik * /benlik'in bilinç öncesi, pre öidipal , öidipal dönem ve sonrasında aldığı "yeterli ve yerinde annelik" ve şefkat ve sevgi ile organize olduğunu ve diğer tüm yeti ve hasletlerin bu kendilik organizasyonu üzerinde kurulabildiğini unutmamasını. çocukluk evresinde kendisine fiili/sözel/duygusal zorbalık uygulandığında hiç bir dezavantajlı kesim kadar bile sesi çıkmayan, allah'ın emanetleri çocukların bakanı olmasını. başarılar dilerim kendisine sevgili sözlük.

    not: tam da yukarıdaki temenni ve ve sözleri hilafına bi tavır gösterdi bu ensar vakfı meselesinde. aslında tam da doğru, dürüst ve kendi camiasını da eğitebilecek bi tavır takınabileceği bi olayken tartışılan. ne diyor hem bak kuran sevgili sözlük ;

    " ey iman edenler! adaleti ayakta tutan ve kendiniz, anababanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız allah için şahitlik eden kimseler olunuz. zira zengin de olsa, fakir de olsa, allah ikisine de (sizden) daha yakındır. nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz allah yaptıklarınızdan haberdardır. " 4-135 diyor.

    ensar zengin , mağdur çocuklar çaresiz, babalarıysa hayatiddünyada allahın garibidir. "garip" yakın demektir sevgili sözlük arapça bi kelime. allah'sa haberdardır eğip bükülen dillerden . kal sağlıcakla.
  • "sanki ulkenin zencileriydik" diyen tc'nin ikinci sikmabas bakani. emine erdogan'in dolar gununden arkadasi radyolog.
  • çocukların youtube'a, twitter'a, facebook'a falan girmesinin yasaklanması gerektiğini söylemiş. bunun için çalışmalara başlamışlar. konulacak yaş sınırın 12 mi, 16 mı olacağı tartışılıyormuş.

    bence de yasaklanması gerekiyor. teknolojiden hiç anlamasın gençler. çocuklar iyiden iyiye gerizekalı olsun. hatta internete de komple yasaklar gelsin. kedi videosu haricinde, dombra klipleri haricinde bir şey olmasın internette.

    millet internet sitesi kurup geliştirip milyon dolarlara, milyar dolarlara satıyor. bizim para kazanmaktan tek anladığımız rizeli müteahhitlerin ev yapıp satması.
  • "aslında aileleri eğitmemiz lazım. anneler ve babaların çocuklarının çantalarına baktıkları kadar cep telefonlarına ve bilgisiyarlarına da girip bakmaları lazım." demiş, diyebilmiş insan. çocuğun mahremiyete ne ihtiyacı var zaten? devlet de ailesi de her şeyini bilsin, kontrol etsin, onu her türlü kötülükten korusun, sakın ha vasatın dışına çıkmasına izin vermesin.
    (bkz: ya ben lan neyse bir şey diyemiyorum)