şükela:  tümü | bugün
  • bir $eyi temsilen kullanilan daha ufak capta ba$ka bir$ey..
  • antik çağ hikayesi şöyledir:
    iki dost, birbirlerine çok değer verirler ama bir gün ayrılmak zorunda kalırlar, ayrılık günü bir veda sofrası kurmaya karar verirler, elveda demeden bi kere kadeh tokuşturmak isteyen iki dostun kadehleri cınlatmasıyla kadehler paramparca olur, her ikisi de kadehlerden küçük birer parça saklamak için alırlar, bu parçaya da 'simbolin' derler, aslında hiç ayrılmadıklarını hissetmek üzere bu parçaları kalpleri üzerinde taşımaya karar verirler.
    zamanla bu kelime değişip yerini sembole bırakmıştır -bazı kesimlerde de senbol'e-
    çok şey ifade eden minik parcacıklara sembol denir olmuştur.
  • simge olarak da adlandırılabilinir.
    hukukta adalet için terazi kullanılır mesela.
    genel geçer semboller olabileceği gibi kişiye munhasır semboller de olabilir.

    - gülsüm, gel aşkımızı simgeleştirelim.
    - olur mu ay erdal, nasıl yapcaz. yoksa artık beni sevmiyor musun?
    - du kız, kavram karmaşası yaratma, seviyorum ama bi sembol bulalım aşkımıza. bulaşık teli olsun mu?
    - ayy çok romantiksiiiin, olsuuun....
  • yazarların eserlerini oluştururken sıkça başvurdukları bir edebiyat aracı. misal sonbahar ve düşen kuru yapraklar ölümü sembolize ederken; ilkbahar ve her yerin yeşermesi, ağaçların çiçek açması aşkı anımsatır bize.
  • saint benoit'nın ilkokul kısmı.
  • (bkz: sembolizm)
  • "işaretin formu ve ifade ettiği şey ile arasında benzerlik gösteren" anlamına gelir. mesela tuvaletlerin kapılarında bulunan kadın ve erkek resimleri birer semboldür.
  • taksimde dezanjın karşısında bir kafe
  • rüya kanatan şeyler.