şükela:  tümü | bugün
  • istanbul'un çeşitli yerlerine yayılmış okulları (ve huzurevleri) vardır, bir tanesi de arsasını bağışladığı istek vakfi'na ait semiha şakir lisesi'dir ki, bagdat caddesi'nden geçiyorsanız kaçırmanız mümkün değil.
    göztepe'ye doğru solda kocaman, alabildiğine mavi ve yeşil, demirleri de pembe-beyaz garabet bir okul görürseniz, evet işte kaçırmadınız orası semiha şakir..
  • şimdi formalar değişmiş bizim zamanımızda esas forma mümkünse kalçada olmak suretiyle oha dar koyu gri mini etekti, sonra baktılar olmuyor, yeşilli lacili kolej eteği yaptılar iki üç sene sonra.
    bu etekler de pilelidir, kızlarımız alışkanlıktan olacak bunları da kalça hizasında giyiyorlar, ne diyebiliriz liseli kizlar'a (bkz: oha)

    ayrıca (bkz: liselim)
  • semiha sakirden arkadasinizla bagdat caddesinde yurumek sizde haybeden asosyal, itilmis biri oldugunuz izlenimini yaratirdi.zira bu adamlarin yururken selam vermekten elleri kollari iki yanina inmezdi.aaa asli aaa merve aaa carli diye herkesle samimi olurlar, kirdiklari cevizleri birbir anlatirlardi.
    "bu merve cocuk aldirdi(bkz: lisede cocuk aldirma fenomeni), bu asli tuvalette baska bi kizla basildi(bkz: lisede lezbiyen egilimler), bu carli tvde dizi cekecekmis(bkz: carli)"
    biz kiskanirdik, bizim liseden bi allahin kulu gorunmezdi.mal gibi dolanirdik "abi peki bu kim, su kim?" diye...
  • sadece sozde kalan bir disiplininin uygulandigi,dersleri bos gecen ve ogrenciler=para tarafindan yonetilen bir okuldur.bazi yerlerde ssl seklinde kisaltilmis haliyle de goruruz.gri etek,pembe,mavi,beyaz gomlek donemindeyken,egitimin de varligindan soz edilebilirdi;o donem fevkalade ogretmenler,simdi aksanli ingilizce konusan yuzlerce genc yetistirmistir.zamanla,egitim kismi asinmis,iyi hocalarin hepsi koc,robert,dogus gibi diger okullara daha yuksek maaslarla calismaya gitmistir.o andan itibaren yonetim,genc ve deneyimsiz ogretmenlerin kontrol edemedigi simarik ogrencilerin eline gecmistir ki zaten yonetimdeki insanlar asla sevilmemistir.her donem,biraz korkulan ve pek sevilmeyen kisiler olmustur elbet;ben minicik bir hazirlik ogrencisiyken lutfiye hanim vardi mesela(ki sesini birebir taklit etmem yuzunden cok kisiyi korkutmus&guldurmusumdur o donem),mezun oldugumda da meshur bir fahri bey vardı ki,kimsenin sevgisini kazanamamisti.kotu biri miydi,elbet deildir ozunde ama neden sevdiremezdi kendini,bunu dusunmelidir.yeni formayla disiplin gelecegini sanan yonetim,formalarin,satislarindan iki gun sonra terzilerden daraltilmis,kisaltilmis super etekler,dar gomlekler olarak gelislerini de yenilgiyle izlemistir.simarikliga dayali lise yillari anilarimi anlattigimda kimse inanamaz,ama kayitlarimiz vardir.tabi kimler geldi kimler gecti diye dusunurken,bir aysegul ucan,peril ozer,hayriye kocabalkan,emel pasaoglu,sakin yavas,gulcin san,patricia ozkan,kisa donemlerle okulda bulunan karizmatik yabanci hocalar,ibrahim korhan,mahir bey ve birkac tane daha,tebessumle anilan hoca unutulmamalidir.
  • yedi sene boyunca gittigim her gun ayri bir bunaldigim okul simulasyonu.
  • okul uniformasi ve turevleri satan butiginin (evet butik sahibi bir okul bu) velilerin istegi uzerine cumartesi gunu de acik oldugu lise, okul.
  • hala arabayla önünden geçerken tüylerimi diken diken eden, 7 sene boyunca haftanın beş günü küfür ede ede gittiğim, beni bu okuldan almaları için aileme her gün yalvardığım, birbirinden nefretlik bir sürü öğrenci ve hocaya sahip*, içinin mavi boyasıyla bir akvaryumu andıran, "valla şekerim benimki kuzu gibi arabamın kapısını açıyo, bu hafta sonu da pasha'da sağlam bi hesap ödettim gibisinden" muhabbetleri duyup daha da tiksindiğim, mezuniyet tarihimi hayatımın en mutlu anı ilan ettiğim okulun adı. tek iyi yanı baya sağlam ingilizce öğretmesiydi. bu arada eski okul müdürilerinden lütfiye hanımın sesi gerçekten duyulmaya değerdir. "hevladımmmmmmmmmmmm o saçlar da ne öyleeeeee?!? " diye kükremesi ve koridorları çınlatması hala kulağımdadır.
  • içinde yeditepe dişçilik fakültesi bulunan, bu bedbettin bey de nereye ne koycaanı şaşırdı dedirten saçma düzenek, para marka cadde üçgeni
  • biyoloji laboratuarındaki akvaryum balıklarının nasıl olup da hala hayatta olduklarını bir türlü idrak edemediğim okul. üç adet yavru kedi iki hafta dayanamamıştı zira.
  • almasını bilene iyi şeyler öğretebilen bir okuldur kendisi.