şükela:  tümü | bugün
  • okulların kapandığı tarih ile temmuzun ilk günleri arasındaki zamanı kapsayan ,okullarda öğretmenlerin mesleki gelişiminin sağlanması ve eğitim öğretiminin değerlendirmesinin yapılması hedeflenen döneme verilen isimdir. bu dönemde bütün öğretmenlere (bkz: ek ders)de ödenir. fakat, çalışılan il, ilçe ve okula da bağlı olarak seminer döneminde amacın aksine, öğretmenler okullarda gölge köşelerde çay içer muhabbet eder ya da milli eğitimler tarafından birileri okul müdürü müfettiş seminer ücreti alsın diye düzenlenen eften püften seminerlere katılır bu seminerler sayesinde farklı okullarda çalışan arkadaşlar ile muhabbet etme hasret giderme şansı yakalar, bu seminerlerden de kimsenin başka beklentisi yoktur. kısaca seminer dönemi yorucu gecen yılın ardından tatile hazırlık dönemidir.
  • kesinlikle kişisel gelişim olarak herhangi bir amacının olmadığını artık an itibari ile anlamış bulunduğum dönemdir, bu dönemlerde sevgili ile aranda şu şekilde bir muhabbet geçmesi oldukça normal gözüküyor;

    sen : naber hala okuldamısın aşkım ? ne semineri var bugün ?

    sevgili : seminer yok aşkım bugün, piknik yapıyoruz.

    (şaşkın halde)
    sen: nasıl yani, ne pikniği okulda değil misiniz ?

    sevgili : evet okuldayız da, yapacak bir şey kalmadı.

    sen : yapacak bir şey yoksa, eve geç de görüşelim o zaman !!

    sevgili : yok. okulda kalmamız gerekiyor, müdür öyle dedi.

    sen : nasıl yani, müdür öyle dedi ? yapacak bir şeyiniz yok, ama okulda kalıp piknik mi yapacaksınız ?

    sevgili : evet. okulda kalmamız gerekiyormuş.

    sen : peki sebebi neymiş bu ızdırabın ?

    sevgili : tamamen duygusalmış aşkım...

    (dumur halde)
    sen : vay anasını sayın seyirciler !

    evet sevgili minikler, şimdi bu diyalogdan ne anladınız ? demek ki her zaman her şekilde, bu ülkede ters giden bir şeyler bulmak mümkün. yani geleceğini emanet ettiğin öğretmenlerini bile bu şekilde sıkmayı, germeyi ve pikniklerle, salak voleybol oyunlarıyla okulda tutmayı başarabilen bir sistemin çarklarından biriyiz... ne denir ki ?

    "teşekkürleer türkiye"
  • öğretmenin en büyük düşmanı yine öğretmendir. bunun örneklerini ben ekşi sözlük'te çokca görüyorum. bu seminer dönemi dedikleri şeyin öğretmenin mesleki gelişimine herhangi bir katkısı yok. yani bu dönem içinde sunum yapmayı, başka okula gidip uzaktan eğitim almayı veya başka bir okulda yüz yüze sunum almayı pek matah sananlar var. öğretmeni 2.5 hafta boyunca bu tarz angaryalarla meşgul edip, işgüzar öğretmenlerin eline iki tane kağıt tutuşturup haydi bunları meslektaşlarına anlat dediklerinde iştiyakla görev alanları ben açıkcası öğretmen olarak göremiyorum. projeksiyondan hazırladığı slaytı öğretmenlere dikte edenler bu dönem için öğretmeni eleştiriyor ya asıl endişe verici olan bu.

    pratikte daha faydalı olabilecek bir dönem aslında bu. mesela okullar arası ağ kurulup sene boyunca yapılan etkinlikler zümre öğretmenleri tarafından incelenebilir. böylece herkes sınıfında uygulamış olduğu etkinlik örneklerini paylaşarak öğretmenlik mesleğine katkı sunabilir. özel okullarla işbirliği yapılıp özel okul öğretmenlerinin derslerdeki tutumu, özel okulların öğretmenlerden beklentileri gibi karşılıklı etkileşime dayalı paylaşımlar yapılabilir.

    yoksa ver slaytı, oturt öğretmeni, ver eline çayı sonra çok verimli geçti diye masal anlat. heyecanlı olur gerçekten.
  • 2014 - 2015 eğitim öğretim yılının öğretmenler açısından da bitebilmesi için artık gün saydığımız dönem. 10 ay biter o 10 günlük seminer dönemi bitmez.
  • nefret ettiğim dönem. ekdersi batsın, keşke kaldırılsa. kurul toplantısı, zümre toplantısı, saçma sapan evrak hazırlamalar, bu arada arka fonda bazı densizlerin getirdiği veletlerin gürültüleri, laçka bir ortam, kadınlar günü düzeyinde sohbetler.. eylül seminerleri ise ayrı bir iğrençlikte. tüm bu tiksinç durumlara ek olarak bazı müzevirler devreye girerler; kim hangi sınıfı almış, o sınıfın dersine ben girmem, ay ben istemem o zümre başkanı olsun, en güzel program benimki olsun, hep bi entrika, hep bi kulis. ıyyk
  • öğretmenlerin haziran ve eylül aylarında toplanarak, 2 hafta boyunca sıkıldıkları dönemdir.
    öğretmenlerin her kula dert olan 3 aylık bitmek tükenmek bilmeyen tatilinin 2 aya düşmesini sağlayan dönemdir.
    kimi okullarda eniştecimle akşam akşam delirmeler modunda geçerken, kimlerinde seminer terörüne dönüşen dönemdir.
    her şey kağıt üzerinde. hayatlar yalan. iyi öğretmen daha fazla kağıt biriktiren öğretmen olarak sistemde yerini almış.
  • her yıl haziran ayı sonu ve eylül ayının ilk haftası öğretmenler için edüzenlenen seminerlerdir. ülkemizde hemen her konuda olduğu gibi burada da kağıt üstünde yapılıyor. boş boş oturuluyor, çay içiliyor. üç senedir öğretmenlik yapıyorum seminer döneminde tek bir şey bile öğrenmedim. olması gereken nedir, neler yapılması gerekir tartışılır ama bu seminerlerin öylesine yapılması beni üzüyor.

    çok zor bir şey değil bence, mesleğe yıllarını vermiş, bilgi birikimi yüksek insanları koordine edip okullarda bilgilendirici konuşmalar yaptırmak.

    bu sene eba üzerinden canlı videolar yayınlama kararı almışlar. bugün okulda internet sıkıntılı olduğu için izleyemedik. 400 bin nüfuslu bir ilçe merkezinde izleyemedik biz, köy okullarını filan siz düşünün artık. müdür yardımcısı pişkin pişkin geldi çok denedik olmadı izlenmiyor, serbestsiniz dedi.
  • milli eğitimde 12. yılımı çalışmaktayım ve yıllardır görev yaptığım 3 kurumda da seminer dönemleri deli gibi çalıştık. seminer dönemi kahvaltı, piknik vs yapanlara özenmedim desem yalan olur.
    çalışmalarımız asla kağıt üstünde olmadı ya da hazır slaytları internetten indirip arkadaşlara gösterip geçmedik. kendimiz hazırladık ve müdür ler öncesinde tek tek kontrol ederdi her zaman. bir keresinde ilçe milli eğitim diğer okullardaki öğretmenleri bizim okula göndermişti hepsi şok olmuştu "ayyyy! yazık size be" diyerek.
    öğrenci sorunları ve davranışları için 2-3 gün ayrılırdı rehber öğretmenler liderliğinde neler yaptık neler yapabiliriz diye. inanın bu çalışmaları 3 kurumda da yaptık.
    geçen yıl kurum değiştirdim, az rahatlayayım dedim. seminer yok kafa rahat dedim. eylül ayında 2 hafta alan taraması yapılıyormuş nerden bileyim. en az 3 mahallenin muhtarlıkları, aile sağlığı merkezleri, camileri, semt evlerini tek tek dolaşırsın. mahallede var olan devletin bütün kurumlarını ziyaret edersin. bilgilendirdiğine dair imza toplarsın. afişler asarsın vs. işte bunlar hep seminer çalışmasıdır ama ücreti yoktur.
    çoğunluk seminerde bir kaç saatliğine gider gelir o kadar. büyük çoğunluğu bu durumdan memnun değil emin olabilirsiniz. devletin zarara uğratıldığını düşünüyor. ülkesini ve işini seven idareciler bir şeyler yapmak için çırpınıyor ama olay bakanlıkta bitiyor. buna çözüm bulacak olan bakanlıktır.