şükela:  tümü | bugün
  • en buyuk ask ile sevilmis kisi;
    sevginin yolunda yazar nigel watts pek guzel anlatmis., dharma dan.
  • mevlana'nın asık oldugu adam. kıskanılıp cesedi bir kuyuya atılmıstır ve mevlana hayatı boyunca onu aramıstır.
  • mevlana'nın batıni yönünü tamamlayan can dostu. bir anlamda hocası da diyebiliriz. aralarındaki sevgi-aşk ilişkisini anlatmaya sözcükler yetmez. aşağıdaki anekdot fikir verir sanırım:

    şems birgün kaybolmuş ortadan.
    mevlana "şems" deyu deyu ağlar olmuş.
    birgün uzun yoldan bir adam gelmiş.
    "şemsi gördüm, şems'ten haberlerim var" demiş.
    adam mevlana'nın huzuruna çıkmış
    ve anlatmaya başlamış
    ipe sapa gelmez tutarsız şeylermiş ama anlattıkları.
    mevlana çıkartıp hırkasını vermiş adama
    "anlamadın mı adam yalan konuşuyordu" demiş yanındakiler
    niye hırkasını verdiğini merak ederek.
    "ben" demiş
    "yalan haberine hırkamı verdim"
    "doğru olsaydı anlattıkları canımı verirdim"

    bu durumda lafı kesmek düşüyor bana.
  • bir tugla ve bir kirik testiden baska "ne"si olan insan.
  • asıl ismi mevlana muhammed’dir. melik dad oğlu ali adında bir zatın oğludur. 1185 yıllarında tebriz’de dünyaya gelmiştir. azeri türklerindendir. şemseddin yani dinin güneşi lakabıyla anılmıştır.

    daha küçük yaşlarda manevi ilimleri tahsilde gösterdiği kabiliyetle dikkat çeken şems, din ilimleri tahsilden sonra, genç yaşlarında tebrizli ebubekir sellaf’a mürid olmuş, ününü duyduğu bütün meşhur şeyhlerden feyz almaya çalışmış ve bu sebeple diyar diyar dolaşmıştır. bu gezginliğinden dolayı kendisine “şemseddin perende” uçan şemseddin denilmiş, ayrıca tebriz’de tarikat pirleri ve hakikat arifleri ona “kamil-i tebrizi” adını vermişlerdir.

    daha sonraları secaslı şeyh rukneddin, tebrizli selahaddin mahmut ile büyük alim ve ünlü mutasavvıf necmüddin kübra’nın halifelerinden centli baba kemal’e intisap ederek onlardan feyz almıştır.

    peygamber efendimiz’in ahlakını örnek alan şemseddin-i tebrizi, devamlı bir arayış içerisinde olmuş, manevi bir işaret üzerine de hz. mevlana’yı arayıp bulmuştur. dünyaya, kılık ve kıyafete önem vermeyen şems, mevlana ile üç- üçbuçuk yıl süren beraberliği neticesinde onun hayatında yeni ufukların açılmasına vesile olmuş, onun ilahi aşkın potasında eriterek, kamil bir hak aşığı yapmaya muvaffak olmuştur.

    mevlana’da meydana gelen büyük değişikliği hazmedemeyenler, onun mevlana’dan ebediyeyen ayrılmasına sebep oldular. şems 1247 tarihinde şehit mi edildi, yoksa geldiği gibi, kimseye haber vermeden konya’yı mı terk etti kimse bilmez.

    bu gün konya'da şems makamı olarak bilinen, halk ve bilhassa mevlevilerce mevlana türbesinden önce ziyaret edilen bu mescit-türbe de mevcut sanduka, boş bir sanduka mı, yoksa şems gerçekten burada mı medfundur, bu da bilinmez. bilinen gerçek odur ki, allah velilerinin kalblerde yaşadığıdır.

    niğde’deki kesikbaş türbesi de şems’e izafe edilir. bunlardan ayrı olarak tebriz’de geçil denilen mezarlıkta, hoy’da, pakistan’ın multon şehrinde şems türbeleri veya makamları vardır. bunlar çeşitli rivayetlerle süslenmiştir. pakistan’lıların söylediklerine göre de şems, konya’dan bir gece yarısı gizlice ayrılmış, önce tebriz’e oradan da hindistan’a gelmiş, meczup ve perişan yıllarca ormanlarda dolaştıktan sonra multon şehrinde ölmüştür.
  • uzerinde dikkatle durulmasi gereken bir vatandastir. ismi "tebrizli" anlamina gelmis olsa da, konya'ya sam uzerinden vasil olmustur. mevlana'yla kankaliginin baslamasi, anadoludaki mogol isgalinin tam ortasina gelmektedir. mogollarin kesin galibiyetine karsin selcuklu devletinin ademi merkezi yapisi nedeniyle ulkede yer yer direnis belirtileri gorulmektedir. ozellkle carsiyi temsil eden ahi teskilati bu direnise onderlik etmektedir. devlet burokrasisi icerisinde yakin iliskileri bulunan mevlana, sems'in kankaligini takiben "itidal telkin eden" bir soylemi savunur olmus ustune karsiliginda da kayda deger maddi kazanc saglamistir. bu nedenle sems'in cinsel tercihinin yanisira siyasi kisiligi de bir cok spekulasyona nesne olmustur.
    oldurulmesi ise soyle vuku bulmustur. sems'in mevlana uzerindeki etkisinin artmasindan tepki gosteren ahiler, mevlananin oglunun isbirligiyle sems'i tuzaga dusurmus ve bir kuyuya atmistir. daha sonra ahilerin kuvvetli oldugu nevsehir'e intikal etmisler ancak mogol ordularinin takibinden kurtulamamislardir. uzun suren bir kusatma sonrasinda mevlananin muritlerinden pervane subasi tarafindan yonetilen mogol ordulari kenti elegecirmis ve 13. yuzyil rakamlariyla toplam 10 bin kisiyi katletmistir. bu maktullerin arasinda, mevlananin oglunun oldugu da bilinmektedir.
  • mevlana ile sems'in bulustugu (karsilastigi) ilk yer türk hava yollari konya subesinin yaninda family finansin tam önünde icerisi toprak dolu iki mermer blogun tam ortasindadir seb i arus törenlerinde büyük bir kandil dikilir buraya icerisinde iki tane mum vardir, mevlana ve sems i temsil ederler
  • rivayet olunur ki , konya'ya vardiginda gece yatisini yapmak istedigi bir mescidde , imam tarafindan azarlarla ve kufurle disari atilmak istemistir.en sonunda olmadik laflar eden imama donerek "dilin sissin" diye bedduada bulunmustur.bunun uzerine dili oracikta sisip , bogazini tikamaya baslayan imam , yardima gelenlere "gidin ondan namima ozur dileyin , beni affetsin." demistir.ancak semsi tebrizi "takdir allahindir.yalnizca imani ile olmesi icin dua ederim." demis ve uzaklasmistir.
  • "bir gun bir ses duydum, soyle dedi
    'haydi bir gulus ol, bir nefes ol, o'ndan bize bir ses ol.'
    bana gunes'in adi verildi, sems.
    iste boyle basladi, benim hikayem"
  • "bil ki gunese bakmaya cesareti olmayan golgede kalmaya, golgeyi ısık sanmaya mahkumdur."