şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yazdığı sayısız esere risale-i nur külliyatından parçalar eklediği iddia dilen bir zat.

    "...13 yaşında '' kürsî-i muhammedî '' ye çıkıp elli sene nefes-i kudsîsi, ve eşi bulunmaz eserleriyle, insanlığı aydınlatmıştır. 1947 senesinin 20 şubat'ında çıkarmağa başladığı '' hakikat yolu '' mecmuasında, daha sonrada 1948'in 22 mart'ında neşrine başladığı '' islâmiyet '' gazatesinde uzun süreler islâm dîninin azametini sergiledi ve yüz küsür eşsiz eser bırakarak hz. muhammed (s.a.v.)'in kaldığı kadar (63)sene bu âlemde kalıp 1322'de istanbul ufkunda doğan bu hakikat güneşi 12 rebiü'l-âhır 1389, (8 temmuz 1968) pazartesi günü arkasında binlerce mahsun gönül bırakıp, yine istanbul ufkunda gurûp etti. türbesi istanbul, silivrikapı kabristanında peygamberimizin mübârek torunu seyyid nizam hazretlerinin cami ve türbesine giden yolun solundadır..."

    küçük çapta da olsa bir cemaati vardır kendisinin. hatta bu adamlar şemseddin yeşil'in said-i nursi ile birlikte yirminci asrın müceddid'i olduğunu söylerler. izmir'de fuar zamanı kurulan kitap standlarına her sene müridleri gelir stand açarlar.
    şemseddin yeşil tarafından yazılmış yüzlerce kitap ve broşürü satmaya çalışırlar. hatta bu adama vaktinde ahmet kabaklı bu adam için "bob style" demiş ve de mahkeme sonucu tazminat ödemiştir. adam müridlerine göre büyük evliyadır.
    (bkz: şeyh uçmaz müritleri uçurur)
  • her sene sultanahmet'teki kitap fuarinda boy gosteren tuhaf bi insan..kimdir nedir diye merak bile etmedik ama o kadar yogun bir isim propagandasi yapar ki narsistin onde gideni demek isten bile degildir..bi de fotografinin tekinde tam ortadan ayirdigi saclariyla kucuk husamettine ilham perisi olmus kisidir zannimca
  • tam adı `muhammed şemseddin yeşil efendi` olan mübarek bir zattır kendileri.

    çok büyük bir hanımefendi olan o büyük zâtın annesi hanife hanım, doğumunu şu cümlelerle anlatır :
    '' hamileliğim müddetimce arkamda sağ tarafımda tertemiz beyaz elbiseli bir zâtın devamlı kontrolünde idim. başımı cevirdiğimde omuzunu ve beyaz elbisesinin bir kısmını görüyordum.
    hicri 1322'de muharrem'in 10. günü sabah saat 10 sıralarında oğlum muhammed şemseddin dünyaya geldi. daha sonraki günlerde, ne zaman oğlumun salıncağını sallamak üzere yanına dönsem salıncağı sallanır durumda buluyordum; halbuki evde yalnız idim. bir gün zevcim beraber, yer sofrasında yemek yerken odamızın kapısında bir zât göründü. elbisesinden , hamileliğim müddetince arkamda olan zât olduğunu anladım. zevcimle ben donup kaldık. o zât salıncağa doğru yürüdü, uzun müddet oğlumuzun yüzüne baktı ve dönüp kapıdan çıktı. daha sonra, ma'neviyata âgâh olan zevcim, gördüğümüz bu zâtın abdülkadir geylânî hazretleri olduğunu söyledi. ''

    13 yaşında '' kürsî-i muhammedî '' ye çıkıp elli sene nefes-i kudsîsi, ve eşi bulunmaz eserleriyle, insanlığı aydınlatmıştır. 1947 senesinin 20 şubat'ında çıkarmağa başladığı '' hakikat yolu '' mecmuasında, daha sonrada 1948'in 22 mart'ında neşrine başladığı '' islâmiyet '' gazetesinde uzun süreler islâm dîninin azametini sergilemiştir.

    kaynak: sorularla risale-i nur isimli eserden alınmıştır.
  • ciddi midir espri midir anlayamadığım ama her şekilde selam etmek ve nurundan faide bulmak istediğim beyefendi.

    http://www.eksibition.org/show.php?id=28996&h=5667
    http://www.yesilhoca.com/
  • bir gün bir kitap fuarında yürüyorum (ön bilgi; üzerimde arkasında "8" yazan kırmızı bir mont var) yaşlı bir amca seslendi;

    -bakar mısın, üzerinde 8 yazan kırmızı montlu çocuklara bu kitabı veriyoruz.

    sabahtan beri stand stand gezmişim zaten, kafam dağınık, eyvallah amca dedim, alıp yürüdüm. neden bu kitabı almalısın biliyor musun, dedi. çünkü 173. sayfada kabir duası var, ziyarete gidince okursun, dedi ve ezbere okudu. 66. sayfada sıkıntı duası var, zora düşünce okursun, dedi ve okudu. hatta arada bilmediğim kelimeler olunca "221. sayfada sözlük var oradan anlamına bak" diye açtı, gösterdi. adam bütün kitabı (kitâb-üd-dua ve ed'ıye-i mesura) ezberlemiş kısacası (tabi ezberlediği iki duayı da göstermiş olabilir). ilk şaşkınlıktan sonra ezber olayının şaşkınlığını da yaşadım, parasını verdim, yürüdüm gittim.

    ön sözüne göre muhammed şemseddin, 13 yaşında samatya'da bir camide imamlık yapmaya başlamış, beyazıd sahaflar çarşısında dükkanı varmış. abdülkadir geylani'nin soyundan geliyormuş ve annesinin hamileliği boyunca büyük dedesi kendisine refakat etmiş hatta doğumdan sonra bir gün bizzat gelip beşikteki şemseddin'e bakmış. "dünya'daki bütün yazılı eserler kaybolsa şemseddin yeşil'in eserleri insanlığa yeter" gibi fantastik bir şahanelik atfedilmiş ön sözde. aynı zamanda zengin bir tüccar oluşu, 63 yıl yaşaması, soyundan gelmesi, fiziksel özelliklerinin benzemesi ile hz. muhammed ile karşılaştırılmış falan. müridleri bir şeyler anlatmak istemiş ama tam anlayamadım.
  • tanıdığım bir zât zaman'ında eminönü'nde bir camide -hangisi olduğunu hatırlamıyorum- sohbet ettiğini ve ehli sünnete ters düşen fikirlerinin olduğunu anlatmıştı.