şükela:  tümü | bugün
  • nietzsche'nin manuskrileri arasında rastlanmış, tırnak işareti içerisine alınmış ne idüğü 'belirsiz' bir cümle.

    '' ich habe meinen regenschirm vergessen ''

    bu cümlenin 'belirsizliği' üzerine derrida bir takım çözümlemelere girişmiştir mahmuzlar kitabında. nietzsche'nin öylece yazıverdiği bu cümle ne'yi işaret etmektedir öylesine oradalığında, sadece cümlenin kısıtlı anlamı ve bu kısıtlılığın kaçınılmaz ve garip şekilde kısıtlanamaz anlamlar çağrımında?

    bu cümle aslında tam da nietzsche'nin parçalı yazı'sının hedeflediği şeyin pratiğidir. yani anlama dair yönelimi lineer olmayan, anlamı tarumar eden, kendi anlamının yerleşikliği aslında yerleşik olmayan tastamam kaotik bir yazı. böyle bir yazı nietzsche'nin de dilediği gibi paramparça oluşunda parçalanamazdır. tekilliğin yeknesaklığını çokluk muazzamlığına eviren bir parçalanamaz parçalılık.

    '' nietzsche, bu sözcükleri not ederken ne demek ya da yapmak istedi ya da hatta gerçekten herhangi bir şey istedi mi, kesinlikle hiçbir zaman bilemeyeceğiz. '' derrida

    derrida'nın değindiği işte bu bilemememiz, bu öylesine yazılmış cümleyi gerçekten harikulade bir konuma konuşlandırıyor. zira nietzsche ahlakı perişan ederken ya da tanrı'yı öldürürken ve yine ya da bengi dönüşü, amor fatiyi, güç istencini açıklarken dil'in ve logos'un tekdüzeliğinde gerektiği gibi temellendirmelerle yapar bunları. her ne kadar bu açıklamalarının ihtivaları temellendirmeyi dahi sarsmaya yönelik olsa bile.

    fakat bu cümlede öylesi temellendirmeler de yoktur.

    '' bilinemezliği, cümleyi hermenötik bir sorunun güvenli ufkundan uzaklaştırır. ''
    derrida

    cümlenin verdiği bu güvensizlik logosun böylesi bir güvensizliği kaldıramayacağı katiliğinde bir düzleme entegre edilmeye çalışılır derrida'ca.

    '' herkes, "şemsiyemi unuttum"un ne anlama geldiğini bilir. bir şemsiyeye sahibim (sahip olma fiili (verbe avoir) -burada bir yardımcı fiil olsa bile ve bir şemsiyeye sahip olmam olgusu ayrıca iyelik sıfatıyla gösterilse de). o, bana aittir.
    ama ben onu unuttum. onu tanımlayabilirim. ancak şimdi, artık ona sahip değilim.
    yakında. onu bir yerlerde unutmuş olmalıyım vb. şemsiyemi hatırlıyorum. kendime şemsiyemi hatırlatıyorum. bir şemsiye, tam da ona gerçekten gereksinim duyulduğunda ya sahip olunan ya da artık sahip olunmayan (n'avoir plus) türden şeydir. ya da aksi takdirde, ona gereksinim duyulmadığında bile ona sahip olunur. basitçe, o zamanki havaya ilişkin bir soru. bu tür bir okunabilirlik katmanı, belirli bir materyali kullanan herhangi bir dile kayıpsız çevrilebilir. '' *

    bir diğer entegre etme girişimi olarak da şemsiyeyi freud'un fallusun korunurluğunu simgeleyen bir sembol olarak addedişine dayandırır. şemsiyenin içerisindeki çubuk penis tezahürüdür bu sembolizme göre şemsiye penisi çevreler, korur görünür.
    fakat öte yandan şemsiye açıldığında ise fallik obje korunumsuz kalır, dişilleşir. bu eril-dişil karşıtlığıyla ilgili bir analiz de derrida'ya göre cümlenin bir düzleme oturtulmasında faydalıdır, illa böyle bir faydaya gereksinecekse.

    fakat gereksinmenin gereksinmeyişi olasılığında da bu cümlenin oradalığı hala mevcuttur.

    '' cümlenin, yapısal olarak herhangi bir canlı anlamdan azad olduğundan, hiçbir anlama gelmemesi ya da kararlaştırılabilir bir anlama sahip olmaması her zaman olanaklıdır. bağlamsal bir gövdenin ya da sonlu kodun ötesinde, onun herhangi bir yere aktarılan parodileştirici anlam oyununun sonu yoktur. tam da bir yazı parçası olarak okunabilirliğinden dolayı, bu yayınlanmamış parçanın sonsuza kadar sır olarak kalması oldukça olanaklıdır. '' *

    ezcümle üzerine ne söylenirse söylensin, ne yorumlama yapılırsa yapılsın ve dahi umursanmasa bile nietzsche'nin bu cümlesi, tüketmeyen ve tüketmeyenliğiyle birleşik olarak tükenmezliğiyle orada yazıldığı gibi öylesine, kendiliğindeliğiyle sapasağlam durmaktadır, duracaktır.
    ve bunun için hiçbir şey yapılamayacak oluşu..
    işte bu kayda değer bir meseledir.
  • belki de adam sadece şemsiyesini unutmuştur.
  • veciz sözlerimizden birine gönderme yapıyordur.
    tanım: talihsizlikte son noktayı "şemsiyenin nerede açılıp nerede açılamadığını" sorarak koyar.
  • (bkz: donten)