1. -züknettin, sen beni sevmiyosunn di mi?
    - nerden çıktı şimdi bu verengül
    -bana hiç seni seviyorum demedin... noolur bi kerecik desen? seven insan söyler...
    - sen beni tanımazsın, severim de söylemem
    -ay inanmıyorum züküş, ne kadar karizmatik bi cevaptı bu böyle. ama hala anlamadım, seviyo musun sevmiyo musun
    - verengül, hasta etme beni siktir bi çay koy...
  2. sen beni tanımazsın, severim de söylemem

    sen beni tanımazsın, sanırsın ki o dolusuyla şen kahkahadan ibaretim, oysa hep bir cümlemi saklar benim o yarısı yalan gülüşlerim.. sanırsın ki gelemem darallara, oysa ben, kendimi hep kafeslere hapsederim.. çabuk sıkılırım sanırsın, oysa yıllardan beri aynı sahneleri izlerim.. herkesin vardır bir iç savaşı da kenarından benimkini bildiğini düşünür, kendine öyle anlatırsın, oysa tek bir sessizliğinden koca felsefeler çıkaracak kadar çok çalışır aklım.. bazen kaşımı oynatsam üzerine koca hikayeler yazarım.. asabiyim hani sinirliyim ya, kendi hakkında düşünmeyenlerle aslında benim derdim..

    severim de söylemem, koca bir ego belki ordan görünen ya da gurur, arkasına gizlendiğim.. oysa ben katların altındaki inci tanesinin düşüp kırılmasından ölüm gibi çekinirim.. alıp karşıma konuşamadıklarımı, saçma cümlelerle kestirip attıklarımı ve sana ne dediysem tersini gösteren bütün o yaptıklarımı ne kıskandırmak, ne kırmak, ne de kızdırmak için önüne getiririm.. “söyle”mediğim gibi, anlaşılmasın diye dikkatleri hep başka tarafa çekerim.. çünkü az çok finali bilirim ben.. yara olacaksa sonu, ben, onu sezerim.. o yüzden söylemediklerim, söyleyince gelecek cevapları bildiğimden.. ben bu kenarda da kendimce iyiyim..

    sen beni tanımazsın, severim de söylemem

    tüm bunları bir çırpıda hiç tanımadığım birine anlatabilirim.. ama sana? asla.. çünkü o tanımadığım biri beni “hisseder” de anında, sen, şöyle bir bakıp iç geçirirsin sonunda, asıl sorun bu burada.. ne hevesin var bi insanı anlamaya, ne tanımaya, ne de keşfettiklerinin tadına varmaya.. hatta gördüklerinin çoğuna umursamaz bir omuz silkersin, içinden “fazlası olmasa” dersin.. seni asıl “eğlen”direceklere yönelirsin.. ben, değmeyeceğin peşinde olduğumu bilir, yine de peşine giderim.. çünkü bazen, netice değil, haticedir önemli olan..

    "sen beni tanımazsın, severim de söylemem"

    bak gördün mü? senin için sadece bir cümleyim..

sen beni tanımazsın severim de söylemem hakkında bilgi verin