şükela:  tümü | bugün
  • kıymet bakımından senarist tarafının bir adım önde olduğunu düşündüğüm karşılaştırma
  • senarist tiyatroda, yönetmen sinemada daha çok sevilir, sayılır. halbuki bence iki sektörde de senaristlerin el üstünde tutulması gerekir.
  • senarist istediği kadar çabalarsa çabalasın yönetmenin hayal gücü kadar anlatabilecektir çoğu şeyi.

    filmlerin çoğunlukla görsel bir öge olduğunu düşünürsek yönetmenin filmi izleyen insana etkisi senaristten çok daha fazladır. buradan çıkarılmasın ki senaristleri itin götüne sokmalıyız. senarist olay örgüsüne ve konuşmalara etki ederken yönetmen geri kalan her şeye etki eder. araların doldurulması, bütünlüğün sağlamlaştırılması tamamen yönetmenin olayıdır.

    yönetmenlerin bir tık önde olacağı karşılaşma.
  • kolay kolay kapışamazlar, çünkü:

    senarist, bir filmin öyküsünü sinematografik açıdan en verimli olacak şekilde, sinema formatında yazar. (özgün öykü, uyarlama, vb… hepsi.) en iyi senaryo ödülünü alır. (en iyi uyarlama, en iyi özgün senaryo vb vb…)

    filmin sahibi ise yapımcıdır. parayı bulur, senarist ve yönetmen dahil ekibi kurar vb vb… en iyi film ödülünü alır, çünkü film onundur.

    filmdeki dünya da (çoğunlukla) yönetmenin dünyasıdır. kendi bakışını, kendi duygularını, kendi felsefesini işler, kendi insanlarını yaşatır filmde - tabii yapımcının izin verdiği ölçüde. en iyi yönetmen ödülünü alır.

    meslek/zanaat açısından bakarsak, genellikle senarist ve yönetmenin mesaisi çok az çakışır.
    en çok görülen durum: bitmiş bir senaryoyu satın alan yapımcı, onu çekecek bir de yönetmen bulur.
    oldu bitti...

    ha, yapımcı işten - yani hedef kitle, kitlenin hayata bakış açısı, yaş sınırı vb gibi faktörlerden - biraz anlıyorsa, seyirciyi dikkate alıyorsa (ki almıyorsa yapım/prodüksiyon/imalat işinde durmasın, gitsin beste yapıp anılarını yazsın; bunun adı show business) senaryoyu yeniden yazdırabilir. bunu ister senaryoyu yazmış olan senariste, ister başka bir yazara yaptırabilir. (al sana iki senarist. üçe, beşe de çıkar bu.)

    ha, yapımcı yönetmene güveniyorsa senaryo yönetmenin istekleri doğrultusunda da değişebilir. bu da gerek karakterlere, gerek olaylara küçüklü büyüklü müdahalelerde bulunmaktan filmin finalini yeniden yazmaya kadar gidebilir.

    ha, senarist eserini satmış olup da ekipte metin süpervizörü gibi bir rol edindiyse o zaman settedir. sette, senaryolar değişir. senaristin içi acır, gönlü kan ağlar, bazen hır çıkarır. ama parasını almayı biliyor ya, sike sike istenen değişiklikleri yapar: bazen bir replik, bazen bir mekan, bazen koskoca bir diyalog.

    kötü senaryodan da, kötü yönetimden de iyi film çıkmaz. ancak görüntü yönetmeninin sade ve dingin kareleri, yapım tasarımcısının (sanat yönetmeni) detaylara dikkati, oyuncuların üstün performansları falan konuşulur.
    o kadar.

    bu yüzden, senarist ve yönetmen > senarist vs yönetmen. ikisi de işlerini ayrı ayrı, birbirinin emeğine saygıyla yaparlarsa (ki senaristin işinin %95 daha erken, çoğunlukla çekimler başlamadan bitmesi nedeniyle bu onun için daha kolaydır) o zaman ortaya kendini izletecek bir film çıkma olasılığı yüksektir… tabii iyi bir senarist ve yönetmenden, minimum da olsa olanaklı ve bütçeli setlerden söz ediyorum.

    bir de auteur'ler (author) vardır ki film çekerken birbirlerini değil kendilerini ve çevrelerini yerler. aman diyim.
    durup dururken "sen benim eserimi sabote ediyorsun!"a bile maruz kalabilirsiniz. ancak götünüz yiyorsa çalışın.

    daha dallandırılacak çok bileşen var, ama olayı daha da karmaşıklaştırmaya ne gerek var efenim.
  • bir konferansta izlediğim usta yönetmen semir aslanyürek'in tercihini senaristten yana kullandığı karşılaştırma.
    şöyle özetlemişti:
    "iyi bir senaryo ile insanları her zaman şaşırtırsınız. teknik ve görsel efectlerle sadece bir kez!"
    örneğin avatar.
    klasik bir hollywood senaryosu olup; beyaz adamın kötülüğünden yerlileri koruyan iyi kalpli başka bir beyaz adam klişesidir.
    senaryoya tapan birini bir kez daha bu filme götürenimezsiniz.
    teknoloji ile şaşırttığınız kitle de ikincisinde görsel şova alışmış olacaktır.
  • senarist hayal gücüyle bir şeyler üretir.yönetmen yazılan şeyleri hayata geçirir.yönetmenin ismi büyük puntolarla yazılırken senaristin ismi kıyıda köşede kalır.senarist arka plan adamıdır,gizli kahramandır.
  • eşit öneme sahip olmaları gerekmektedir ama bunu bir standarta bağlamak da zordur. zira bazı filmlerde senaryoyu okusanız bir etkisi olmaz ama film sizi derinden sarsabilir. burada yönetmenin kıymetini anlayabiliriz. ancak zaten bu tarz filmlerin senaryosu da çoğunlukla yönetmenin elinden çıkmıştır. evet bazı filmlerde de hangi yönetmen çekerse çeksin iş zaten olacağına varacaktır diyebiliriz. bir çok popcorn film böyledir. ama illa bir şey söylemek gerekecekse, eşit değere sahip olmalıdırlar.
    birisi yoktan var eder, diğeri var olanı görünür hale getirir.
  • ikisi de çok özel ama yönetmen daha özel bence.