şükela:  tümü | bugün
  • radikal kültür-sanat'ın güzelliklerinden biri olan sinema yazarı abimizdir.
  • tesadüfen bir yazısına denk geldim. david thomson isimli sinema tarihçisinin türkçe'ye çevrilen bir kitabı üzerine yazmış. eleştiri şöyle bitiyor:

    'arada sırada david thomson’ın fikirlerine takılıp “canım o işler öyle değil” diye aklımızdan geçirsek de, bu durum filmler hayatımızı nasıl etkiler’i başucu kitabı yapmaktan geri koymuyor.'

    canım o işler öyle değil diye düşünmüş kendisi. bu ülkedeki insanların küstahlıklarına ölüyorum ben. kibir, kibir, kibir, kibir, kibir...

    sanatçısı da böyle, eleştirmeni de böyle, izleyicisi de böyle...

    yoruyorsunuz insanı.
  • mustang hakkında en dolu ve tutarlı eleştiriyi yapan insan. güncel olarak eleştiri yazan kaç tane sinema eleştirmenimiz var zaten, bence değeri bilinmeli.
  • bugun anayurt oteli filmi ve romani hakkinda guzel bir yazsina denk geldigim , gazeteci ve film eleştirmeni.
    analinizine saygi duydum .

    adi gecen yazi :
    http://www.gazeteduvar.com.tr/…il-ruh-hastasi-oldu/
  • kıymetli sinema yazarı. haftalik olarak sinema kritigi yapan yazarlar arasinda bence en iyisi.
  • bugünkü film festivalindeki yerli filmler yazısında üç kere “sıkıntı” sözcüğünü kullanmış eleştirmen. hakkında yazdığı iki filmi ( kız kardeşler ve görülmüştür ) henüz izlemedim dolayısıyla eleştirilerine katılıp katılmamak değil derdim. “sıkıntı” benim kulağımı tırmalayan bir sözcük olduğundan takıldım bugünkü yazıya. ve bence asıl mesele kendisinin bahsettiği her güzelliğin hemen peşinden, daha cümleye nokta koymadan bir terslikten bahsedivermesi.

    belli ki bu iki filmi sevmemiş ve bunu bize aktarmak istiyor. pekala bunu cümleleri yılan gibi kıvıra kıvıra sinsi bir kötücüllükle değil de doğrudan yapsa daha ikna edici olurdu görüşleri.