şükela:  tümü | bugün
  • gökhan türkmen'in "ara" albümündeki hoş şarkı. çok canlar yakmaya aday.
  • güzel, çok güzel bir şarkı. sözleri de şöyle;

    ağır olur senden yana dengemize
    karışığız hava gibi kendimize
    biliyorsak inadımız; sevgimize
    yarın yine bakacağız, rengimize

    hayata dik bakma
    inişin zor olur
    her yaşın sende bir nedeni bulunur
    istersin ama gönül aşka korunur
    sır bu sende boşsa bende doludur
    sır bu sende boşsa bende doludur

    sana daha fazla bakmak istemiyor canım
    canımı yakmak istemediğinden içimde akıyor kanım
    fikrimde salkım saçak neşeliyken adın
    ipe astığım itiraf fırtınam gibi yakın
  • nakaratını dinledikçe açık camdan yüzüme vuran rüzgarın daha da sertleşmesine kızarak gaza daha da yüklenmeme sebep olan gökhan türkmen incisi. rüzgarın yüzüme daha sert çarpmasına mı kızarım yoksa kendime mi bilmek dahi istememekteyim.
  • ülkemizin ultra ciddi kurumlarından birinin merkez ofisinde dinlenen ilk şarkıdır kendisi. dinleten de ben olduğumdan birazdan "tebrik ve kovulma" konulu söyleşimizde üst yönetimden birileri de elbette şarkının ne kadar güzel olduğundan bahsedecektir. ah be gökhan türkmen neden böyle şarkı yapıyosun ağır oluyor benden yana dengemize.
  • günlerdir müptelası olduğum naif şarkı....
  • cebimden hep kelimeler çıktı. en değerli şeylerim onlardı. çok sevdiğim bir yazarın da dediği gibi insan en değerli şeyleri kullanırmış yolu bulmak için. ben de kullandım seni bulmak için; sende beni bulmak için. zaman içinde çok değişti. bazen özene bezene; kılı kırk yararak seçtim kelimelerimi ama bazen savurdum; döktüm; boca ettim. özendiğim zamanlara ilişkin sorunum yok; lakin boca ettiğim zamanlara kızgınım; üzgünüm. her bir savurganlığımda kullandığım o biricik kelimelerin anlamı kayboldu; tesiri gitti ve de bitti. manası kalmadı sende; bende ve de serde. alalede oldu; biricikliği kayboldu ve de sıradanlaştı. yerden tek tek topladım cümlelerimi, o şehrin en dar sokaklarındaki sana olan ifadelerimi ve de o beyaz kağıtlardaki düşüncülerimle hemhal olan o kelimeleri. bırakmadım geride. aldım ve de attım sepetime.

    o cümlelerin her bir elemanını çektim karşıma. o kör gecelerde. o uykusuz gecelerde. önce bir baktım. sonra hatırladım. sonra üzüldüm. sonra da...

    öyle bir yarım dakika varki bu şarkının içinde. yarım dakika olduğunu sadece telefonuna ya da ne bileyim ekranına bakınca anlayabiliyorsun. diğer türlü anlaman namümkün. uda dokunulan her el savuruyor seni bir yerden bir yere. sadece uzamsal olarak savurmuyor. fırlatıyor zihnindeki en tembel hücreleri bile bir zaman dilimine. o tembel hücreler başlıyor aşka gelmeye. sahici olmayan ama bitmeyen de. o yarım dakika oluyor bir geçit. içindeki dalgaları bir yükseltiyor bir alçaltıyor. dayanmak ne mümkün.

    çok yazdım ve de çok sildim. yazmak iyi geliyordu bazen. iyi gelmesinin ise tek nedeni başka yapabilecek bir şeyimin olmamasındandı sanki. sildim ama hep.

    bu sefer silmek niyetinde değilim. gözlerinle sözlerimin son buluşmasını uzatmak niyetindeyim. bilemem gözlerin ne zaman yorulur veyahut hislerin ne vakit huzursuz olur da kapatır bu pencereyi. benim için bunu tahayyül etmek bile kafi.

    yine geldi o yarım dakika kulaklarıma.

    2:20-2:50 arası çok güzel olan şarkı.