şükela:  tümü | bugün
  • rica ederim, o benim aldanmam.
  • olayla ilgili gerçek bir anım;

    üniversitedeyim o zamanlar. sevgilim evde. ben dersten geldim. kapıyı açtım. ama içimde sebepsiz bir huzursuzluk vardı minibüsle gelirken. her neyse. huzursuzluktan dolayı kapıyı usulca açtım. içeride holde kimse yok. mutfak boş kapıdan ilk gördüğüm. odama yöneldim. odamdan sesler geliyor. ağlıyor gibi. yaklaştıkça sesler inlemeye benzemeye başlıyor. sonra dizlerim titremeye başladı. kapının önünde durdum. derin nefes aldım. gelen seslerden içerde biriyle seviştiğinden emindim. kapıyı usulca açtım. bana baktılar. korktular toparlandılar. yüzümü hiç bozmadan kibar ve sakin bir sesle "rahatsız olmayın" dedim. sonra kapıyı kapatıp içeri geçtim.

    bir bira açtım. cips hazırladım. bir film açtım ve ayaklarımı uzatıp sakince film izlemeye başladım. ilk önce içeri bıçak falan almaya gittim sandılar sanırım. birkaç dakika gelen olmadı. sonra da kapının açılma sesini duydum. fısıldaşıyorlardı. beni izlediklerini hissediyordum. "delirdi mi bu" diye fısıldaşıyorlardı. sonra arkadaşım kaçar adımlarla kapıya yöneldi. evet arkadaşımdı sevgilim yattığı eleman. "x yine gel" diye seslendim. kapadı kapıyı. kız arkadaşım usul adımlarla yanıma geldi. "nası yaa" diye kızar tonda bana bi çıkış yaptı. cevap vermedim. bir tepki vermedikçe bozulmaya başladı. "bir şey desene" diye bağırmaya başladı. ne yapsa da tepki vermedim. "hiç mi sevmedin ya" diye ağlamaklı bağırmaya başladı. arkadaşım için "sıkıntı yok benden izin almıştı" dedim (yok öyle bir şey).

    böyle deyince krize girdi. ağlayarak yumrukladı beni. gözlerini açamıyordu bana vurup ağlarken. hayattan tiksinmişti. ben biramı içmeye devam ettim. ortalığı dağıtıyordu ben istifimi bozmuyordum.

    yıllarca beni hep aradı, takip etti internet ortamlarında, yeniden başlamaya çalıştı benimle. hep sakince cevapsız bıraktım sorularını.
  • muhasebeye git çıkışını yapsınlar.
  • - ben seni aldatmadım.
  • herkes de artiz amk alıp ceketini gidiyor. kardeşim hepimiz biliyoruz ki herkes önce "kim lan o orospu çocuğu" diye sorar. ağızdan o isim dökülene kadar sorulacak tek şey bu. ardından da bir su bardağı "siktir git amk orospusu" denir. ardından da ayrıldıktan sonra "keşke şunu da sorsaydım, şunu da söyleseydim amk kaltağına" denir. ama iş işten geçti bul ki sorasın. ardından da sosyal medya üzerinden o orospu çocuğu bulunur ve stalklanmaya başlanır. biraz alkol biraz cesaret o çocukla konuşmaya kadar gider. ama herkesin soracağı ilk soru her zaman "kim lan o orospu çocuğu" olur...

    not: aldatılan kişinin erkek olmasına göre anlatılmıştır. isterseniz orospu çocuğu, kaltak, orospu gibi bölümleri değiştirerek tam tersi bir durum oluşturabilirsiniz.

    not2: kusura bakmayın da kendimi aldatılmış yerine koyarak yazdım biraz sinirlendim ondan bu kadar küfür ettim. ama haketti orospu. dur bi daha bağırıp çağırayım şuna
  • -osman seni aldattım
    -hassiktir diyorum, hassiktir diyorum
  • erkek koltuğunda gazete okumaktadır. kadın ise yüzü pencereye dönük şekilde kocasına:

    -seni en samimi arkadaşın samet'le aldattım refik.
    -benim en yakın arkadaşım irfan kızım...
    -ay o angutla nası anlaşıyosun sen be!
    -noldu yüz vermedi mi sana...
    -hahaayt güleyim bari..!
    -gül .. o..spu..

    (bkz: yiğit özgür)
  • -seni aldattım
    -kaç kere?
    -biiir
    -iyi bari hâlâ ben öndeyim.
  • - seni aldattım.
    - ben aldanmadım ki!
  • hiç beklemiyordum. tahmin etmiyordum ama bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım. otobüsten indi, yüzüğünü çıkarmıştı. sessizce eve gittik. "nedir?" diye sordum. "yok bişey" dedi. "var" dedim. "farkındayım".

    ve konuyla alakasız bir şeyler söyledi, "gitmek istiyorum, yalnız yaşamayı öğrenmem gerekli" dedi.

    - asıl sorun bu değil, başka birşey var.
    - biriyle tanıştım.
    - birlikte oldunuz. anladım.
    - ...

    o an yapmam gereken şey, kalkıp gitmekti. ama nereye, nasıl giderdim? tamamen duygularımı kaybetmiştim. hiçbir şey düşünemiyordum. getirdiği valizini alıp, kapıyı göstermekti yapmam gereken. yapamadım. nihayetinde sevdiğim kadındı.

    "nasıl oldu bu" dedim. "anlat."

    sakindim. hiç olmadığım kadar sakindim. karıncalar beynimden vücuduma yayılıyordu. hareket edemiyordum. anlattı olanları, nerede, nasıl tanıştığını. hiç sesimi çıkartmadan dinledim, sorular sormaya devam ettim. her cümlesinde bir parça daha kopuyordu içimden. toparlanamayacak kadar kötü durumdaydım artık ama yine de dinliyordum olanları. "duramam artık burada daha fazla, sana bunu yapamam" dedi. "gitmeliyim."

    - hafta sonuna kadar kal, konuşalım.

    iyi değildim. olan biten kötü bir kabus gibi geçiyordu. "gitme" dedim, soğukkanlı bir şekilde. sonra sarıldım. sarıldık. daha fazla dayanamadım, ağladım. yapmamam gereken her şeyi yapıyordum. "git", demeliydim yüzüne bakmadan; ve kapıyı tereddüt etmeden kapatmalıydım arkasından. onun yerine ağlamayı tercih ettim.

    biraz sonra kendimi toparladım. "yatalım" dedi. sessizce onayladım ve yatak odasına geçtim. yanıma uzandı, sessizce bakıştık uzunca bir süre. zihnim tamamen boştu, sadece gözlerinin içine baktım, ve baktım. yanıma yaklaştı ve sarıldı. öpüştük ve sevişmeye başladık. son sevişmemiz olacaktı bu...

    ne zaman uykuya daldığımı hatırlamıyorum. sabah, telefon alarmının sesine uyandım. uyuyordu. hazırlandım, evden çıkmadan önce yavaşça kulağına eğildim, "gitme bugün" dedim ve evden çıktım.

    ofise geldiğimde iş yapamayacak kadar bitkin durumdaydım. gece olanları düşündükçe yerimde duramıyordum. öfke ve üzüntünün karıştığı düşünceler içindeydim, birşeyleri kırmak, boğazım kanayana kadar bağırmak istiyordum. şirket doktoruna gidip sakinleştirici istedim. sebebini sordu, biraz anlattım, konuştuk. "biraz burada yalnız kal, iyi gelir" dedi. odasının kapısını kilitleyip çıktı.

    öğleden sonrası için izin aldım, eve gittim. sakinleştirici etki etmemişti hala, bir tane daha alıp yattım.

    bir iki gün sonra kendimi yavaş yavaş toparlamıştım, hala aynı evde yaşıyor, aynı yatağı paylaşıyorduk. ama sarılarak uyumuyorduk artık. ben evde değilken onunla konuştuğunu da biliyordum. artık durumu kabullenme vakti gelmişti.

    altıncı gün olmuştu. eşyalarını toplamaya başladı. bense hiçbir şey yapmadan öylece oturuyordum. yanıma geldi. oturdu. bilgisayarda çalan şarkı katil & maktül oldu:

    "oyunun adı aşk, kan ve gül;sen katilsin bense maktül; çek hançerini, son kez öp ve beni öldür"

    sarıldık birbirimize. ağladık.

    ve son bir kez, akşamları yürüyüş yaptığımız sahilde yürüyüşe çıktık. hava parçalı bulutlu ama soğuktu. marmaris'te mevsim kıştı. "onunla evlenebilirim" dedi. marinanın oradaki köprünün üstündeydik. "peki" dedim.

    otobüsü terminalden ayrıldığında artık hiçbir şey hissetmiyordum. bir aşk başladığı yerde bitmişti.

    (bkz: sevgiliyi otogarda karşılamak/#23556220)

    eve gelir gelmez yatağa uzandım. tam uyumak üzereyken bir mesaj geldi:

    - iyi misin?

    "iyiyim." yazdım, gönderdim. ve bunun son görüşmemiz olduğunu düşünürken uykuya daldım.

    -----
    devam:
    (bkz: gecenin bir yarısı basıp uzaklara gitmek/#26879453)