şükela:  tümü | bugün
  • dizinin ilk bölümünü bitirip geldim.

    istanbullu gelin havası umut ederek izledim. istanbullu gelinin bileşenleri: kuvvetli bir hikaye anlatımı, derinlik, 3 boyutlu karakterler ( ve kimyası uygun bir başrol çift ile süper inandırıcı yan karakterler.)

    bu anahtar kelimeler üzerinden gideyim,
    kuvvetli bir hikaye anlatımı bu dizide yok. konu, diyaloglar, geçişler akmıyor. birbirlerinden bağımsız kopuk kopuk ilerliyorlar.

    derinlik: derinlik olmadığı için hikaye de akmıyor. birkaç cümle ile özet yapsam bazı kişilerin konu ilgisini çekebilir ama hikaye olarak izlemeleri güç çünkü hikaye anlatmak belli ki başka bir kabiliyet (çekim ekibi lütfen kusura bakmasın ama istanbullu gelin bu anlamda çıtayı çok yükseğe koydu.) burada onu bulamıyoruz.

    3 boyutlu karakterler: başroller dahil karakterler iki boyutlu, yüzeysel. bu da izleyenin hikayenin içine girmesine engel oluyor. bakın diziyi beğenmeye çok gönüllü gelmiş biri olarak yazıyorum bunları. yine, ayrı ayrı yetenekli oyuncular bir ekip olamamışlar. bir bütünün parçalarını izlemiyoruz - uyumsuzluk ve herkesin tek başına takılışına şahit oluyoruz.

    başrol kimyası: bunu da ayrı bir alt başlık olarak ele almak istedim çünkü irem’le malesef herhangi bir an bir duygu yaşayamadım. yine aklım istanbullu gelin’e gidiyor. onda ilk bölümden bir bütünlük, akış, hikaye anlatımı vardı. özcan deniz-aslı enver acaba uyumlu mu? soru işareti de vardı ama her ikisi ayrı ayrı kuvvetli ve “duygu”luydu. zaman içinde de iyice döktürdüler. aslı enver şefkatli, yumuşak, duygulu, asi, kaygılı, çelişkili bir sürü duyguyu gözünün kenarındaki yaşla, dudağının kıvrımıyla verdi. duyguya çok vurgu yapıyorum çünkü bu bir aşk hikayesi. irem’in de hakkını yemek istemem çünkü özcan deniz de aslı enver ile kuvvetli bir dizi zemininde harikalar yaratıyordu. burada o da kopuk ve güçsüz bir oyuncu gibi görünmüş.

    demem o ki, zemin ne kadar kuvvetliyse (senaryo, yönetmenlik, vs.) oyuncular da coşuyor, hikaye de müthiş akıyor, naçizane izleyici gözlerimle yaptığım kıyaslar bunu söylüyor. raytingler de bir hayli geride... umarım yolu açık olur. ben bu hikayeyi derinlikli ve akışkan biçimde izlemeyi çok isterim.
  • ne güzel iş, hem hikayeyi yaz, hem senaryoyu yaz, hem oyna, hem de yapımcı ol.

    tanım: all-in-one sanatçı özcan deniz'in yeni dizisi.
  • şeref sözü denen diziden bile daha kötü dizi.
  • özcan deniz istanbullu gelin’de öğrendiği ne varsa unutmuş. buraları okuduğunu biliyorum, bir dost olarak kötü söylemek benim görevim.

    karşısında tuba büyüküstün’den bile daha kötü rol yapan, dudağını büze büze gülerken güzel olduğunu zanneden soğuk nevale irem helvacıoğlu varken, aslı enver ya da nurgül yeşilçay’la yakaladığı uyumu yakalaması imkansız.

    bir de çok yaşlanmış özcan, yüzü gözü hatta memeleri sarkmış, gerçekten çok kötü ve unfit duruyor. çok değil bir sene önceki haline göre resmen pandemi vurup geçmiş adama. ki ben özcan deniz’i beğenirim çok, bana bile “dede” gibi geldi bazı yerlerde. (özellikle çöl sahneleri) mutlaka yüzüne ışık dolgusu yaptırmalı, fransız askı da olur, gıdı falan gitmiş. postüründe kamburluk başlamış + kesinlikle göğüs ve sırt çalışması lazım, memeler gerçekten sütyenlik duruyor.

    30-50 bölüm arası sürer belki diyeceğim ama gerçekten bu hikaye ve oyunculuklar ile zor; irem tahammül edilemez ölçüde berbat oynuyor. anne ha keza kötü bir oyuncu. yan rollerde biraz iş var ama hikayenin düğümü daha ilk bölümden çözüldüğü için “ay ne zaman öğrenecekler” diye beklemek sıkıcı, irem felaketini izleyecek yeterli suspensli ambiyans, çekici bi karakter, taraf tutmaya değecek bir çatışma yok.
  • bu kaçıncı 25 yaşında kızlarla öpüşmek için 40lı yaş karizması kovalayan özcan deniz dizisi? sayan oldu mu?
  • özcan dede genç kız peşinde konulu zibilyonuncu dizi. bir sahnesinde iş için gittikleri katar'da artık nereden estiyse çölün ortasına gidiyorlar ve ne hikmetse benzin bitiyor. aaa bak allahın işine! özcan abimiz artık çölün ortasında nereden bulduysa bir at bulup başroldeki kızı atıyor arkasına dörtnala doha'ya dönüyorlar. ulan katar kıç kadar ülke, 4 kere tavaf etsen bitiremezsin benzini. yuh artık. sanırım gerizekalılara özel gösterim gibi birşey deniyorlar, zira ben başkası adına utandım görür görmez.
  • annemin bu doha ne lüks yermiş dediği dizi. bir tek bu dikkatini çekmiş! şatafat ve lüks ile tutunmaya çalışan dizi. ha bir de yüzük güzel. kuyumcusu cirosunu katlar.
  • banal.

    sen kalk senelerce belli dizilerde oyna, o kadar senaryo oku, o kadar hikaye gör, yine de gel dizi/film yapacağın zaman çakmalıktan ve yapaylıktan çıkama.

    özcan deniz gerçek hayatında da yaşı 20'yi geçmeyen, torunu yaşında olacak kızlarla yatak için yorgan dağıtan biridir, şimdiki karısına yaptığı da oğluna rağmen ortadadır.

    şimdi böyle bir dizi çıkınca, yorum yapmak için izledim, gerçekten midem bulandı. bunu kabul etmiyorum. replikler ve söyleyiş şekilleri rezil derecede sahte, yok yüzük hikayesi yok aşkı arayan adam hikayesi, 55 yaşına gelmişsin, kendine mezar bakacağına, amcı masalcı aşk dedesi haller. yakışmıyor.

    irem zaten bir kere çok donuk ama bu bile farklılık katacakken, olmamış. patladığı tek iş karadeniz'di onda da sürekli ağlama rolü olduğu için bir şey yapıyor zannediliyordu. olmamış yani. baştan sona mide bulandırıcı iğrenç bir ahlaksızlık ve bunun güzellemesini yapmak ayrı bir ahmaklık.

    hikaye boş, sahneler boş, aile ilişkisi boş, gerisi de ayrı rezil dediğim gibi. batsın diyorum net şekilde. yapacak bir şey yok. her yer zaten sapık kaynıyor, bıktık bu dede yaşında heriflerin genç kız zaafından ve bu sapıklığın normalleştirilmeye çalışılmasından.

    birisi taciz güzellemesi demiş, o da haklı.
  • (bkz: #66616279)
  • uludağ sözlükte birisi güzel konuşmuş.bir konuya iyi parmak basmış.

    https://www.uludagsozluk.com/e/44402615/