şükela:  tümü | bugün
  • bir rastlanti eseri hic bir beklentim olmadan sadece zaman gecirmek icin okumaya basladigim,sonrasinda ise kendimi yerlerden yerlere vurmakla sonuclandirdigim yikici bir guzellige sahip olan roman.orjinal ismi lie down in meolup tomris uyar'in guzel turkcesi ile dilimize kazandirilmistir.
  • (bkz: andrew jolly)
    (bkz: kabrero)
  • "iç" kelimesinin geniş anlamlı olmasından yola çıkılarak iki (2) meali olabilecek bir cümle, bir demeç:

    1. iç = kalp.

    kişi duygusaldır, soğan doğrarken gözleri dolandır; "iç"i kalbinden, sevgisinden ibarettir; bu durumda ortaya "seni kalbime gömdüm" gibi çok da enteresan olmayan bir yaklaşım çıkar.

    2. iç = kalp değil.

    kişi hayvandır; her daim zina düşünür; "iç"sellikten anladığı ya amdır, ya göttür. bu bağlamda düşünüldüğünde "içime boşal" gibi zalim bir replikle aynı kalıba girer "seni içime gömdüm", er kişiye babalar günü heyecanı yaşatır, yaşlandırır.
  • (bkz: içime gir)
  • sevgilisini mezara gömmeye çalışan bir adamın çabası. sürüp giden ve özellikle vurgulanan ayakkabı figürü romanı daha da acıklı hale getirmiş ama baymamış. etkileyici roman.
  • katledilen kişi yenilerek gerçekleştirilebilecek bir hadisenin dile getirilmiş hali.. tam olarak şöylede denebilir, seni içime gömdüm, sora da dağa taşa sıçtım..
  • "seni içime çektim bir nefeste" hali ile sezen aksunun herşeyi yak şarkısına dize olmuş mesele. aynı şekilde mühürledim seni kalbime (yahut bir hadise var mıydı neydi?) sülüetinde de nazan öncele ilham hedefi olmuştur.
  • insanları yadsıyan kabrero nun buyuk askla sevdigi yaqui kızılderilisi olan karısının cesedini romanın sonunda bi haydutu(ki bu haydut kendisini olumle tehdit etmiştir)kurtarmak için kullanması ve cesedin 1 hafta boyunca kokmamamsı ilginçtir.
  • aslında karşıdakinin asla unutulamayacağını ifade etmeye çalışan cümle. kişi karşısındakine onu içine gömdüğünü, artık her şeyin bittiğini, bir şeylerin bir daha hiçbir şekilde eskisi gibi olamayacağını söyler. ama yine de o kişinin karşısındakine karşı duyguları hala eskiden olduğu gibi saf ve tazedir. bu yüzden karşısındakini kalbinden, içinden, kendinden uzaklaştıramamaktadır. bu yüzden onu içine gömmeye karar verir. bu şekilde onu hiç değilse bir şekilde öldürmüş olacağını düşünür. bu eylemi sadece insan sadece sevdiğine zarar vermek ister söyleminin ispatıdır. karşısındakine onu içine gömdüğünü söyleyerek onu incitmek, ona kendisine verdiği acının en azından onda birini hissettirmek ister. o karşıdaki insana 'bak istediğim zaman ben de seni öldürebiliyorum' diye meydan okumaya çalışır. ama kişi yine de güçsizdür; zayıftır. karşısındakini gömdüğü yer sürekli çiçek açar. yeni yeni tohumlar filizlenir kişinin içinde. sürekli o mezarı ziyaret eder, o çiçekleri besler, büyütür. ta ki o çiçekler kişinin içinde bir sarmaşık gibi büyüyüp tüm bedenini ve ruhunu sarıncaya kadar. bu noktada artık kişinin teslim olmaktan başka yapabileceği hiçbir şey kalmaz. kaybeden yine kişi olur. karşı taraftaki yine kazanmıştır. kazanmak için birilerini içine gömmek hiçbir zaman işe yaramaz. önemli olan karşı taraftakini söküp atabilmektir. bu tutum, kısa vadede karşıdakine yeterince acı vermiyormuş gibi görünebilir. ama uzun vadede karşı taraf da unutulmanın acısını mutlaka anlayacaktır. hatta belki bir gün gelecektir ki o karşı taraf kişiyi içine gömmeye karar verecektir.