şükela:  tümü | bugün
  • şarkının introsu duyulduğu an, oryantal bir şarkı olduğunu hissi verse de çok geçmeden türk arabesk tarihinin en damar şarkılarından birinin başlayacağı anlaşılır. onurtaş, melihduş, sinanşan, memişen gibi çakma türkücülere arabeskçi diyen yeni yetme kızlar bu tarz şarkıları ve şarkıları da ağır arabesk olarak niteler, türk müziğinin olmasa bile arabeskin balladları olduklarından bi haber.

    sözlerini de yazdık tam oldu ama okumayacaklar için "ömrümde hiç gülmeyen dertli kullara döndüm" cümlesinin altını çizmek isterim. emesende kişisel ileti yapılabilitesi dahi var.

    yakıp bütün aşkımı külü maziye döndüm
    yaşanılan sevdayı seni kalbime gömdüm
    öyle günler geçirdim ne yaşadım ne öldüm
    kadeh kadeh sevgilim seni kalbime gömdüm

    ömrümde hiç gülmeyen dertli kullara dömdüm
    sevgi nedir bilmeyen seni kalbime gömdüm

    gittiğin günden beri dertsiz bir gün mü gördüm
    artık arama beni seni kalbime gömdüm
    bu şarkımda sen yoksun artık kendime döndüm
    yüreğin kabrin olsun seni kalbime gömdüm

    ömrümde hiç gülmeyen dertli kullara dömdüm
    sevgi nedir bilmeyen seni kalbime gömdüm
  • arabesk radyolarının bir kültürü vardır, bilenler bilir. sabahın ilk saatlerinde kendi tabirleriyle yumuşak şarkı çalar, öğlen sohbet mohbet, hakara makara, gece hard damar'a bağlar. genel insan psikolojisi de öyle aslında, "sabah sabah müslüm mü dinlenir?" dinlenir. neden dinlenmesin ki? biz kahveyi akşam yemeğinden sonra, tıka basınca doyunca içeriz, gavur sabahın köründe aç karnına. aynı şekilde fransada tatlıyı önce yiyorlarmış, ya da birileri bizi yiyor. demem o dur ki bu şarkı başta olmak üzere arabeski sabah sabah dinç kafayla dinlemek, içe işletmek makbuldür.

    böyle bir şarkı aslında yok.
  • https://www.youtube.com/watch?v=gn6g4zpquww

    1:37 nasıl bir çıkıştır öyle. link gitmiş.
  • 1982 tarihli feyzi tuna filmidir.

    sinematürk yazarı eylül fırtınası tarafından filme dair kaleme alınmış inceleme yazısı aşağıda görülebilir.

    "eylül,ekonomik çıkarlarından ve ticari itibarından başka hırsı olmayan kocasıyla mutsuz bir bir evliliği sürdürmek zorunda kalmış,orta yaşı biraz geçmiş güzel ama mutsuz bir kadındır.kocasının sevgisiz ve umursamaz tavırlarının yanısıra sürekli para ve iş hayatının konuşulduğu samimiyetsiz zenginler kulübü toplantılarından bunalan eylül,biraz olsun nefes alabilmek ve kendiyle başbaşa kalabilmek için bodrum'a gider ve orada ressam ali ile yolları kesişir.
    yıllardır hasret kaldığı ve artık bulmaktan umudunu kestiği huzuru ve sevgiyi ali'de bulduğunu sanan eylül,ali ile kısa ama unutulmaz bir aşk yaşar.ancak ali'nin de aslında kocası gibi ruhunu para hırsı bürümüş bir erkek olduğunu anlaması uzun sürmez ve bir kez daha yıkılır...
    1980'li yıllar sinemamızda krizlerin yaşandığı,temasal ve içeriksel dönüşüm,değişim sürecine girildiği,çeşitli açılımların yaşandığı çok ilginç ve renkli bir on yıllık dönemdir.bir açıdan bakıldığında sektörün çöktüğü ve bittiği,bir başka açıdan bakıldığında ise silkiniş ve yenileniş dönemidir.
    bu döneme ait en belirgin ve iz bırakmış olgulardan birisi meşhur ''kadın filmleri'' furyası,akımı veya dalgasıdır.80'li yılların kadın odaklı filmlerinin en baskın özelliği,60 ve 70'li yılların kadın figürünü tersyüz etmesidir.
    bu dönem filmlerinde geçmiş dönemin genelevde dahi çalışsa namus,fazilet ve saflık abidesi,öpüşmeyen,yatağa girmeyen,yemeyen,içmeyen,sürekli ağlamaya ve acı çekmeye programlanmış,ince hastalığa yakalanıp mendiline kan tüküren,aşktan başka hiçbir derdi olmayan,titrek sesli boyutsuz,derinliksiz,şablon kadınlarının yerini en başta cinselliği özgürce yaşayan ya da yaşamak isteyen,arzulu,zaafları olan,toplumsal kimliğini sorgulayan,hak arayan,olumlu ve olumsuz yönleri ile gerçek ve yaşayan kadınlar almıştır.
    bu akımın öncüsü ve mimarı hiç kuşkusuz ''kadın filmleri yönetmeni'' gibi payeyi de apoletinde taşıyan atıf yılmaz'dır.
    usta yönetmen müjde ar,hale soygazi,türkan şoray gibi aktrislerin cesur oyunlarının da katkısıyla,''türkiye'de kadın olmak'' sorunsalını mercek altına almış,fahişesinden entelektüeline toplumun çeşitli katmanlarında varolma mücadelesi veren kadınların cinsel ve duygusal açmazlarını ve önyargılarla mücadelesini beyazperdeye yansıtmıştır.
    mine,dağınık yatak,bir yudum sevgi,dul bir kadın,adı vafiye,aaah belinda,asiye nasıl kurtulur?,kadının adı yok,ölü bir deniz,düş gezginleri gibi bir dizi nitelikli filmde keskin bir feminist tavır sergileyen yılmaz,hem sinemada hemde toplumsal yaşamda kadın algısını tartışmaya açmış,sorgulamış,yenilemiş,ezberleri bozdurmuştur.
    şerif gören'de ustasına güneşin tutulduğu gün,gizli duygular,firar,kurbağalar,on kadın gibi filmleri ile nazirede bulunmuş,fevzi tuna'da edebiyatçılarla işbirliği içerisine girerek tutku,seni kalbime gömdüm,bir kadın bir hayat filmlerini çekerek akıma dahil olmuştur.
    akım bir süre sonra alt kırılımlar yaşayarak kendi klişelerini oluşturmuştur.
    filmlere topluca yüzeysel bir göz gezdirilecek olursa;örneğin müjde ar'la türkan şoray'ın farklı tipte kadınları oynadığı görülmektedir.ancak her iki oyuncu da kendi kulvarında sürekli ayni tipi canlandırmış ve bu tipler de kaçınılmaz olarak basmakalıplaşmıştır.
    sözgelimi müjde ar soyunmaktan ve yatağa girmekten çekinmeyen,istekli,arzulu,daha cesur ve hakkını arayabilen bir tiplemedir.duygularından çok mantığıyla haraket eder.melankolik,aşk acısı çeken,mızmız bir kadın değildir.
    türkan şoray ise yazımıza esin kaynağı olan seni kalbime gömdüm filminde de olduğu gibi daha muhafazkar,hassas ve güçsüzdür.ya da sinema yazarı ibrahim altınsay'ın tabiriyle ''yazık olmuş kadın''dır.cinselliği reddetmez,belirli bir seviyede yaşar ancak bu konuda müjde ar kadar radikal ve istekli değildir.ne de olsa türkan şoray olmanın dayanılmaz ağırlığı ile geçmişten gelen geleneksel bir ağırlık mevcuttur.hatta daha ileriye giderek diyebiliriz ki geçmişteki kadınlardan tek farkı sadece cinsellikten soyutlanmamış olmasıdır.ama değişmeyen tek gerçek şudur:o bir aşk mabudesidir.
    son tahlilde, türk sineması'ndan günahıyla sevabıyla bir kadın filmleri rüzgarı esmiş geçmiş,geniş yankı bulmuş,bir kuşağı derinden etkilemiş,günümüzün modern ve dinamik sinema anlayışının şekillenmesinde esin kaynağı ve model olmuştur. "

    http://www.sinematurk.com/'dan alıntıdır.
  • her açıdan muhteşem bir şarkı. dipten devam eden ve hiç durmayan oynak bir darbuka. babanın sesine eşlik eden hüzünlü yaylılar ve tabii ki şarkıyı başyapıt haline getiren akordeon. üstüne de böyle enfes sözler. daha ne olsun. her gün dinlesek yeri var.
  • türkan şoray ve cihan ünal bu filmde tanışıp birbirlerine aşık olmuşlardır. yeşilçam magazin servisi iftiharla sundu !
  • özellikle giriş kısmı itibariyle neşeliymiş gibi görünen şarkılara örnek teşkil eder.
  • omrunde hic gulmeyen kismindaki cikis ciddi diyafram girtlak ve tasak istemektedir.
  • erkek kezoların şöyle karşılık vereceği söz (bkz: demek ki zamanında iyi gömdüm)