şükela:  tümü | bugün
  • uyum, eş zamanlı olma durumu... (bkz: senkron)
  • misalen playback senkronizasyon gerektiren bir eylemdir, götü başı bir oynayamayan, multi task sorunu olan insanlar rezil ederler playback'i.
  • fotograf makinesinin perdesi acıkken flasın yanma olayı..
  • birbirinden farklı yerlerde içine değişik bilgiler girilmiş iki bilgi öğesinin birbirine bağlanarak yapıldığı bilgi transferi. seçilen yönteme göre bir tarafa eklenen bilgiler diğer tarafa aktarılır veya iki yönlü gerçekleşebilir

    örn: palm, notebook gibi mobil cihazların başka bir pc'ye bağlanarak sync edilmesi (bkz: hotsync)
  • bir bardak çay ile bir adet sigaranın ti (te initial okurunuz) içilmeye başlayıp, aynı tf (te final okuyunuz) de bitmesi olayı.
  • televizyonda, reklamlarda, dizilerde ve sinema filmlerinde bir müzik eserinin kullanılmasına senkronizasyon adı verilir.
  • görselliği daha bir canlı/hisli yapan uyum olayı. müziğin ritim ve hatta melodileriyle uyum içinde takılan görsel unsurlar insanın içini bir garip eder, hoş eder [ne de olsa "uyum"un hastasıyız]. görüntü-ses bir yana, hareket-ses uyumuna örnek olarak, "araç-müzik senkronizasyonu" şeklinde adlandırılabilecek ilginç [ilginç. kime göre neye göre? bana göre] bir hadiseden de bahsetmek isterim bu noktada: misal dinlediğiniz müziğin iniş-çıkış-duraklamarıyla içinde bulunduğunuz aracın hareketleri bir süre uyum içinde takılabilir, siz de "voeyy hayat ne tuhaf senkronizasyonlar filan" diye mest olursunuz. yani en azından ben oluyorum, kesin bir güç var diyorum imana geliyorum. ha araç dedik, araba dolmuş falan olur da uçakta jetskide zor tabii. bol aksak ritimli alengirli müziklerde de zor. abuk subuk trafikte de zor. hayat zor*.