şükela:  tümü | bugün
  • 19 ocak 1966 istanbul doğumlu , orta sahaoyuncusu. futbola 1980 yılında beykozda başlamış,1986 yılında boluspora transfer olmuştur. 1988-89 sezonunda , gordon milne'in dikkatini çekerek boluspordan beşiktaşa transfer olmuştur.
  • 1988 - 1989 sezonunun ilk yarısında maç 0-0 berabere giderken trabzonspor'a 88. dakikada 30 metreden attığı aşırtma golle hatırlanır. kaleci şevki topu uzaklaştırıp kalesine dönerken bu acı sürprizle karşılaşmıştı. kilidi açan bu golden 2 dakika sonra feyyaz skoru belirlemişti :2-0

    (bkz: 24 aralik 1988 besiktas trabzonspor maçı)

    takıma faydalı bir oyuncu olmasına rağmen o dönemde gordon milne kendisini metin tekin'in yerine oynattığı için tribünler biraz limoni bakardı kendisine. zira gordon şenol'u oynattığı için tribünler ferdinand ile metin tekin'i yanyana izleyememişti. ertesi sene sarı fırtına kadroya girdiğinde ise ferdinand çoktan queens park rangers'a dönmüştü.
  • ilginç bir topcuydu. kirli sakalı karizmasıydı. oyle delicesine kosardi. spikerlerin çok sevdiği deyimle, sahada basmadık yer bırakmazdı.
    uc cigeri vardı sanki. yok bunu ben soylemiyorum. bir seferinde oynadigi donemlerde ridvan dilmen soylemisti.

    lakin ve elbette ki bir çok besiktasli futbolcu gibi senol içinde soyleyecek iki kelamlık anı var hafızamızda. (bkz: erkeklerin mac hafizasi)

    benim için en degerlisi ve de en insancılı; sanirim 91-92 sezonuydu uzun sure sag bekte denenen turan uzun o sene orta sahada gordon milne 'nin yeni askeri olmuş ve senol fidan'ı budamıştı tabiri caizse. sakatlık-ceza halleri dışında turan'ı kesememişti ama bundan da hiç gocunmamıştı. işte o sene ali samiyen'de g.saray'ı deviren golü atan turan uzun'a ilk once ve en uzun sarilan senol fidan olmustu yedek kulubesinde.
    simdi bir mac yedek soyununca veya altmis küsurda oyundan alininca afra tafra yapanlari gorunce o donem neden basarili oldugumuzu daha iyi anliyorum.

    senol ile ilgili diğer unutamadığım hadise ise 88-89 sezonuydu. inönü yeni açıktayız. trabzonsporla oynuyoruz, ilk yarının son maçı. sağlı sollu saldırıyor kartallar ama gol atmak ne mümkün. gün, sevki'nin gunu. fakat 87.dakikaya kadar!
    o dakikada şevki maç başından beri belki de ilk hatasını yapıyor ve penaltı noktasına doğru inen ortayı kendi yarı sahasasının ortasına yumrukluyor ama kaleyi de boş bırakıyor. topla şenol'un sağ ayak içi bir şekilde buluştuktan kısa bir süre sonra aynı top deniz tarafındaki kalenin fileleri ile hasret giderdiğinde ben ve dayıoğlu 5-10 basamak aşağıya düşmüştük sevinçten.

    netice itibari ile sessiz sedasız geldiği beşiktaştan aynı şekilde ayrılmış, beyefendi bir topçuydu.
  • hatırladığım en dikkat çekici yönü sakalıydı. zira bıraktığı sakalıyla bana doğru yolu göstererek beşiktaşlı yapan abime fazlasıyla benziyordu. ki sakallı futbolcu prototipinin son temsilcilerindendi.
  • o devirde şenol ismi günümüzün can ismine tekabül ediyordu. fenerbahçe'de şenol çorlu, şenol ustaömer ve şenol 3 adıyla hafızalarımıza kazınan şenol ulusavaş top oynarken şenol güneş futbolu bırakıp antrenör olmuştu. çok sonraları beşiktaş seyircisinin anasını normal yollardan götürmediği kaleci şenol karagöl'ün bıyıkları yeni terlemeye başlamış, doğuştan kaptan şenol yavaş ise saçlarını daha kazıtmamıştı. bu kadar şenol içinde en yakışıklı olanı soyadı fidan olan işte bu ademdi.
  • mehmet özdilek'in, antalyaspor'da yardımcılığını yapıyor ve maç önü ligtv mikrofonlarına konuşmayı çok seviyor. o hafızalara kazınan sakalı ise sadece ama sadece dudak altı ile çene üstüne adeta endemik datça hurması gibi sıkışmış durumda.
  • her salı günü saat 18:00'de şifoyla beraber beylerbeyi şampiyon'da izlenebilecek değişik yetenek. yaşına rağmen top ayağına geldiğinde dikine müthiş ivmelenen yeteneğini izlemek büyük keyif.

    şifo mu? izleyin o'nu da görün.