şükela:  tümü | bugün
  • bana ilk defa uzun entryler okutan yazar.
  • gayet basit bir soru soruyorsunuz, uzun uzun cevap veriyor ve bu cevap içinde sizin sorunuzun cevabını barındırmıyor. e iyi kafa, sağlam kafa, belli ki dolu kafa da kardeşim merak ettim ki sordum yahu. bu arada her şeye rağmen bu çağda uzun cevap yazabilmenin karşılığı özendir. sevdim ben üslubunu.
  • bana bazen öyle geliyor ki, bu ekşi hayatınız boyunca tanıyamayacağınız ilginçlikte insanlarla yazdığınız herhangi bir entry sonucu ardarda tanışma yeridir. tek güzel yanı bu olmasa da, en güzel yanı budur. ben bu mesajlarla başlayan arkadaşlıklarda yazıştığım insanın üslubu, hangi konularda yazdığı ve mesajları sonucunda hep bir kimlik giydiririm ona. ama katı bir şey değildir bu, "böyle hayal ettim böyle çıkmalı" gibi sivri köşeli cümleler kurmam yani. her yeni soruyla yeni bir rol biçerim, kafamdaki insanı da karşımdakiler kadar sever, her dediğine de her seferinde inanmayı tercih ederim. çünkü elimizin altında bilgisayarlarımızla girdiğimiz ve bize her şey mümkündür yanılgısı tattıran bu dünya tüketmeye de pek yatkındır, üretmeye olduğu kadar. ben de mümkün mertebe tüketmemeye gayret ederim, karşımdakinin izin verdiği ölçüde tabii. bazen siz ne kadar zorlasanız da tüketiyorlar çünkü sizi. kötü olduklarından değil, başka türlüsüne alışmadıkları için. şimdi bu kadar geyiği niye yazdım insan da, yazı da okumaya tahammülü olmayanların olanlardan fazla olduğu bir ortamda? çünkü nickaltı yazdığım bu adam tahammülü olanlardandır insan okumaya da, yazı okumaya da. pek az bilgi sızar aslında bir dünya olduğunu fark ettiğiniz bu adamdan dışarı ama bu ketumluk sinsiliğin değil, aksine sizin gibi tüketmemeye çalışan özenli bir kişiliğin göstergesidir. ilk mesajlarından beri arkadaşlığının, zekasının, mizahının meftunu olduğum bir adam var karşımda. benim üç çocuk babası, duyarlı ve güzel arkadaşım malumat edinme takıntıma kırılma e mi? ben bildiklerimle ve bilmediklerimle seviyorum seni.
  • izdivaç programlarını ve yerli dizileri hiç kaçırmayan, geleneklerine bağlı -o kadar ki bekar olup evlenecek olsa düğün bile yapar- paraya para demeyen, kendini şımartmak istediğinde vakko çikolatadan başka çikolata yemeyen yazar.

    senin/benim çocukken gittiğimiz pazarlara ve ara sıra işten güçten fırsat bulup kaçtığımız salı pazarına burun kıvırır/yanından geçmez. avm marketlerinden çıkmaz.

    tüm bunlara rağmen benden yaşça büyük büyük olsa da ablasının bitanesi olan, sohbetini her daim sevdiğim, kendisine/yaşanmışlıklarına saygı duyduğum, yazdığı mesajlarla keyfime keyif katan yazar.
  • yazdıklarıma takmış durumda olan, sözlüğü günlük gibi kullandığımı söyleyerek aslında benim gibi soyut şeyler yazamadığını, hissiyatının monoton olduğunu, çalkantıları olmadığını söylemek isteyen yazar. üstelik kendisi olmasa güncel olaylar hakkında hiçbir bilgimiz olmayacak. o derece. kendisi kadar boş vakte sahip olmayı çok isterdim. topuğuma sıktıracağına gelip kendin sık diyor ve ekliyorum halep ordaysa arşın burda.
  • benden ilham alan yazar.

    (bkz: #22931370)
  • ne yapmaya çalıştığını anlayamadığım yazar. gerçi eski sevgilim olmasından şüpheneliyorum. benle ilgili her türlü bilgiye sahip kendisi. bir de belli ki bir alıp veremediği var benle. ya da zamanında isteyip de alamadığı bir şey olmalı ki nick altımı becerip duruyor. birazdan da mesaj kutumu becerir.
  • sanırsam urfalı bir yazar
  • bazı insanlar vardır kürtler'den alışveriş yapmaz, bazısı türkler'e kıldır, bazısı türbanlı görünce pis pis bakar, bazısı alevi'ye zinhar kız vermez, bazısı için ermeni kadınları bir yaştan sonra bıyıklıdır, bazısı yahudiler'in tek derdinin para kazanmak olduğuna inanır. hülasa dünyaya nereden bakıyorsan öbür tarafa kör ve sağır olmak vazgeçemediğimiz alışkanlığımızdır ve bazısı bu yaptığıyla gurur duyar nasıl da bir yoksulluğa mahkum ettiğini bilemeden kendini. sol eğilimli bir alevi ailesinden gelen ben de armudun sapı üzümün çöpü diye insan seçme becerisiyle yoğuruldum hepimiz gibi. neyse ki çabuk aydım saçmaladığıma ve sonra her mezhepten, her görüşten, her türden arkadaş bulmaya adadım kendimi. bir süre sonra o "benden değilsin" diye ötelediğinizde ne güzellikler buluyorsunuz, inanamazsınız. işte bu senyazmasanbenyazmasam dostum da ikide bir belirtmeye bayıldığı görüş farklarımız yüzünden güya öteki. oysa vefası, zekası, kadirşinaslığıyla tam da ben, tam da canımın içi, tam da canımın içindeki. beni uzun çaylaklık aylarım boyunca, üstelik pek çok nedenden çok da üzgün, pek de kırgınken yalnız bırakmayan bir tanecik dostum. ne diyeyim? sen yazmasan, ben yazmasam, o yazar. ahhhhh, bu yazarın kalbi var.