şükela:  tümü | bugün
  • sözlüğün güldüren fantastik kurgu yazarlarından.
    (bkz: #72831054)
  • sozlugun ergen yazarlarindan. begenmedigi bir entry gorunce ozelden mesaj atip kavgaya davet etmektedir. liseli olabilir.
  • balkan göçmenlerinden adam çıkmaz beyanında bulunan kişileri yüzyüzeyken söylemeye davet eden yazardır.

    beğenmediği söz ayrımcılık içermesi ve nefret suçu olarak işlenen hakaret niteliğinde olması sebebiyle kendisi tarafından beğenilmemiştir.

    bunu yapmak ergenlikse, kendisi ergendir ve liselidir. bir topluluğa nefret suçu olacak şekilde hakaret edecek olan herkese gerekli daveti yapacaktır.

    edit: cevap verdiğim entry silinmiş.
  • değişik bir hıyar türü. bir girdime istinaden bana mesaj atmış, daha 2. mesajda anneme küfür etmiş, adını soy adını ve telefon numarasını yazmış -herhalde kavgaya çağırmak istemiş olmalı- hırt. daha sonra hızını alamayıp annemi, sevgilimi ve benim ölümü sikeceğini filan söyledi. devamında hırsını alamamış olmalı ki, avukat olduğunu ima eden birtakım ifadelerle beni savcılığa şikayet ettiğini, dosyadan bir şey çıkmayacağını fakat kimliğimi öğrenmiş olacağını filan söyledi. komik ama yine tehdit. en son olarak da beni engellediğini yazdı.

    değişik bi tür işte.
  • uyarı üstüne gelip baktım ve evet, denilenler doğrudur.

    bir "girdime istinaden" dediği, "mal" ve "beyinsiz" gibi hakaretler içeren bir entrydir. "sen kime hakaret ediyorsun" diye sorduğumda, "malın tekine" cevabını aldım.

    ben de küfür ettim evet. tarih beni yargılasın. hakaret edene insan gibi soru sorup da yine hakaret duyarsam; senin ettiğin gibi anaokulu hakaretleri etmem. iyi ki de etmişim o küfürleri. boğazında gıcık yapsın inşallah.

    ben kendime, mal ve beyinsiz gibi hakaretler ettirmiyorum. yapım bu, yapıma ters. sen eğer anonimliğin arkasına saklanıp bana hakaret edersen, karşılık kabilinden küfürüme yine -doğrudan seni iletişime davet etmeme rağmen- hakaret ve küfürle yanıt verirsen, senin anonimlik perdeni yırtarım delikanlı.

    hakaret ettin, sordum ve yine hakarette ısrar ettin, ben de küfür ettim. mevzu bu, gel dedim yüzüme hakaret et bakalım. cevap olarak verdiğin küfürleri burada paylaşayım mı düdük? "sikimin tadını sevdin galiba seni ılık götveren seni" diye küfür ediyor eleman hahaha. öyle edince sinirim geçti de heriften özür diledim. annene küfür etmem gereksizdi dedim. üstüne sen benim anneme ettin küfür. e kardeş herkes senin kadar geniş değil. küfür ettirmeyen çok insan var annesine.

    gel diyorum yok, küfür ediyorum yok, "ağzına alınca hemen yumuşadın bakıyorum" gibi laflar, e kardeş ben seni nasıl bulup da dövücem? akıl da verdim sana mesaj asıllarını sunarsın takipsizlik çıkar ama anonimliğin sona erer dedim.

    e neden dedim? sen bana mal ve beyinsiz diyemezsin. hadi bir sinirle dedin, bunda ısrar edemezsin. ben de sana diyim, öyle öyle uzasın mı? özür de dilemiyosun. e kardeş ben seni bulup dövücem...
  • çekirdeğimi kapıp gelmeme sebep olan, herkesin önünde hasmı ile tartışan yazar. eğer hasmı olan yazar da halka açık tartışmayı devam ettirirse ve argo kullanımındaki rahatlık; sinkaflı cümlelerin bolluğu iki taraf için de aynı oranda devam ederse seyir zevki yüksek bir münazaraya şahit olacağımıza inanmaktayım.
  • tartışmayı halka arz eden kendisi değildir. özelde konu konuşulmuş, kişi hakarette ısrar ettiği için, iletişime davet edilerek ve gerekli bilgiler verilerek şahsım açısından konu kapanmıştır. sonrasında özür de diledim kendisinden, karşılık kabilinden küfürlerim için değil, annesine ettiğim küfür için. bu özrüme, anneme küfür ederek karşılık verdi.

    e kolay anonim nicklerin arkasından konuşmak. "gel" dediğimde gelmedi, formülü söyledim. geldi nickaltı girdi.

    umuma açan ben değilim mevzuyu...
  • provoke etmeye gelip provoke olan.
  • muayyen gününe denk gelen ve unknown unknowns neyi varsa kusup meseleye burnunu sokan bebelerce provoke edilen yazardır.

    amacı provoke etmek değildir. abd emperyalizmine karşı, özgün siyaset üretemediğini düşündüğü sosyalistlerin, rus hegemonyasına ama dolaylı ama dolaysız, ama yüksek yoğunluklu ama düşük yoğunluklu, bel bağladığını; suriye özelinde rusya ekseni haricinde, yerel halkı gözeterek bir siyaset gütme ehliyetlerinin olmadığını düşünmektedir ayrıca.

    bu fikirlerini ve herkesçe bilindiğini zannettiği bir gerçeği ifade etmiş ama çoğu insanın sovyetler'in çözünmesinin ardından, ardıllarından biri olan rusya federasyonu'nun memleketin sosyalist hareketlerine süt vermeyi kestiği gibi bir yanılgıda olduğunu fark etmiştir.

    başlığa yazan birkaç insanla da özelde konuyu usturuplu şekilde tartışmıştır.

    neden sivil olabilmiştir o insanlarla? çünkü mükerrer hakaretlerde bulunmamıştır o insanlar ve hakaret edenlerin aksine bir fikir beyan etmişlerdir.

    öyledir nitekim. "piriviki vikvik" diye öten arkadaşlara, korkak dünyalarında, şimdilik görüşene kadar, mutluluklar dilerim...
  • birincisi, wirginia woolf 'un 1925 yılında kaleme aldığı mrs. dalloway adlı roman karakteri olan septimus warren smith'tir.
    ikincisi, "kofti anarşist" tanımını profilinde kullanan, bu başlıklı nick'in de sahibi olan septimuswsmith'tir. wirginia woolf'un mrs. dalloway adlı eserini özet okuduğum için adı geçen romandaki karakter için bir şey söylemem pek doğru olmaz. fakat burada, yani sözlükte yazar olanı bazen çeşitli başlıklar altında denk geldikçe şöyle bir göz gezdiririm. genelde sol ile ilgili başlıklarda türkiye soluna dair saldırgan ifadeler kullanarak girdiği pekçok entry'sine de aşinayım. geçmişte hdp'ye oy verdiğinden, ama sonra meseleyi aydığından, zihninin açıldığından filan dem vuran entry'lerine de denk gelmişliğim var.

    bu başlığı sol frame de görüp de bir tartışma yaşandığını, bu tartışma sonucu küfür hakaretlerin ve hatta tehditlerin uçuştuğunu okuyunca, profiline giderek geçmiş entry'lerine gözatınca, sola ve solculara hakareti yoksulluğun ya da imkansızlığın sebebiyle, olur ya belki de cehaletin sebebine, darağacında üç fidan kitabını korsan versiyondan okumuşluğu olabilecek o dönem tarihine ilgi duyabilecek insanlara hakaretler ettiğini, üstelik de hakarete tabi tuttuğunun annesine aldırır bu kitabı, sanki kendisi dinazor yumurtasından çıkmış (dinazorlar beni affetsin. çünkü her yumurtanın da bir annesi vardır). konu mankeni olarak entry'lerinde defalarca kullanmaktan da imtina etmez. kendisinin brejnev'in, kruşçevin, gorbaçov'un ve hatta destalinizasyon doktrinlerini hatim etmişliği ile şekilden şekile sokabileceğini ima eden entry'lerine denk geldim. hal böyle olunca da bu entry'i yazmak bana farz oldu.
    çakma kofti anarşist mahlası ile kendisinin sol'a, sosyalistlere söyleyecek hiçbir şeyi olamayacağını, bu işlerin bilmekle sınırlı olmadığını, çünkü yanlış bir söz öbeği ya da tutum ile, tarafıyım dediklerinin tarafında olamayacağını, bu işlerde kişinin aile adının olamayacağını anlaması gerek.

    bir de bunun ekürisi var. o da "kofti anarşist" tanımını kullanır profilinde. fakat, kemik bir ırkçı ve faşisttir (böylesine milliyetçi demekten dahi imtina ediyorum, çünkü entry'lerinde bir fikri tartıştığını ya da açıklığa kavuşturmaya çalıştığını dahi göremezsiniz). uludağ sözlük'ten geldiğini söyler zaman zaman ( ben o sözlüktekilerin de bu eküriye tahammül edemeyip, oradan postaladıklarını düşünüyorum). neden mi bu eküri'den bahsettik, ilkinin yazdığı yerde hemen ekürisi de biter ve kendini septimuswsmith'in hamisi ilân eder, sanırsınız ki, burası ingiltere o da kraliçe elizabeth, bizler de ingiltere avam'ıyız.
    neyse, kimin kiminle ne halt yediği beni ilgilendirmez, ama sol öyle değildir! o bizim aşımız, işimiz ve aşkımızdır! iyileşmeyen yaramızdır!
    o'na sağcı olan ne söylerse söylesin aldırmayız. fakat biri kendini sol da gösterip, benim de iyileşmeyen yaram var diyerek, o yaranın kabuğunu koparmak yarayı daha da açmak için, her fırsatta sağ'dan saldırırsa, etik sınırları aşarsa, ait olduğun yere git deriz.

    son olarak ve sonuç olarak; vicdanlı insanlara soruyorum septimus warren smith o romanda bir roman karakteriyken, septimuswsmith kimdir?

    not: iş bu entry geliştirilmeye ve zenginleştirmeye açıktır.

    edith: bu entry'nin bir sonuca bağlanması açısından, sonsöz babında onları da yazıp yazmamanın gerekip/gerekmeyeceğini düşünerek bu entry'e eklenti olabileceğini ifade etmiştim. bugün için bu eklentilere gerek olmadığını düşünüyorum.

    tavır ve davranışlarını, eleştiriye tabi tutarak tanımladığım septimuswsmith'in ekürisi diye tanımlayıp nick'ini vermediğim sözlük yazarı (!) benim bu entry'im sonrası konunun öznesi olduğunu açıktan ifade ederek entry altıma aklı sıra hakaretler sıralayarak giriş yapmaya çalışırken iltifatlar ettiğini bilmesini istediğimden açıklama ihtiyacı hissettim ki, hem okurlar için nacizane bir bilgilenmeyi içersin, hem de yazar hakaret edeceğim derken, gerçekte ben ne diyorum diye düşünsün.

    birincisi, bana ve sosyalistlere hakaret olsun diye "solucan" diyerek iltifat etmiştir. solucan, günümüz tarım ve çevre aktivistleri tarafından toprağın arı'sı olarak tanımlanır. solucan, toprak altı faaliyeti süresince toprağa karışmış en ağır metalleri bile çözebilen metabolizmaya sahiptir. bitkiler, çevre kirliliğinden dolayı ihtiyacı olan enzimleri edinmekte birçok zorluk yaşarken, solucan metabolizmasından dışkı yoluyla atılan gübreyi -kimileri bu gübreyi kompost diye adlandırır-, direkt emerek tüketir ve canlanır. konuya daha fazla ilgi duyan okuyucular solucan gübresi ve kompost başlıkları ile arama ve inceleme yapabilirler. kısa bir ek olarak ifade edeyim ki bilinsin; toprağınızda hantal ve obez solucan yaşıyorsa, toprağınız çölleşiyor demektir. gezerek tüketemeyen solucan yatarak şişer efendim. solucan ne kadar fit ise toprak da solucanın beslenmesi açısından o kadar verimli demektir. ihrenmeyin lütfen solucanı öpün, çünkü bedensel sıvısı da ayrı bir şifadır.
    bu yanıyla biz bu yazara teşekkür etmek isteriz de, onun derdi o değildir ki, o nasıl aşağılar ve hakaret etmek derdindedir. meselenin hakaret boyutu için de kısaca ifade edelim, sosyalistler karşıtları zorlamadıkça asla saklanarak gizlenerek, fısıltı ile politik faaliyet yapmazlar. her zaman açık alanda yüksek sesle konuşmaktan yanadır sosyalistler. buna örnek olarak ta, başladığımdan bu yana bütün dönüşümlerimi içeren entry'lerimi size örnek gösteririm. redakte etmedim mi? ettim tabiki de, bir takıntım vardı. her entry'min sonuna üç (...) nokta koyardım. onları kaldırdım ve imla hatası varsa elimden geldiğince düzelttim.
    açıklığa dair bu kadar örnek yeterli sanırım.

    ikinci olarak da ifade etmeliyim ki, ben istilacı da değilim bu kafada olan varsa yandaşı da değilim. tam demokrasiden ve özgürlükten yanayım. eğer fikirlerime liman ve saltanat arasaydım, benim gibi düşünen insanların platformlarına dahil olur orada yazardım.
    burayı seçtim ve bu yolda oldukça sıkıntı çektim. burada farklılıklar var diye burayı seçtim. çelişki var diye burayı seçtim. pişman da değilim bu tercihimden dolayı.
    fakat bir şeyi istemekte hakkımdır diye düşünüyorum okuyan, inceleyen, araştıran, bir konuda fikir üretirken, o konunun lehinde/aleyhinde/üzerinde incelemeler yapılarak yazılsın ki, sözlük çöplüğe dönmesin. kimseye baskı yapmak kafasında değilim. olmadım da.

    neyse, konuyu burada kapatırken son bir şey daha ifade edeyim de bu entry de sona ersin.
    yukarıda solucan üzerine kısa bir tanım yaptım. ülkemizde de solucan gübresi üretimi yapılmaya çalışılırken, milli solucan politikamızın olmamasından dolayı, virginia solucanı ile nasıl tarımsal ve zirai istila ile karşı karşıya kaldığımızı da, yurdum milliyetçisi (!) olarak bir zahmet siz araştırın.
    bilgiyle kalın efendim.

    not: bu entry tamamlanmıştır.