şükela:  tümü | bugün
  • sözlüğün güldüren fantastik kurgu yazarlarından.
    (bkz: #72831054)
  • sozlugun ergen yazarlarindan. begenmedigi bir entry gorunce ozelden mesaj atip kavgaya davet etmektedir. liseli olabilir.
  • değişik bir hıyar türü. bir girdime istinaden bana mesaj atmış, daha 2. mesajda anneme küfür etmiş, adını soy adını ve telefon numarasını yazmış -herhalde kavgaya çağırmak istemiş olmalı- hırt. daha sonra hızını alamayıp annemi, sevgilimi ve benim ölümü sikeceğini filan söyledi. devamında hırsını alamamış olmalı ki, avukat olduğunu ima eden birtakım ifadelerle beni savcılığa şikayet ettiğini, dosyadan bir şey çıkmayacağını fakat kimliğimi öğrenmiş olacağını filan söyledi. komik ama yine tehdit. en son olarak da beni engellediğini yazdı.

    değişik bi tür işte.
  • çekirdeğimi kapıp gelmeme sebep olan, herkesin önünde hasmı ile tartışan yazar. eğer hasmı olan yazar da halka açık tartışmayı devam ettirirse ve argo kullanımındaki rahatlık; sinkaflı cümlelerin bolluğu iki taraf için de aynı oranda devam ederse seyir zevki yüksek bir münazaraya şahit olacağımıza inanmaktayım.
  • provoke etmeye gelip provoke olan.
  • birincisi, wirginia woolf 'un 1925 yılında kaleme aldığı mrs. dalloway adlı roman karakteri olan septimus warren smith'tir.
    ikincisi, "kofti anarşist" tanımını profilinde kullanan, bu başlıklı nick'in de sahibi olan septimuswsmith'tir. wirginia woolf'un mrs. dalloway adlı eserini özet okuduğum için adı geçen romandaki karakter için bir şey söylemem pek doğru olmaz. fakat burada, yani sözlükte yazar olanı bazen çeşitli başlıklar altında denk geldikçe şöyle bir göz gezdiririm. genelde sol ile ilgili başlıklarda türkiye soluna dair saldırgan ifadeler kullanarak girdiği pekçok entry'sine de aşinayım. geçmişte hdp'ye oy verdiğinden, ama sonra meseleyi aydığından, zihninin açıldığından filan dem vuran entry'lerine de denk gelmişliğim var.

    bu başlığı sol frame de görüp de bir tartışma yaşandığını, bu tartışma sonucu küfür hakaretlerin ve hatta tehditlerin uçuştuğunu okuyunca, profiline giderek geçmiş entry'lerine gözatınca, sola ve solculara hakareti yoksulluğun ya da imkansızlığın sebebiyle, olur ya belki de cehaletin sebebine, darağacında üç fidan kitabını korsan versiyondan okumuşluğu olabilecek o dönem tarihine ilgi duyabilecek insanlara hakaretler ettiğini, üstelik de hakarete tabi tuttuğunun annesine aldırır bu kitabı, sanki kendisi dinazor yumurtasından çıkmış (dinazorlar beni affetsin. çünkü her yumurtanın da bir annesi vardır). konu mankeni olarak entry'lerinde defalarca kullanmaktan da imtina etmez. kendisinin brejnev'in, kruşçevin, gorbaçov'un ve hatta destalinizasyon doktrinlerini hatim etmişliği ile şekilden şekile sokabileceğini ima eden entry'lerine denk geldim. hal böyle olunca da bu entry'i yazmak bana farz oldu.
    çakma kofti anarşist mahlası ile kendisinin sol'a, sosyalistlere söyleyecek hiçbir şeyi olamayacağını, bu işlerin bilmekle sınırlı olmadığını, çünkü yanlış bir söz öbeği ya da tutum ile, tarafıyım dediklerinin tarafında olamayacağını, bu işlerde kişinin aile adının olamayacağını anlaması gerek.

    bir de bunun ekürisi var. o da "kofti anarşist" tanımını kullanır profilinde. fakat, kemik bir ırkçı ve faşisttir (böylesine milliyetçi demekten dahi imtina ediyorum, çünkü entry'lerinde bir fikri tartıştığını ya da açıklığa kavuşturmaya çalıştığını dahi göremezsiniz). uludağ sözlük'ten geldiğini söyler zaman zaman ( ben o sözlüktekilerin de bu eküriye tahammül edemeyip, oradan postaladıklarını düşünüyorum). neden mi bu eküri'den bahsettik, ilkinin yazdığı yerde hemen ekürisi de biter ve kendini septimuswsmith'in hamisi ilân eder, sanırsınız ki, burası ingiltere o da kraliçe elizabeth, bizler de ingiltere avam'ıyız.
    neyse, kimin kiminle ne halt yediği beni ilgilendirmez, ama sol öyle değildir! o bizim aşımız, işimiz ve aşkımızdır! iyileşmeyen yaramızdır!
    o'na sağcı olan ne söylerse söylesin aldırmayız. fakat biri kendini sol da gösterip, benim de iyileşmeyen yaram var diyerek, o yaranın kabuğunu koparmak yarayı daha da açmak için, her fırsatta sağ'dan saldırırsa, etik sınırları aşarsa, ait olduğun yere git deriz.

    son olarak ve sonuç olarak; vicdanlı insanlara soruyorum septimus warren smith o romanda bir roman karakteriyken, septimuswsmith kimdir?

    not: iş bu entry geliştirilmeye ve zenginleştirmeye açıktır.

    edith: bu entry'nin bir sonuca bağlanması açısından, sonsöz babında onları da yazıp yazmamanın gerekip/gerekmeyeceğini düşünerek bu entry'e eklenti olabileceğini ifade etmiştim. bugün için bu eklentilere gerek olmadığını düşünüyorum.

    tavır ve davranışlarını, eleştiriye tabi tutarak tanımladığım septimuswsmith'in ekürisi diye tanımlayıp nick'ini vermediğim sözlük yazarı (!) benim bu entry'im sonrası konunun öznesi olduğunu açıktan ifade ederek entry altıma aklı sıra hakaretler sıralayarak giriş yapmaya çalışırken iltifatlar ettiğini bilmesini istediğimden açıklama ihtiyacı hissettim ki, hem okurlar için nacizane bir bilgilenmeyi içersin, hem de yazar hakaret edeceğim derken, gerçekte ben ne diyorum diye düşünsün.

    birincisi, bana ve sosyalistlere hakaret olsun diye "solucan" diyerek iltifat etmiştir. solucan, günümüz tarım ve çevre aktivistleri tarafından toprağın arı'sı olarak tanımlanır. solucan, toprak altı faaliyeti süresince toprağa karışmış en ağır metalleri bile çözebilen metabolizmaya sahiptir. bitkiler, çevre kirliliğinden dolayı ihtiyacı olan enzimleri edinmekte birçok zorluk yaşarken, solucan metabolizmasından dışkı yoluyla atılan gübreyi -kimileri bu gübreyi kompost diye adlandırır-, direkt emerek tüketir ve canlanır. konuya daha fazla ilgi duyan okuyucular solucan gübresi ve kompost başlıkları ile arama ve inceleme yapabilirler. kısa bir ek olarak ifade edeyim ki bilinsin; toprağınızda hantal ve obez solucan yaşıyorsa, toprağınız çölleşiyor demektir. gezerek tüketemeyen solucan yatarak şişer efendim. solucan ne kadar fit ise toprak da solucanın beslenmesi açısından o kadar verimli demektir. ihrenmeyin lütfen solucanı öpün, çünkü bedensel sıvısı da ayrı bir şifadır.
    bu yanıyla biz bu yazara teşekkür etmek isteriz de, onun derdi o değildir ki, o nasıl aşağılar ve hakaret etmek derdindedir. meselenin hakaret boyutu için de kısaca ifade edelim, sosyalistler karşıtları zorlamadıkça asla saklanarak gizlenerek, fısıltı ile politik faaliyet yapmazlar. her zaman açık alanda yüksek sesle konuşmaktan yanadır sosyalistler. buna örnek olarak ta, başladığımdan bu yana bütün dönüşümlerimi içeren entry'lerimi size örnek gösteririm. redakte etmedim mi? ettim tabiki de, bir takıntım vardı. her entry'min sonuna üç (...) nokta koyardım. onları kaldırdım ve imla hatası varsa elimden geldiğince düzelttim.
    açıklığa dair bu kadar örnek yeterli sanırım.

    ikinci olarak da ifade etmeliyim ki, ben istilacı da değilim bu kafada olan varsa yandaşı da değilim. tam demokrasiden ve özgürlükten yanayım. eğer fikirlerime liman ve saltanat arasaydım, benim gibi düşünen insanların platformlarına dahil olur orada yazardım.
    burayı seçtim ve bu yolda oldukça sıkıntı çektim. burada farklılıklar var diye burayı seçtim. çelişki var diye burayı seçtim. pişman da değilim bu tercihimden dolayı.
    fakat bir şeyi istemekte hakkımdır diye düşünüyorum okuyan, inceleyen, araştıran, bir konuda fikir üretirken, o konunun lehinde/aleyhinde/üzerinde incelemeler yapılarak yazılsın ki, sözlük çöplüğe dönmesin. kimseye baskı yapmak kafasında değilim. olmadım da.

    neyse, konuyu burada kapatırken son bir şey daha ifade edeyim de bu entry de sona ersin.
    yukarıda solucan üzerine kısa bir tanım yaptım. ülkemizde de solucan gübresi üretimi yapılmaya çalışılırken, milli solucan politikamızın olmamasından dolayı, virginia solucanı ile nasıl tarımsal ve zirai istila ile karşı karşıya kaldığımızı da, yurdum milliyetçisi (!) olarak bir zahmet siz araştırın.
    bilgiyle kalın efendim.

    not: bu entry tamamlanmıştır.
  • bu başlıkta açıklığa kavuşturulup, tanımı yapılan tartışma ve olaylar zinciri sonrası "solucanların"mı, "solcuların"mı dendiği üzerine de bir iki açıklama yapmak gerekti.
    sözünü ettiğimiz entry: (bkz: #74580837)

    adı geçen entry de ne okuduğumu bilecek göz keskinliğine sahibim. eğer entry'ye giriliş saat aralığına bakılırsa, açıklaması olmayan bir giriş olduğu görülür. calemityceyn nickli yazar, ya tanım özdeşliği sağlama anlayışıyla, ya da aldığı uyarı ile "solucanları deliğinden çıkardı" cümlesini "solcuları deliğinden çıkardı" şeklinde değiştirdi. ben o entrye böylesi bir giriş olmasaydı, kendisinden özür diler, ama yine de entry'min bir bilgi ve tanım içerdiğini ifade eder olduğu yerde tutardım. ben kendini her türlü hata ve yanlıştan muhaf tutan bir insan değilim. özür dilemeyi de özeleştiri vermeyi de yapabilecek olgunluğa da sahibim. dediğinin ardında durmayan kendisidir.
    yazar o entry de solcu ile solucan tanımını değiştirirken "deliğinden" kelimesini değiştirmemiştir. şimdi şu "deliğinden" ya da "delik" meselesine de kısaca değineyim.

    sizinkisi nick de bizimkisi değil mi?
    siz yazarsınız da bu sözlükte, ben değilmiyim?
    siz bir evde yaşıyorsunuz da, biz mağarada mı yaşıyoruz?
    hangi dili kullanıyorsun sen, bu tanımı nerede yaptığının farkındamısın?
    bu sözlükte, mağaradan ya da bir delikten çıkıp, burada, sözlükte yazan mı var?
    sözde aklı sıra beni ters köşeye yatırıp, sonra da bir çukura gömeciğini düşündüğü entry girerken bile bana "aptal" diyorsun. entry'lerime "çöp" diyorsun. bu öfke niye?

    madem bu kafadasın, sözlükte "komünist baskısı" var diyerek şikayet ettiğin konuya da, yine bir sözlükte inci sözlük'te yaşadığım bir olayı anlatarak kimlerin nerelerde nasıl bir baskı ve hakaretler sahnelediğine dair olayı anlatayım; yazarların siyasi görüşü ve neden o görüşü savunduğu ile ilgili bir başlık vardı inci sözlük'te, ben de tek satırlık bir girdi yaptım(zaten orada uzun uzun yazamassınız da pek). namik nickli mod, mod diyorum, iyi okuyun. girdimin altına "komünist piç" diye entry altı girdi. şikayet etmedim. sadece, "sen mod'sun keşke daha kültürlü ve esnek davrana bilseydin dedim". sabah kalktım, baktım o başlıkta ne yazılmışsa buharlaşmış.

    ikincisi de ekşi sözlük'te dedirten nickli sanırım şimdi çaylak kendisi -o dönem mod'muş - bu nick'imin şifresini unuttuğumdan, uzun süre kullandığım nick ile girdiğim sol içerikli entry'ler nedeniyle onaylamamıştır. şimdi kim kimin üzerinde baskı kuruyormuş, bir daha düşün.

    entry'lerin de yok dediğim, bilgi/tanım meselesine gelince ben yazmıyorsun demiyorum. içinde bilgi tanım yok diyorum. okuduğun kaynaklardan bahset, o kaynaklardan derlediklerinden bahset diyorum. kısaca "fosfor" yok entry'lerin de diyorum.
    şimdi git öte de oyna, ırkçı-faşist içerikli entry'ler girip, benim sağ ile de, sol ile de, siyasetle ilgim yok deyip, aklımızla dalga geçme. farkında değilsin belki ama, bu tutum seni paspayeleştiriyor.

    not: nick altında böylesi bir entry uygunsuz olabilir. fakat, şartlar buna zorladı. son olarak, üzerine yazılan entry buraya eklenecektir.
  • son yazısı çok taşaklı. sevdim.
  • sözlükte takip ettiğim ve bilgi birikimine hayran kaldığım bir yazarımız.
  • (bkz: aktrol)