şükela:  tümü | bugün
  • ya da (bkz: serbest ölçülü şiir)

    ele ayaga dusmus siir.
    sebebiyse etrafin bunu yazabildigini dusunen insanlarla dolmasi.

    simdi sozlukte sol frame'de bir tanesini gordum. isim verip rencide de etmek istemiyorum ama genel olarak soylemek istediklerim var.

    ----------

    cok cok cok zor bir seydir serbest stil siir yazmak.

    gercekten oyle guzel dokunmaniz gerekir ki kelimelere,
    anlam oylesine yogun olmalidir ki her okundugunda bir kez daha yeni bir seyler kesfettirsin okuyana.
    her defasinda farkli seyler cagristirsin.
    sonra okuyana da bir emegi olmus gibi hissettirsin.
    bir siirin icinde anlamlar oyle guzel ve oyle degerli olmalidir ki, hem okuyan insan anladikca define bulmus gibi anladikca bu isten zevk alsin hem de bu isi herkesin yapamayacagini anlasin da yazani bir kez daha takdir etsin.

    sonra her siirde ahenk olmalidir.
    televizyonlarda liseden zorla mezun insanlara siir okutuyolar da, "siir bu iste" diye her satir sonunda duruyorlar, gereksiz gereksiz hizlanip yavasliyorlar.
    oyle okunmaz siir iste; siirden de okumaktan da edebiyattan da bir sey anlamiyor boyle okuyanlar.
    siir dediginin ahengi subjektif olmaz bi kere, kelimelere vereceksin ki o ahengi okurken farkinda olmadan ortaya cikacak.
    hayatimda gordugum en itici manzaralardan bir tanesidir eli yuzu badanali bir kadinin herhangi bir siirin her satirinin sonunda elli bin saat duraklamasi...
    ahenk, kafiye kullaninca az cok olusan bir sey ama kafiyeyle sinirlamak istemeyebilirsin dusuncelerini anlarim.
    o zaman bir karar vermek gerekir, duz yazi mi yazmaliyim, yoksa siir mi yazmaliyim.
    duzyaziyi siirden ayiran en onemli ozelliklerden birisidir ahenk.
    bunu veremiyorsan geri al her satir sonundaki gereksiz enter'ini al sana fistik gibi yazi olsun.
    yok ama ben siir yazacagim illa ki diyorsan da yazdigin sey kulaga hitap etmeli bir kere.

    son olarak mecaz kismina deginmek istiyorum.
    siiri siir yapan seylerden bir tanesidir mecaz ve en azindan anlamin en costugu yerlerde verilmesi gerekir.
    bu siirin duygu yukunun tavan yaptigi yer olabilir, verilmek istenen mesaji anlatan kisim olabilir ya da anlamin en ince tarifinin gerektigi yer olabilir.
    tabi diger yerlerde de kullanilabilir ama en azindan su uc yerden birisi geldiyse orada kullanmalidir insan.
    oteki turlu bir yilmaz ozdil yazisindan farki kalmiyor.
    kimdir yilmaz ozdil? az cok kabul gormus kose yazaridir. saniyorum koselerini doldurmak icin surekli yeni satira gecer. okuyani gaza getirmek icin belli klise kaliplari/mecazlari kullanir falan filan; kendi capinda basarili olmus bir kose yazaridir.
    ama simdi serbest siir yazmak isteyen insan soyle bir durup kendine sormalidir:
    "acaba siir mi yaziyor yoksa yilmaz ozdil yazisi mi?"
  • kendisiyle iştigal edenlerin bazılarının "serazad şiir" veya "serkeş şiir" sandığı şiir türüdür.

    yeri geldiğinde hece veya aruzla yazılmış şiirden bile zor olabilen serbest şiir nedense çoğu "şairimizin" tercihi haline gelmiş vaziyette. tıpkı kimi zaman daha zor olan sosyal alanın, matematik veya fenni ilimlerden kaçan herkes tarafından tercih edilmesi gibi...

    serbest şiir; ahenk, kelime haznesi ile dizilimi, söz oyunları, iç musıki ve mana gibi birçok unsurun el ele verdiği bir tarz olup, bunların bir tekini bile eksik bıraktığımızda şiirin içinde gacırtılar duyulmaya başlar. ruhta kekremsi bir tat bırakır böylesi bir şiir. tuzu eksik yemek misali, eksik unsurlar melodinin tamamlanmasına izin vermez. moda tabirle "yarıda çıkasımız" gelir.

    aslında serbest şiiri seçenlerin bazılarının şiire yetenekleri yok. lakin, bunu kabullenmek istemedikleri için serbest vezne yönelerek istedikleri gibi "at koşturacaklarını" zannediyorlar. bilmiyorlar ki, "serkeş" at süvarisini çabucak atıverir üstünden.

    şiir neredeyse hepimizin iştigal ettiği bir saha olmasına rağmen, eskilerin şairlerinin yanında ancak acemi işi sayılabilecek nitelikte eser veren pek çok şairimizi gördükçe, kendilerine bir zamanlar yaptığım fiili yapmalarını tavsiye ediyorum. nesir (düzyazı) yazınız efenim!

    nitekim ben öyle yaptım...
  • çoğu kişinin her nedense devrik cümleleri yarıda kesip alt alta yazmak zannettiği şiir türü. o öyle değil işte gençler. evet, serbest şiir. ama o kadar da serbest değil. yapmayın etmeyin.

    bu türün en başarılı örneklerinden olan nazım hikmet gerçeği varken yeni yetme (beceremeyenler ne yazık ki benim gözümde yeni yetme oluyor.) arkadaşların kendilerine olan bu yersiz güveni anlamakta zorlanıyorum. şahsî fikrim aruz veya hece ölçüsü ile yazılanların bir adım önde olduğu yönünde. ancak bazen öyle güzel serbest ölçülü şiirler yazılıyor ki insan hayran kalmadan edemiyor. ne diyorduk? bazı yeni yetmelerin şiirleri... önce bir iki örnek vereyim, sonra devam edeceğim.

    "sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında.
    yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
    yolumun karanlığa saplanan noktasında,
    sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum."
    (bkz: necip fazıl kısakürek) *

    "karşında ben pervaneyim sen şem'-i tabansın bana.
    aşkınla ben divaneyim sen afet-i cansın bana.
    cevr-ü cefa, kahr-u sitem, mihr-i vefa, cud-i kerem.
    ben ben değil fermanınım sen şah-ı sultansın bana."
    (bkz: muhibbi) *

    "sen benim sarhoşluğumsun.
    ne ayıldım
    ne ayılabildim
    ne ayılmak isterim.
    başım ağır
    dizlerim parçalanmış
    üstüm başım çamur içinde
    yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim."
    (bkz: nazım hikmet) *

    görüldüğü üzere, yazan güzel yazdıktan sonra ölçülerin hiçbir önemi kalmıyor. şiirler su gibi akıp gidiyor. şimdi de çok serbest ölçülü şiire bakalım:

    "ayrılığı seçtin mi her şeyi götüreceksin yanında.
    geriye hiçbir şey kalmayacak.
    söylenmemiş sözler kalmamalı bıraktığın yerde,
    ki ben en çok onları duydum."
    (bkz: kahraman tazeoğlu)

    şimdi ilk üçüne şiir diyorsak buna demeyelim lütfen. ya da...

    "seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi
    geceleyin ateşler içinde uyanarak
    ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi,
    ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz,
    telâşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi,
    seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi.
    istanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
    içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
    seviyorum seni 'yaşıyoruz çok şükür!' der gibi." ...bu şiirse...

    "senin yarınlara inancın benden yüklüydü,
    daha cesaretliydin.
    planı çatlamamış yarınlara ektiğin umutlar
    er geç açacaktı, biliyordun." ...bu ne mınakoyim!

    şiir yazamıyorsan yazamıyorsundur. "serbest yazayım da şiir yazamadığım anlaşılmasın." mantığı, "küsuratlı sayı vereyim de salladığım anlaşılmasın" mantığına denktir. çok yazmak istiyorsan düz yazı yaz. "bu serbest yeaa!" bahanesinin arkasına saklanarak şiirin anasını bellemeyin rica ediyorum. hepiniz benim bebeklerimsiniz.
  • tamlamaların iyi seçilip, ahenk anlamında çok güçlü olmayı gerektirir.her ne kadar ahenkten uzak kalınsada.diğer türlü içi boş bir şiir yazılmış olur.çok klişe kokar, özgünlükten uzaklaşırsınız.

    tamlama derken aslında gerçeküstücülük ile gelen, her okuyucuya farklı hissettiren tamlamalardan bahsediyorum.bu tamlamalar ile özgünlüğü de yakalarsınız, okuyucuya farklı hissettirebilirsiniz.klişe ve basit olmazsınız.okuyucu sıkılmaz.

    bu anlamda okuyucu, seçici olabilir.
  • --- spoiler ---
    cumhuriyet dönemi'ne geldiğimizde bir de baktık ki şiirden aruzu da heceyi de atmışız, uyağı da gereksiz görmüşüz. sandık ki serbest şiirler yazılabilir. içeriğinden bir şey anlaşılmayan boş bir metni, ölçüler bize şiir zannettirebiliyordu ama ölçüsüz, uyaksız bir metne nasıl şiir diyebileceğimizi hiç düşünmedik. baudelaire'nin dediği gibi: edebi eser iddiası taşıyan bir ürün, şiire ait özellikleri taşımalı ki şiir olabilsin. bundan dolayı bir eseri şiir yapan unsurların başında ahengin geldiğini, onu da ölçünün sağladığını asla unutmamamız gerekiyordu.
    --- spoiler ---
  • güzel bir şey
  • --- spoiler ---

    seni seviyorum
    sana söylemek istediğim
    en kısa sözcüğün başında bile
    bu cümleyi defalarca
    ve
    asla bıkmadan söyleyebilirim

    o kadar derin
    ve
    o kadar güçlü bir sevgim var ki sana
    bunu anlatmaya ne sözler
    ne cümleler
    ne de noktalama işaretleri yeter

    çünkü
    bu öylesine içten gelen bir duygu ki
    her an kalbimle birlikte atıyor
    ve her zaman
    beynimde canlı duruyor.
    --- spoiler ---

    yukarıdaki şeyi google'da aşk mektubu diye aratıp ilk sıradaki sitedeki ilk mektuptaki noktalama işaretleriniñ yérine "enter"a basarak elde éttim. pek de sırıtmıyor gibi :)

    démem o ki serbest şiir düz yazıda* noktalama işaretleri yérine enter kullanılarak yazılan şeydir.