şükela:  tümü | bugün soru sor
  • eminönü belediye binasının altında yer alır..
  • orjinal adı theodosius sarnıcıdır.
  • 8 yıllık restorasyon çalışmasından sonra ziyarete açılan,yerebatan ve ayasofyadan daha eski sarnıçtır.
  • restorasyondan sonra mükemmel bir yer olmuştur. korunan tarihi dokusuyla özdeşleştirilen ambiyans görülmeye değer. bugün bizzat gittim ve size fotoğraf çektim.
  • arkadaşımla bir heves gittik hevesimiz kursağımızda kaldı. her gelene açık olması, biletsiz girilmesi çok güzel bir şey
    fakat
    sözde bir sergi vardı ki akıllara zarar, küratör kim idiyse beni çok üzdü haberi olsun, ne oraya koyulan eserlerle ilgili bir bilgi var ne de sarnıçla ilgili adam akıllı bir şey. üstelik sunum şekli de çok kötü. bombom olsa çok daha güzel etkileyici olması muhtemel bir sarnıç
  • restorasyonu yakın zamanda bittiği ve adı henüz -yerebatan sarnıcı kadar- bilinmediği için, şu günlerde gayet sessiz ve sakin bir şekilde ziyaretçilerini ağırlayan büyüleyici mekân. iyi ki üzerindeki yapıları kaldırmışlar da böyle bir yeri açığa, halkın gözleri önüne çıkarmışlar.

    istanbul'daki tarihî yapılar arasında -ayasofya camii'nden sonra- yerebatan sarnıcı'nı çok severim. lakin son yıllarda (belki de inferno fırtınasından sonra) oranın yanına pek yaklaşılmaz oldu, eski -görece- sakinliğini yitirdi. ne zaman yakınından geçsem, önünde dizili kuyruklara üzüntüyle bakıp yol değiştiriyorum. dolayısıyla ona benzer bir yapının halka açılmasına çok sevindim. evet, şerefiye/theodosius sarnıcı yerebatan kadar büyük bir yapı değil, onun kadar dizi dizi sütunları yok, hattâ bir köşesinde meşhuriyetine meşhuriyet katan medusa başı da yok; lakin duvarlarında ve sütunlarında tarihin izlerini öyle vakur ve güzel bir şekilde saklamış ki, yapılan ışıklandırma vs. ile de muhteşem bir yere dönüşmüş. en son nuruosmaniye mahzeni'nde bu kadar büyülenip huzur duymuştum, fakat buraya adımımı atar atmaz, o su damlacıklarının dinginleştirici sesi ve sütunların ihtişamlı sakinliği bünyemi etkisi altına aldı, gündelik telaşların ve kaosların negatif etkisinden sıyırıp uzaklaştırdı.

    keşke açılışını süsleyen "hiç hâli" sergisini de daha önce gidip görseymişim! zira öyle güzel bir sergiye ev sahipliği yapmak da mekâna yakışmıştı. özellikle de "paslı kalbimin altın vuruşu" ve "altın kalbimin paslı vuruşu" adlı eserleri tekrar görmek isterdim...

    daha nice güzel sergilere ev sahipliği yapar da biz de kendisini sık sık ziyaret ederiz umarım.
  • 428 yılında inşa edilmiş su sarnıcıdır. restorasyonun ardından günümüzde sanat galerisi olarak hizmet vermektedir. bugünlerde süleyman saim tekcan’ın heykel ve gravürlerinden oluşan atlar ve hatlar isimli sergisine ev sahipliği yapıyor.
  • enteresan bir şekilde bizans kültürüne ait bir tarihi esere sahip çıkılmış olmasını oldukça ilginç bulduğumu ve nedenini de merak ettim doğrusu.
  • orjinal ismi theodosius olan bu sarnıç 1600 yaşında olup istanbul'da bulunan en eski sarnıçtır. mehmet lütfi şen’in küratörlüğünde, iranlı sanatçı ahmet nejat'ın 'hiç hali' ve süleyman saim tekcan’ın 'atlar, hatlar ve süleymannâme' sergilerine ev sahipliği yapmıştır. ama ne yazık ki bu büyüleyici mekan hak ettiği ilgiyi görememiştir ve ziyaretçi sayısı oldukça azdır.
  • artık konserlere de ev sahipliği yapmaya başlamış. müjdeyi gördüğümde aklıma hemen yansımalar geldi. keşke onlar da makul bir vakitte orada şöyle bir konser verseler ve biz de mest olarak dinleyebilsek, bilhassa mavinin yankısı'nı ve pervane'yi o atmosferde duyabilsek ne muhteşem olur!

    ki canlı renklerden (insanın gözlerine gözlerine bir nevi "bağırdıklarını" düşündüğüm için) çok hoşlanmadığımdan olsa gerek, süleyman saim tekcan'ın sergisini "hiç hâli" kadar etkileyici bulamamıştım. belki de o yüzden, bu haberi duyunca çok heyecanlanıp sevindim.