şükela:  tümü | bugün
  • dizinin yarattığı fırtına sonucu biraz daha para kazanmak amacıyla çekildiği suçlamalarına maruz kalmaması gereken eserdir öncelikle. firefly, joss whedon'ın rüya projesidir ve bölümlerin yayın sırasını değiştiren, hiç reklamını yapmayan, diziyi cuma gününe koyan fox tarafından çok kalbi kırılmıştır. ve bir mucize sonucu elinden alınan oyuncak ona geri verilmiştir ve o da aynı bir çocuk gibi sevinçten havalara uçmuştur. en basitinden dvd'deki joss whedon'ın filmi demo izleyicilerine takdim ettiği videoyu izleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    joss whedon'ın dizi formatından sıyrılamadığı lafını kabul etmem mümkün değil. sunduğu macerayla tam bir sinema filmi kıvamındadır. bir televizyon dizisi asla o kadar geniş bir konuyu iki saate sığdırmaya yeltenmez. bir sinema filminde aradığımız her şey var. güzel karakterler ve yüzde yüz sona eren iyi bir hikaye. ancak itiraf etmek gerekirse firefly dizisini izlememiş olanlara karşı önemli hatalar yaptığı için gişesi nispeten düşük olmuştur. simon ve river'ın serenity gemisine gelişini birebir göstermemiş olması büyük bir eksikliktir. "companion" kavramını açıklamaması, çince konuşuluyor oluşunun altının doldurulmaması, book'un kişiliğinin iyi yansıtılamaması ve dizinin en favori karakterinin çok anlamsız bir biçimde harcanması affedilemez hatalar. oysa sırf "companion" mesleği bile, güzide çevirmenlerimizce fahişe olarak adlandırılmasına rağmen çok enteresan konulara gebe. ancak whedon'ın ilk yazdığı senaryonun 190 sayfa olduğunu, sonra normal uzunluğa indirgendiğini de belirtmek gerek. yani filmle ilgili bulabildiğim tek kusurun sorumlusu da uzun bir film istemeyen universal olabilir.

    eksikliklerinden dolayı filmin bazı noktalarından firefly izlememiş seyirci gerektiği kadar zevk almasa da, river'ın iki muhteşem dövüş sahnesi için bile izlenebilir bir filmdir ayrıca. ben bu kadar estetik aksiyona çok az rastladım bugüne kadar.
  • ilk sezonun ardından hikayeyi mükemmel bir biçimde bağlayarak firefly dizisini sonlandıran film.

    başyapıt mı? hayır
    müthiş oyunculuk mu? hayır
    müthiş kurgu mu? hayır

    sevgi; sıradan bir filmin silinip gitmesi gerekirken hafızalara kazınmasına sebep olan şey.

    *
  • firefly izlememiş insanlara yöenlik olmayan filmdir maalesef.
  • --- spoiler ---
    ozellikle, 'gelecekte ingilizcenin yani sira cince'nin de cumle alem tarafindan bilinecegi ve kimi bati irklarinda uzakdogulu tipi genlerin fenotipe yansiyacagi' tahminiyle takdir almi$ film. dunyanin 4te 1'i uzakdoguda ya$iyor ama henuz tam anlamiyla bunu fark etmedi sinema dunyasi, en azindan melezler pek ba$rol almiyor.
    --- spoiler ---
  • firefly bağımlılığına yakalananlar için son derece güzel bir film.

    öncelikle şunu söylemek gerek, öylesine ortadan bir giriş yapıyor ki film firefly'ı izlememiş olanların filme girebilmeleri epey bir zaman alıyor. bizim (fireflyseverler) için hava hoş, 15.ci bölüm gibi bir giriş bu.

    --- spoiler ---

    bu joss whedon enteresan adam, bazı "arketip"lere fazlasıyla düşkün, buffy karakterinin özellikleri (ince ufak tefek bir hatundaki güç) burada river'a yüklenmiş. dizide bir yan karakter olan river (ben sevememiştim bir türlü) filmde epey ön plana çıkartılıyor, hatta fifth element'i hatırlatıyor bazı sahnelerde. dizideki takıntım olan jewel ise filmde biraz arka planda, nerdeyse doğru düzgün satırı bile yok. ama bu hatun dizide çok tatlıydı, yeme de yanında yat şeklindeydi - filmin tek eksisi bu.

    konu gayet cazip, tarih boyunca olan ve olmaya devam edecek "biz sizin için iyisini biliriz" diye düşünenlerin yol açtığı felaketler. kontrol arayışının geldiği noktalar. bunun daha zehir zemberek bir versiyonu için (bkz: v for vendetta).

    --- spoiler ---

    dvd'sinde çekim hataları ve joss whedon'un söyleşisi son derece güzel, joss sanırım kendini kaptan malcolm gibi görüyor, imparatorluğa karşı hareket eden bir bağımsız ruh. firefly ise onun eseri. bizden yardım istiyor eserini ileriye götürmek için. haklı da, etrafımız olabildiğince sığ ve ahmakça holly-weird filmleri ve karakterleriyle dolu zaten.
  • son zamanlarda seyrettiğim en has bilimkurgu idi. zira artık bilimkurgu olacak birşey kalmadığından mıdır nedir, böyle filmler çevirilmiyordu pek. herşey çok basit olmakla birlikte esas maharetin senaryoda olduğu ortaya çıkıyor. son 30 yılda buna benzer birçok film çekilmiştir belki ama hikayenin detayları, karakterler ve genel akış bir an bile izleyiciyi soğutmuyor, pür dikkat filmi izleyiveriyorsunuz, bitiveriyor. kaptanın insanüstü cool tavırları bile batmıyor. ilginç.

    devamını isterdim ama olmayacakmış anlaşılan...
  • --- spoiler ---

    öncelikle filmi firefly'ı izlemeden izleyenler varsa filmin tadına varmaları pek mümkün değildir bana göre. firefly ve serenity benim için şahaserdir fakat sağolsunlar tadına doyamadan bitirdiler güzelim hikayeyi.
    book'un geçmişini öğrenemediğimiz gibi başka eksikler var firefly ve filmde fakat bunun suçlusu bana göre tabiki senarist değil. adam ne yapsın planlama yapmış rahibin hikayeyi ikinci sezonda belki üçte veririm ordan da yardırırım demiş. fox'un cağnım diziyi hiç edeceğini nerden aklına getirsin. serenity'de de book'un hikayesini beş dakikaya filan sığdırıp geçiştirelim deseler bana göre pek hoş olmazdı. senarist abimiz samimiyetimize güvenip o konuyu atladı. canı sağolsun onun. yerim ben onu.
    serenity'ye gelince de filmin başında mal ile wash'ın göründüğü ilk sahnede nasıl özlediysem kerataları yüzümü kocaman bir gülümseme aldı iki üç dakika toparlayamadım ağzımı. river'ın sahneleri, mal'in yağmacıları peşine taktığı sahneler filan da epey keyifliydi.
    bazı filmlerde dizilerde hakikaten karakterleri benimsiyorsun, bu film ve dizisi de bunların başında geliyor.
    saçma sapan dizilerin sezonlarca çekildiği, aynı saçmalıkta filmlerin dördüncüsünün beşincisinin çıktığı şu sektörde nasıl yazık ederler böylesine bir esere, üzülüyor insan.

    --- spoiler ---
  • duygusal olmayi, duygusal bakmayi birakip da, objektif olarak tek bir gorus belirtemeyecegim, bana gore mukemmel olan filmdir.

    river'in calinmis duygusalligi benim icimde yasayacak sanirim bu film her aklima geldiginde. gozlerim dolacak.
  • gerek müzik seçimiyle, gerekse senaryosuyla kendini bir türlü unutturmayan bir film. az önce tekrar seyrettim, bir daha hoşuma giden her noktasını hazmettim. isteyen tabi ki beğenmeyebilir ama hakkını vermek lazım biraz da... görselleri kastırmaktan öte, seyirciyi konuya bağlayan, sıcak bir atmosfer yaratılmış. evet, bunu vakt-i zamanında lucas* bin kat iyisi şeklinde canlandırmamış mı; tabi ki ama "yiğidi öldür, hakkını yeme" demişler. aynı konunun içine daha çok aşk meşk ekleyip, süper düper ultra mega dövüş kareografileri eşliğinde aşırı bilgisayar efekti koyularak, muhtemelen gişe hasılatına birkaç milyon dolar daha ekleyebilirlermiş ama abartıdan kaçınılarak yapılan bu filme bence hakaret olurdu. yine vakit bulayım, yine izlerim.
  • başrolde necip uysal'ın oynadığı film.

    http://i.imgur.com/e4tgcsw.png