şükela:  tümü | bugün
  • - arkadaşım allah mısın ?
    - bir nevi .

    (bkz: #3400819)
  • sergen'in hayatini ozetler nitelikte bir hareketti. butun takim salon calismasi esnasinda hocanin talimatlarini dinlerken sergen yaramaz ogrenci modelinde oyle topla takiliyordu kendi kendine. daha topla calisma baslamadan o topu ayagiyla potaya yollamis ve cuk diye sokmustu. nasil "kontrol edilemeyen" bir yetenek oldugunu bize bir iki saniyede ozetleyivermisti.
  • orta sahadan değildi yalnız, gayet potanın karşısından 3lük çizgisinin 1-2 adım gerisindeydi. yalnız tabii ki gene de çok büyük olay o ayrı.. sadece "olmaz öyle şey" diyenler haklı çıkmasın diye şimdiden söyliyeyim, hakikaten orta sahadan olmaz öyle şey, lakin 3'lükten sokup, akabinde "ne var ki her zaman yapıyorum ben bunu" bakışı atmışlığı vardır kameralara..

    ben kendisine seslenmek istiyorum, "ulan sıpa, 10 tane sallayıp, 4'ünü 5'ini sokan adamlar 3'lük kralı ilan edilirken, sen ayağınla bir kere de sokmaya utanmıyormusun?"
  • o zamanlar televolenin televole olduğu zamanlardı ve sanki sergen'in yanında da akın sel vardı. hakan şükür alpay'la fıkra yarışına girerdi; alpay kuntz'a türkçe öğretmeye çalışırdı; şota pinpon topu sektirirdi; uche ebru gündeşin klibinde oynardı.. hatta hami kale çizgisinin 2 metre gerisinden gol atmıştı antremanda. o zamanlar futbol daha mı güzeldi ne.
  • potasız girdiydi galiba, ama deliksiz miydi bilemiycem.
  • yanlış hatırlamadıgım kadarıyla 2.denemesinde sokmuştu topu potaya.salonda çalışan beşiktaş takımı orta alanda toplaşmışken büyük ihtimalle ''akın akın anadolu'' akın sel birşeyler sorduktan sonra sergen topu ayagıyla potaya doğru savurmuştur, top panyaya sekip gerei gelmiştir.2.denemede ise '' cuff'' diye sokmuştur o topu.
    o zamanki televole futbolla ilgili oldugu için güzeldi.sanırım o haberden önce uche'nin evine konuk olmuştu.uche köpeklerini falan tanıtmıştı.gene o zamanın televole'sin de fenerbahce'li högh'ün adını futbol camiasına sormuşlardı, galatasaray'da oynayan mükemmel insan feti okuroglu da adının ''yes'' (tam yazılışı böyle değildi) oldugunu öğrendikten sonra ''hadi ya bende no feti'' diye mükemmel bir espri yapmıştı.hala aklımdan çıkaramıyorum.

    ahahaha yarım saat gülmüştüm ben bu espriye.o değilde bu fethi/feti denen adamı hatırlayan olması lazım.
  • maradona'nın eliyle attığı gole bi cevap. bak manasına daha yeni vakıf olabildik.
  • salonda çalışan takımı hoca orta saha cıvarında etrafına çağırır. sergen de en arkada onlara doğru gitmektedir. derken televole muhabiri sergen'e basket topunu yuvarlar. sergen şöyle bi döner, kendisine doğru sekmekte olan topa o kutsal sol ayağıyla vurur ve deliksiz basket olur. sergen ne bir hazırlık yapar bu vuruş için, ne de topu kendisi önüne atar, tamamen spontane gelişmiş bir olaydır ve sergen topa hükmedebilmiş az sayıda futbolcudan biridir.

    edit: beheyyy... içimdeki sergen hayranlığı ve hafızanın pert oluşu beni yanılgıya düşürmüş şansal. yine de bu, sergen'in kalitesine gölge düşürecek bi şey değil...

    edit2: şimdi de bleifrei, akın sel'in sergen'e topu yuvarladığına dair hatıralarını benle paylaştı. hmm... bi önceki ifademe geri dönüyorum mayanır. artık iki kişiyiz...
  • televole benzeri bir programdi. ilk denemesinde top potadan dönmüs, ikincide tak diye basketi koymustu. ancak öyle bir izlenim vermisti ki, sanki ilk denemesinde amaci topu sokmak degil, mesafeyi, topun agirligini vs ölcmek, sonraki atisi basket atmak amacli yapmis gibiydi. bizleri bir kac atis daha yapsa hepsini sokacagina inandirmisti.
  • yıllar sonra karşıma çıktı bu basket ve "heeeeeeeeaaaayy" diye bağırdım. kamu hizmeti olarak paylaşıyorum.

    http://www.ligtv.com.tr/videohaber/?r=1&hid=100443

    11:50'de.

    edit: artık burada da var:

    http://www.youtube.com/watch?v=6fh-lwcvuug