şükela:  tümü | bugün
  • sevdiğiniz bir naneli şekeri yiyin, üzerine biraz su için.
    şeker burun deliklerinize etki edince; sadece burnunuzun sol deliğinden derin ve temiz bir nefes alın.
    bunun üstüne ruh halinize göre, sevdiğiniz hafif bir parça açın, üstüne güzel ve yaratıcı hayaller kurmaya çalışın.
    ...
    şekeri yedikten sonra kan şekeriniz bir nebze dengelenecek, naneli şekerden sonra su ile vücudunuzu ferahlatacaksınız.
    sol burun deliğinden aldığınız temiz hava direkt olarak beyninize oksijen gitmesini sağlayacak.
    enerjisini alan beyin, sanatsal faaliyet olarak sayabileceğimiz müzik ile, sağ beynin de çalışmasına yardım edecek. kuracağınız hayaller de bunu perçinleyecek.
    ve bunları yaparken aynı zamanda bir süre de dinlenmiş olacaksınız.
    ...
    günlük hayatta kısa bir zamanda, bir nebze de olsa salgıyı arttırmanın kısa bir yolunu paylaştım sizinle a dostlar.

    sevgiler, saygılar.
  • yapay yollardan ecstasy ve çikolata tüketiminde salgılanan mutluluk hormonudur. doğal yollardan ise normal bir insan vücudu tarafından gün boyu salgılanır. ayrıca aşık olma durumunda da salgılama düzeyi artar. bunlardan ecstasy kullanımı dışındaki hiçbir durumda salgının bir tehlikesi yoktur. ancak ecstasy kullanıldığı durumlarda beyin yaklaşık 4 - 10 saat arası sürekli bu hormonu salgılar ve bu süre sonunda salgılama bezlerin tükenmesinden dolayı yavaşlar ya da durur. kendilerini toparlamaları bir-iki gün alır. işte ecstasy düşüşü denen olay aslında seratonin salgı bezlerinin geçici bir süre kurumasından kaynaklanır. insan kendini berbat hisseder.
    bence insanın vücudunun en önemli hormonudur. yaşamanın sebebi, mutluluğun kaynağı.
  • ortamda "serotonin hormonu..." şeklinde her lafı geçtiğinde insanları "hormon değil o, nörotransmitter..." diye düzeltmekten bıktığım için kendi serotonin seviyem adına hormon olduğunu kabullendiğim nörotransmitter.

    (ama hormon değil ya... ühühü... her şeyi de düzelten gıcık adamlardan değilim ama hormon değil. çok mu şey istiyorum...)
  • bardağın yarısı dolu dedirten şey.
  • psikiyatrist kişilerin, aldıkları eğitimin verdikleri gazla, kişilerin mutlu olmasını ve/veya haz almasını sağlayan madde olduklarına inandıkları şeydir. bu belki biyolojik olarak doğru bir saptamadır ve insana serotonin zerk edilse ya da soma hapı formatında (bkz: cesur yeni dünya) basılsa bünyeye geçici bir mutluluk verecektir. hatta bu welcome to matrix bile olabilecektir.

    ve fakat, bu mudur insanlığın acılarının çözümü. mesela sosyofobik bireyin sorununun serotonin eksikliğiyle anlatılması çabaları ne kadar mantıklıdır? en bir bilinen, en boktan, en vahşi, en kirli, toplumsal binlerce sorun orada öylece dururken, "beyin serotonin üretsin de hepimiz mutlu olalım" demek, anlamlı mıdır?

    değildir...
  • mutluluğun resminin çizilmiş hali... kasma abidin...
  • kendi vücudum üzerinde yaptığım deneylere göre sporla, sabah sporuyla, düzenli uykuyla, abur cubursuz sağlıklı beslenmeyle, düşük miktarda çikolata tüketimiyle ve düzenli ve verimli zihinsel aktiviteyle salgılanması artan zımbırtı, ömür törpüsü. onun bana çalışacağı yerde ben ona çalışıyorum, bir yerde bir yanlışlık var.
  • kimyasal formulu c10h12n2o olan madde.

    bunu dogal yollardan artirmak icin yemeniz gerekenler:

    cikolata, sut proteini (tryptophan), b12 vitamini (somon baligi, yumurta, yogurt, et, yulaf vs.), d vitamini (gunes isigi, zenginlestirilmis sut veya soya sutu, yumurta sarisi, balik kemigi vs.)
  • hayvanların ve insanların merkezi sinir sisteminde bulunan bir monoamin sinir taşıyıcısıdır. duygusal anlamda iyi hissetme ve mutluluk duygularına katkısı olmasıyla bilinir. eksikliğinde insanın iş yaşamındaki dikkatin dağılmasına, iştahsızlığa ve yaşamdan daha az zevk almasına neden olduğu söyleniyor. buna ek olarak bu madde insanda hiç bulunmaz ise, kişi ciddi anlamda umutsuz bir bireye dönüşüyor ve kendisini gereksiz hissediyormuş. ayrıca yorgunluk, endişeye kapılma ve karar verme güçlüğü gibi belirtiler gösteriyormuş. zamanla karabasana dönüşebiliyormuş ve sonu intihara kadar gidiyormuş.
  • mutluluk değil de, keyfin beyin kimyasındaki karşılığıdır. mutluluk, bir nörotransmitter'dan fazlasını gerektirecek, daha karmaşık bir ruhsal durumdur zannımca. keyif, haz ise, mutluluktan daha basit, daha bedensel bir histir. tuhaftır, zaten serotonin de genelde fiziksel ihtiyaçlarımız karşılandığında salgılanır; (kankisi dopamin gibi (bkz: #1286017), ne biliyim, aslan görüp de bacaklarımız dötümüze vura vura kaçtığımızda (adrenalin'in tetiklemesiyle, tavşanın farı görüp de kalakalması, aşırı dozda seratoninin marifetidir), seviştiğimizde, ham hum diye çikolata yediğimizde, spor yaptığımızda. bir nev'i karnı tok, sırtı pek (tehlikeden uzak) olma hissini yaratır. doğanın, kendi kurallarına uyan bireyleri ödüllendirme mekanizmasıdır zannımca. yeni aşık olmuşların serotonin seviyesinin ocd hastalarınınkini andırması da manidardır.*