*

şükela:  tümü | bugün
  • sertaç mayda, dibimizdeki haksızlıklardan sadece bir tanesi. fetö kapsamında yapılan haksızlardan bir yerdekilerin kafalarına göre adam toplamalarından bir başkası. bizim de elimizden artık bu insanların hikayelerini paylaşıp kamuoyu oluşturup ses getirmeye çalışmaktan başka bir şey gelmiyor. buyrun kardeşinin düğün gününde haksız yere tutuklanan bu subayın hikayesini bir de kardeşinden dinleyin:

    orjinal link

    "size çoğunuzun bildiği, ailem ve yakın çevremden de herkesin haykırmak istediği ancak baskılardan ve korkudan çığlığımızı duyuramadığımız o zulümü anlatacağım. lütfen sabırla okuyun ve desteğinizi esirgemeyin. belki başka mağdurlara da bu vesileyle ulaşabiliriz.

    90’lar türkiye’sinde bir aileden askeri okula evlat göndermek onurdu, gururdu. o 15’lik yiğitler mahalleye üniformayla geldiğinde sadece ailenin değil tüm mahallenin göğsü kabarırdı. askeri liseye gidemeyenlerin fen liselerine gittiği zamanlardan bahsediyorum. sonra yavaş, yavaş kaybettirdiler o asaleti. şok mangaları kurdular, soruları sızdırdılar, alnı secdeye değiyor diye adamlarını kayırdılar. balyoz dediler, ergenekon dediler, 15 temmuz dediler, o bin yıllık kutsal ordunun içini bu alnı secdeye değen kesim yavaş yavaş oydular.

    benim yiğidim, abim de daha 14 yaşında evimizden bu kutsal görev için uçup gitti. gidiş o gidiş, dağlar, çatışmalar, gurbetler tam 20 yıl geçti. bayram göremedi, cenaze göremedi, düğün göremedi. iett şöförü maaşına 2 evladıyla yıllarca gurbet izi sürdü. onuruyla, gururuyla tam 20 yıl.

    üstelik subay olmak istedi, sınavlara girdi. ancak malum kesimin kayırdığı fetö sebebiyle yıllarca kıdemini de alamadı, onunla da kalmadı yeri geldi yıldırılmaya çalışıldı. o yılmadı. kiminin çocuklarının dizlerinin dibinde gönül eylendirdiği o yaşlarda o diyarbakır tapantepe’de yeri geldi günlerce terörist peşinde koştu. ailecek uykusuz günlerimiz oldu, telefon başında hüngür hüngür haber beklediğimiz anlarımız. vatan dedik, kutsal dedik. biz de sabrettik.

    peki ne oldu?

    en mutlu günümüzde, 9 kasım’da düğünüme gelirken, 2 çocuğunun gözleri önünde, havaalanında kelepçeyle hapse atıldı. üstelik terör örgütü üyeliğinden. en mutlu günümüzde.

    suçu aynen şu şekilde yazıyordu ve sadece şuydu: “2010 yılında denizli’de, şuan da fetö’den yargılanan ancak dışarıda olan bir subayı arayan ankesörlü telefonun onu araması.” kim aradı? neden aradı? ne konuştular? bilinmemekle birlikte bunları açıklaması istendi. evet böyle komik ve rezil bir vaziyeti ondan açıklaması istendi. gerekli evrakları iddianamenin nasıl hayal mahsulü olduğunu, kahramanlık ve o’na yaranmak adına birilerinin nasıl insanların hayatını mahvettiğini göstermek adına da paylaşacağım. beraber gülüp, beraber ağlayacağız.

    sonra…

    sonra biricik babam bu durum ve vaziyeti kaldıramadı ve üzüntüden yatağa düştü. 45 gün yoğun bakımda kaldı. teşhisi konulamadı. en sonunda denilen depresif duruma bağlı olarak hızlı ilerleyen bir kansere düştüğüydü. size tüm bunları eriyip giden bir asker babasının karşısında, yitik ve umutsuz bir annenin yanında yazıyorum.

    onurumuzu çaldılar, gururumuzu, şerefimizi, canımızı, malımızı, her şeyim babamızı aldılar. tüm bunları sadece aşağıda iddaaname’de göreceğiniz sebep nedeniyle. en üzücüsü bunu bize yapanlar, fetö’ye para basanlar, hutbe okutanlar, kucak acanlar, kucağında dans edenler, dua seanslarında ağlayanlar. orduyu, hsyk’yı, ticareti, eğitimi, bürokrasiyi bunlara peşkeş çekenlerdi.

    size yeminimiz olsun ne kandırdık, ne de kandırıldık.

    ben bize kefil olabilecek binlerce yurdum insanı bulacakken. sen: terör örgütü fetö’nün ülkeye nüfuzunda en büyük paydaş olduğunu inkar edecek, terör örgütü pkk’ya, şehir yapılanmalarına ve neticesinde 1400 şehidimizin kanında elinin olduğunu inkar edebilecek, terör örgütü pyd’ye kobani için açtığın kapıları inkar edebilecek, malum darbe gecesi bize bugünleri yaşatan o kesime her defasında “ daha ne yapmadık” dediğini inkar edebilecek bir kişi bulursan. beni eminönü meydanında as.

    şimdi soruyorum sizlere: “ asıl terörist kim?, destekçisi kim?”. teröristte sensin, destekçisi de sensin. o ağzından düşürmediğin mahkeme-i kübra’da ömer halis gibi, yahya karakaya, murat özkozanoğlu, yarbay ali tatar gibi binlercesi kahramanımız suratına tükürecek. çünkü sebep sensin.

    gelelim tekrar iddianameye:

    kahraman savcımız fetö’den yargılanan insanları arayan ankesörlü telefonların 10 yıllık kayıtlarını inceletmiş. aynı tarihte ardışık aranan kişileri bir hücre olarak kabul etmiş. bu sebeple de hepsinin tutukluluğuna kanaat getirmiş. incelediğim diğer mağdurların iddaanamelerinden de görülen şu ki; bir iddianame taslağı var, sadece isimler değiştirilmiş ve 5 satır ayrıntı girilmeye çalışılmış. kısacası ona bile uğraşmamış. fiction kurulmuş, üzeri doldurulmuş. tüm iddianameyi görmek isteyenlere yollayabilirim.

    ayrıntı olarakta belirtmek isterim ki,

    abim 15 temmuz günü memleketimize nişanımım için gelmişti ancak onu da göremedi, tıpkı düğünde hapise düştüğü gibi. görevine geri döndü ardından da kıbrıs’a görev yerine geçti. tutuklanma sebeplerinden biri olarak yazılan yurtdışına kaçma ihtimali ise ülkemiz hukuğunun ve adaletinin hangi zeka seviyesine emanet edildiğinin rezil bir örneği. kıbrıs’ta olan, yeşil pasaportu olan, bu saçma tutuklanmaları televizyondan ve haberlerden okuyabilen birinin, kendinden şüphesi olsa rum kesimine yürüyerek geçebileceği ihtimalinde, başı dik ülkesine 3. defa dönen birinin bu sebeple tutuklanması…

    hukuk diliyle konuşmak gerekirse;

    29 ekim 2017 tarihli 16. ceza dairesinin terör örgütüne ilişkin vermiş olduğu son kararda bu konuya açıklık getirilmiştir. 16. ceza dairesinin ortaya koymuş olduğu kriterler doğrultusunda da dosyada hiçbir şey yoktur. yargıtay 16. ceza dairesi kararında silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi için örgüt ile organik bağ bulunması, kural olarakta bu bağın süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk gerektiren eylem ve faliyetlerde bulunması gerektiği belirtilmiştir. kaldı ki önünüze gelen bu dosyada hiç bir şey bulunmamaktadır. bu sebeple bir şahsın hakim huzuruna çıkarılması adalet duygularını zedeleyen bir durumdur. ayrıca 2010 yılında bu günki anlamda fetö diye bir örgütten de bahsedilmektedir. şubat 2014 mgk’sı hukuken kaale alınabilecek ilk tarihtir.

    burdan ilgili savcı ve sana, onlarca masumun ahını alan, fetö’nün asıl mimarı vicdansıza sesleniyorum. bu yaşadığımız yıkımın hesabını bu dünyada ve ahirette kim verecek ? bu yıkım nereye kadar sürecek?

    unutmaki, senin evlatlarını kapının önüne bir şey olur mu korkusuyla çıkaramadığın yaşlarda, askerden kaçırdığın yaşlarda, adam öldürmesi sebebiyle yurtdışına kaçırdığın yaşlarda, benim aslanım bu memleket için ter döküyordu."