şükela:  tümü | bugün
  • taekwon do yu on yıl lisanslı olarak yapmış ve bu spora 20 yıldır gönül vermiş bir olarak hakkında bir iki cümle söylemek istediğim olimpiyat şampiyonu sporcumuz.

    bunda yaklaşık 15 sene önce** taekwon do karşılaşmaları bugünkü gibi değildi. çok daha fazla teknik izlerdik ve yapardık. daha seri ve hızlı maçlar olurdu. ama bir süre sonra bu spor evrildi. karşılaşmalarda daha garanti vuruşlarla sayı almaya yöneldi sporcular bu da git gide neredeyse tek bir teknikle* maç çıkarttan sporcular izlememize neden oldu haliyle görsellik ve karşılaşma heyecanı düştü. bu kötü gidişi durdurmak için dünya taekwon do federasyonu bir takım önlemler aldı. puanlama kurallarını değiştirdi. örneğin kafaya yapılan vuruşlar 3** puan olarak değerlendirilmeye başlandı öncesinde tüm vuruşlar bir puandı. sporcular zor olan dupçagi tolyo bandetolyo gibi haraketler yerine puan olarak aynı değerde, uygulama olarak çok daha kolay olan palding e yöneliyordu. neyse 2000li yılların başlarında yapılan bu değişiklikle karşılaşmalara biraz daha heyecan getirse de eski hız ve görsel zevk hiç bir zaman yakalanamadı.

    ancak servet'i izlediğimde ben sanki eski taekwon do karşılaşmalarından bir demet izliyormuşum gibi geliyor. servet maça çıkıyor kendinden emin dupçagi atıyor vurgu palding dönüyor bandetolyo çıkarıyor seyir zevki yüksek karşılaşmalara imza atıyor ve kazanıyor. olimpiyat şampiyonluğunu da sonuna kadar hakediyor.

    seni izlemek büyük keyif servet. hep böyle kal ama çok çalışmaya devam et.
  • "baskı böyle bir şeydir işte. kimini ezer suyunu çıkartır. kimini ezer ortaya bir elmas çıkartır."

    kaan kural / 2009
  • dövüşmediği zaman bile dövüşe çıkacaklara "bunu sana geçeyim istersen" diyordur kesin. o kadar bizden.
  • servet'i ben bugün tanıdım. aslında tüm yanlışlıkta burada başlıyor.

    alanında dünya bir numarası, 3 yıldır maç kaybetmeyen bir sporcumuz var ve çoğumuzun ondan haberi bile yok. olimpiyatlarda başarısız olan sporculara yüklenirken bir de bunu düşünmek gerek, biz en başarılarını bile doğru düzgün tanımıyoruz, takip etmiyoruz ki.

    servet gerçekten bir fenomenmiş ama zaten favorisi olduğu alanda bekleneni yapmış ve altını kucaklamış, ben cahilliğimden heyecanla izlemekle yetindim maçları. yarı final mücadelesi o kadar heyecan vericiydi ki finalini beklerken, youtube'dan eski mücadelelerini izledim. gerçekten heyecan verici bir stili var.

    diğer yandan afro saçları, puanlık vuruşlar yaptığında sevinmesi, puan verilmeyince tepki gösterip ihtar alması... gerçekten izlenilesi bir sporcu. yarı final mücadelesi sonrası röportajında ingiliz halkına teşekkür etmesi de ayrı bir güzelliğiydi. servet ne yapsa yakışır ona. en çok da altının yakıştığı gibi.

    annesine allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın. bizi bu kadar sevindirdin, allah da sana uzun ömürler versin.

    teşekkürler afro.
  • adam avrupa ve dünya şampiyonu olmuş, son 3 yıldır tek bir maç bile kaybetmemiş ama bizim olimpiyat sunucularımız, spikerlerimiz bugüne kadar bu adamdan bir kere bile bahsetmedi. tutturmuşlar filenin sultanları, potanın perileri. lan manyak mısınız nesin halen reklamlar dönüyor perilere, sultanlara teşekkürler diye. birazda bu adamı tanıtsaydınız ya, bu adamın suçu ney arkadaş? adam marşımızı okutacak, altın madalyayla dönecek, neredeyse adamı kimse tanımıyor. sizin yapacağınız olimpiyat programına ne diyeyim ben!
  • şu aşağıdaki fotoğrafına benzeyecek şekilde herhangi bir yazlık beldede görseydim kendisini ve bir kavganın içine karışmış olsa idik, "ben bunu teke tekte hallederim. diğerlerine bulaşmayayım...bu iyi...efendi kibar görünümlü çıtkırıldım, kolunu büker yere diz çöktürür 'abi' dedirtirim...böyle hem kibar hem temiz yüzlü olup kavgaya girersen yumruklarımın tadına ilk sen bakarsın" derdim kesin.

    sikletinde olimpiyat tekvando şampiyonu olduğunu ne bilecen işte? çelimsiz görünümlü adamın kara kuşak ölüm silahı gibi çıkması durumları beni çok rahatsız ediyor. ağız tadıyla dalaşamıyor, gönlümce kavga edemiyorum.

    http://i.imgur.com/e7n7q.jpg
  • 2 gün önce arnavutköy'de bir mantıcıda karşılaştığım şampiyon tekvandocu. benim arkam dönüktü, arkadaşlar kimdi bu adam yahu diye konuşurken dönüp baktığımda biraz da yüksek bir ses tonuyla servet tazegül ya bu dedim birden. hemen kafasını çevirip baktı bir gülümsemeyle selam verdi ve içeri girdi.

    yemeklerini bitirene kadar bekledik ve sonra bir arkadaşımla yanına gittik, nazik bir dille fotoğraf çektirmek istedik kendisi de çok sevindi hemen ayağa kalkıp fotoğrafımızı çektirdik. garsonlar ve müşterilerden kimse tanımadı kendisini bizle fotoğraf çektirmek için ayağa kalktığında mekanda bir anda tüm meraklı gözler üstümüze döndü biraz da üzüldüm açıkçası eğer mekan sahibi ben olsam kesinlikle hesap almazdım diye düşündüm kendi kendime.

    televizyonda gözüktüğü gibi çok kendi halinde ve mütavazi bir insan. bart simpson t-shirtüyle gelmiş efendi gibi mantısını yiyor, muhtemelen olimpiyat sonrası ve sezon öncesi stresini atıyordu. kendisiyle gurur duyduğumuzu, maçlar sırasında çok heyecanlandığımızı ve başarılarının devam etmesini dileğimizi belirttikten sonra yanında ayrılıp kendi masamıza döndük. biz mekandan ayrılana kadar da ara ara bakıp gülümsedi hep.

    gururumuzsun servet, benim gibi sabahtan akşama kadar trt başında olimpiyat izleyen biri için bundan daha güzel bir sürpriz olamazdı zaten, çektirdiğimiz fotoğrafı da çıkarttırıp ilerde çoluğuma, çocuğuma, torunlarıma gösteririm umarım.
  • allah rahmet eylesin.

    servet'in röportajı sırasında bütün türkiye aynı anda, gözleri yaşlı bir şekilde, servet'in annesi için söyledi. allah rahmet eylesin. servet, söyletti. annesini tanımamış olmamız bir şeyi değiştirmiyor zira annenin yetiştirdiği evlat orada öyle aslan gibi duruyor.

    olimpiyat şampiyonu olup ülkeyi gururlandırmak ayrı güzel, benim oğlum madalya kazanacak diyen anneyi onurlandırmak ayrı güzel.

    londra'ya istiklal marşını dinletmek ayrı güzel bütün ülkeyi aynı anda anneye dua ettirmek ayrı güzel.

    servet tazegül; olimpiyat şampiyonu, centilmen bir rakip, iyi bir evlat. madalya helal olsun. eyvallah.
  • trt 3'de kura çekiminden sonra röportaj yapmışlardı, "amerikalı'yı tanıyom, felan turnuvada yenmiştim, iran'lıyı tanıyom felan ülkede dövmüştüm" tadında konuşuyordu. "efsanevi şekilde atmıyorsa bu deliganlı madalya alır" diye düşünmüştüm, beni yanıltmadı aslan parçası. altın alır, zira iran'lıyı vakti zamanında dövmüş.
  • maç bitiminde rakibinin elini kaldırdı ya, altın madalyasından daha fazla gurur duydum.
    ömrü çok olsun.