şükela:  tümü | bugün
  • gıcırdayan beşiğinden sen rahatsız olmuyorsun anladığım kadarıyla lakin kağıt gibi duvarlarıyla alt kattaki benim ne suçum var ablacım?

    sesten delirdiğim gecelerden birinde yataktan fırlayıp kapısını tıkladım;

    -beşik epey gıcırdıyo bi yağlayıverin zahmet olmazsa

    diyerek en pis bakışımı attım. aynı gece ve sonraları ses kesildi. bu seferde bağırış çağırış. ben uyurken bizim evde yanı başımda geyik yapıyolar resmen. zaten üst komşu bitse, sitede veletlerin çığırtkanlığı - binada koşuşturmaları... velhasıl müstakil ev almadan bize rahat huzur yok arkadaş.

    koyim en lüks havuzlu sitelerinize forza gecekondu amk.

    başlık başıma.
  • iki paspas sopasını uc uca ekleyip, paspasın ucuna çarşaf geçirip üst pencerenin önüne uzatıp sallamak.

    komşunun diyeceği: "kocamı al çarp, çocuğumu elleme"
  • biber kizartmasi yapmak ve cam yerine apartman kapısını açmak.

    üzerine tanımam. bütün apartmani rahatsız etme garantilidir.
  • gayet güzel yöntemler edindim bu konudan zamanında çok mağdur bir birey olarak, resmen ihtisas yaptım bunun üzerine.

    şimdi efendim öncelikle varsa üst komşunuzun bir üst katındaki komşunuz ve bu komşuyla da aranız çok iyiyse; hatta ve hatta bu komşunuzun da 2-3 tane ufak afacan çocukları var ise işte size etti mi 40! sizden şanslısı yoktur bu alemde artık. ha üst kattaki lanet komşunuzun, üst katındaki şeker komşunuzda çocuk yoksa da, artık bir gün yeğenleri, çocukları toplayıp misafirliğe çıkacaksınız.

    evdeki tüm halıları kaldırılıp, parkeler ortaya çıkacak. eve topladığınız hazır kıta bekleyen bu ultra hiperaktif çocuklara; ne kadar sert topuklu ayakkabı varsa giydireceksiniz ve salacaksınız evin içine. asla kızım dur, oğlum aman koşma demeyeceksiniz. yarım saate kadar normalde üst komşunuz ama şu anda alt komşunuz olan o pislik komşu, raid içmiş sinek gibi evden nasıl kaçıyor, balkonda çay yudumlarken izleyebilirsiniz. teşekkürler.
  • odaklanma problemi çektiğim ve çokça çalışmam gereken şu dönemde benzer problem alt katta 3 çocuklu üst katta 3 çocuklu komşuları olan bana da hayatı zindan etmektedir.üst komşunun normal yürüyüşü bile yere vurarak. birer kez kapılarına dayandığımda alt kattakiler duruma anlayış gösterdi ve çocukların sesleri kesildi. ama üst kat kabullenmiyor, yürümeyeyim mi yani diyor. hayır yürü de ayağını yere vurma. gecenin şu saati hala güm güm güm. çıldırmak üzereyim.. vurmaktan kalorifer borusu kavladı, nerdeyse elimde boksör kırığı olacak. devam ederse gece inip zillerini basılı bırakmayı planlıyorum artık..
  • arabasının egzozuna patates tıkamak. so 90's.
  • polisle falan uğraşmayıp direkt savcılıktan şikayette bulunduğunda 700 tl gibi bir ceza verildiğini duymuştum. o cezayı aldıktan sonra eminim sesler kesilecektir. bizim üst katta da insan azmanı 2 çocuk vardı artı bunların akrabaları geldiğinde gürültüler dayanılmaz oluyordu. onca uyarıma rağmen gürültülerde en ufak bir azalma olmamıştı, birkaç defa polis gönderdim ancak 'gürültü yapmıyoruz' dediklerinde polisin yapacağı birşey olmuyor. kadın baya arsız birşeydi halı silkeleyip ya da balkon duvarlarını yıkadığında aşağı bakma zahmetinde bulunmuyordu. birgün balkonda oturan babamı yıkamıştı. bunun üzerine babam kız kardeşimi gönderiyor 'müsaitseniz bizimkiler konuşmak istiyor sizinle' diye. kadın bu sefer 'sizinle konuşacak birşeyim yok' diye kapıyı kapatıyor. bu arada ablam kendisinin yan komşusu olur ve pek asabidir! olayı duyunca o da kadınla konuşmak istiyor yine ters tepki alınca bildiğin kadını hırpalıyor!!! o günden sonra ne gürültü, ne toz, ne su. bunların anladığı tek şey dayak yani ne kadar tasvip etmesem de.
  • empati yapması sağlanabilir. sesli sevişilebilir. çoluk çocuk sahibi olan onlar, onlar düşünsün.

    gelen faturaları alıp çöpe atılabilir.

    telefon faturasından telefon numarası öğrenilip ; türlü eskort, arkadaşlık sitelerine üye olunabilir. cep telefonu onaysız tüm sitelere salak saçma ilanlar ile bir şeyler satılabilir. +merkezi yerlere ücreti dolgun iş ilanları yapıştırılabilir a4'ler şeklinde. susmasın telefonu.

    dergi, gazete aboneliği varsa el konulabilir yine posta kutusundan.

    su vanası kapatılabilir. sular kesik diye debelenip dursunlar. rahat 1 gün mala bağlarlar. bizim vanalar aynı yerde mesela.

    hava durumuna bir gece önceden bakılıp, yağmurlu günün bir gece öncesi arabasının silecekleri kırılabilir.

    eve itfaiye çağrılabilir. çok alakasız ve nedensiz bir şekilde.

    bu arada amelie ben.
  • brezilya, sao paulo da yaşıyorum. ilginç bir şekilde evdeki yan oda duvarları inanılmaz ses yalıtımına sahip, yani yan odada parti ver ruhun duymuyor, ama üstk katta yere tüy düşse duyuyorsun. bide alt kattaki hanımefendi beyin ameliyatı geçirip iyice hassa olursa, gece 10 dan başlayarak bizi uyutana kadar sürekli interfonu çaldırıp duruyor. zırr hop sustu. bir dakika sonra bi daha, bi daha, bi daha. arkadaş fişi çek diyceksin, tamam, ama onuda her sabah takmayı unutuyorsun, ondan sonra interfon iptal. hayır aşağıdaki güvenlik de kim gelirse gelsin interfondan bizimle konuşmadan içeri almıyor. sırf interfon yüzünden millet eve gelmiyo, sucu bile telefonda abi aşağıda beklersen su göndereyim, bak kaç seferdir geri geliyo çocuk diyo. hayatımızı karattı bu interfon.
    ha bu durum türkiyeye uyar mı? yok. ama denemeye değer. ses çıktıkça çaldır dur. sen çaldırdın da diyemiyosun.
  • uykusu hassas olan bir insanım, bir de üzerine kronik uyuyamama problemim var. hani düzenli okul, iş vs. zamanlarında bile gece geç saatlere kadar otururum. uyuduğum saatlerde de aralıksız uyuyup uykumu almaya çalışıyorum genellikle çünkü bölündü mü o uyku hiçbir halta yaramamış gibi oluyor ve daha uyuyasım geliyor. bazı zamanlarda birkaç gün uykusuz kalınca insan olmadık zamanlarda uyumak zorunda kalabiliyor erkenden çünkü vücut artık kaldırmıyor. sırf bu uyku olayı yüzünden devamlı gürültü yapan, veledini zaptedemeyen, ısrarla anlayışsız davranan cahil ve hanzo komşulara oldum olası delirmişimdir.

    bu zamana kadar fazla ev değiştirmedik, oturduğumuz yerde de uzun süre otururuz genelde. bundan önceki evimizde de 10 seneyi aşkın süre oturduk. 10 sene içerisinde üstümüze farklı 4 aile taşındı. son taşınanlara kadar diğerleri iyiydi gürültü yapsalar da devamlı bu durumu tekrarlamıyorlardı. yalnız son taşınanlar vardı ki insana cinnet geçirtecek cinsten aynı ilk entryde anlatıldığı gibi.

    o zamanlar liseye falan gidiyorum işte yine uyuyamadığım dönemler sabah okul var. okul bitsin de eve geleyim uyuyayım diye okulda dakikaları sayıyorum. eve gelip yatayım diyorum üstteki mağaradan çıkma medeniyetsizlerin evin içerisinde sağdan sola koşturuyor ama normal bi koşturma değil. böyle topuklarının üzerine bütün gücüyle abanarak, sanarsınız ki 200 kg birisi üstte aralıksız tepiniyor. ses kesiliyor sonra bir süre, akşamüstü oluyor. tam oh diyorsunuz, bu sefer saçma sapan eşya çekme sesleri başlıyor. hanzolar sandalye çekmeyi bile bilmiyorlar, tepemde devamlı bir gürültü çıldırmamak için zor tutuyorum kendimi.

    neyse, bizimkiler çalıştığı için bu sesleri duymuyorlar tabi genelde, ondan başlarda benim söylediklerimi fazla takmadılar. artık akşam olmaya başlıyor bu sefer üstte birileri bir şeyler düşürüyor devamlı. sanki birisi yuvarlak metal veya misket gibi cam bir cismi elinden bırakıyormuş gibi sesler falan geliyor. başta 3-4 kere sekme sesi geliyor, sonra bilye yuvarlanma sesi gibi sesler geliyor. bu bahsettiğim sesler de üstteki evin girişteki antre kısmından geliyor, evler çok büyük değil zaten antre de merkez nokta gibi tam ortada. evin neresinde olursanız olun sesi duyabiliyorsunuz, cidden sinir bozucu sesler. bazen gece en olmadık saatlerde bile bu sesleri duyuyordum. adamlar taşınalı artık 3-4 ay falan oldu sesler azalacağına daha da arttı, bizimkiler de duymaya başladı artık. bu seslere bir de üstteki veledi zinanın ablasının son ses açtığı iğrenç müzikler eklendi.

    ben artık o kadar delirdim ki hani çıksam ya adamı ya çocuğunu öldürüp katil olacağım. çocukları da benim kardeşim yaşında böyle mahallede maç falan yapıyorlar. arada biz de onların arasına karışıp maç falan yapardık. bunu da bilerek karşı takımda kaleye koyduruyordum ki suratına falan şut çekeyim falan diye. çocuk kaledeyken burun dayıyorum ölümüne hırsımı alabilmek için, çocuğun suratına suratına şut çekiyorum ah mah diyor ama bana mısın demiyor. akşam dışarıdan eve gidiyoruz, sen misin bana hayvan gibi abanan dercesine yine başlıyor o iğrenç eşya çekme sesleri ve yuvarlanan misket sesleri.

    günlerden bir gün gece saat 4 gibi yoğun bir şekilde bu sesler geliyor. bizim peder de top atsan uyanmaz ama artık o adama bile tak etmiş. ben odamdayken hışımla kapı açıldı, adam öldürecek üsttekileri. çıktı küfür ede ede annem tutamıyor. çıktı kapıyı çaldı, adam kapıyı açtı ama babamın daha sonradan söylediğine göre hiç uykudan kalkmış bi hali yokmuş, adamlar ev içinde nakliye işi falan mı yapıyorlar ne yapıyolarsa artık. kapıda adama ağzına geleni söylüyor, adam hiçbir şey diyemiyor korkudan. tüm apartman ayaklandı resmen karşı komşuları falan geldi sakinleştirmeye çalışıyorlar, bizimki esip gürleyip indi aşağı böyle terbiyesizlik olmaz diye.

    neyse gel zaman git zaman sesler azaldı, biz de o sıralarda zaten taşınacaktık bu da bahane oldu bir nevi. birkaç ay sonra da biz taşındık zaten ama o süre içerisinde çocuklarını falan nasıl azarlamışlarsa hiç çocuk tepinmesi gelmedi. sadece sandalye çekme sesi, bazen eşya vs. sesi geldi o misket yuvarlanma sesi falan kesildi. adamlar sandalye çekmeyi bile bilmeyecek kadar hanzo ve cahil oldukları için biz de fazla zorlamadık. gerçekten böyle gerizekalı insan yığınla var türkiye'de, türk insanı zaten çocuk yetiştirmeyi bile bilmediği için çocuğuna laf geçirememesi normal. çocuklarını şımartıp istediği gibi gürültü yapmasına, ortalığı birbirine katmasına izin veriyorlar. tabi bunlar o çocuğun başkalarını da rahatsız ettiğini düşünemeyecek kadar embesil insanlar.

    bunlar bir yana benim en anlamadığım şey ise olur olmadık saatlerde bir şeyler düşürüp, sürekli sağa sola bir şeyler çeken insanlar. bu anlattığıma benzer insanlar eski bir kız arkadaşımın da üstünde de oturuyordu. cumartesi günü gece 3'te bebeği olan hangi rahatsız insan üstte devamlı bir şeyleri sağa sola çeker, devamlı bir şeyler düşürür anlamakta güçlük çekiyorum, mantık sınırlarımı zorluyorum yok yine olmuyor. hele geceleri üst kattan gelen misket yuvarlanma sesi var bu ayrı bir mistik olay. o ses hala kulağımda "çaaat çıt çıt çıt*, ciyüüüüüüüv*. kız arkadaşımın evinde de zaman zaman duyardım bu sesi, anlam veremezdim. çocuk desen çocuk daha yürümeyi bilmiyor, o zaman nereden geliyor bu ses. kız zaten 2-3 ay sonra dayanamayıp çıktı şikayete, yüzsüz bir şekilde çocuk bu ne yapalım tarzı cevap vermişler. lan gelen sesler sadece çocuk sesi değil ki ev değil nakliye şirketi sanki.

    haftaiçi bir gün oturuyoruz evde film izliyoruz, üstten ağlama sesi geliyor ama nasıl ciyak ciyak. bunların zerre umrunda değil hala sağa sola bir şeyler çekiyorlar. inanılmaz sinirlendim yukarı çıkcam, ya adamı öldürcem ya adam beni. ayaklandım kız yalvarıyor falan kapıyı açtım tüm apartmanın duyacağı şekilde küfrettim ben de. bir allah'ın kulu çıkmadı kapıya, öyle de garip bir apartman. bu adamların yaptığı sesler sadece altı değil yanı, üstü falan da rahatsız edecek şekilde ama kimsenin umrunda değil. kız sonra dayanamayıp taşındı 3-4 ay sonra taşındı çünkü adamlar durumu anlayacak kapasitede değildi.

    diyeceğim o ki böyle insanları uyardığınızda anlamıyorsa sizin de onlara hanzo ve medeniyetsiz bir şekilde davranmanız gerekir. çünkü insan olan 1 uyarılır, en fazla 2 uyarılır, 3. de artık kavga dövüş noktasına gelir iş. böyle şeyler tabiki sizi haklıyken haksız konuma getirir ama insan olana insan gibi davranılır. apartmanda yaşamasını bilmeyen sığırlara hakettiği gibi davranmak lazım. polisi arasanız, çocuk ses yapıyor ne yapalım diye ihaleyi ona yıkarlar. hiç aramadım ama bir ara alo gürültü diye bir hat vardı, işe yarayacağını sanmıyorum ama aranabilir. böyle şeylerin tek çözümü maalesef ki taşınmaktır. taşınma imkanınız yoksa da en olmadık zamanlarda son ses müzik açacaksınız, zevkine tavanda matkap çalışmaları falan yapacaksınız ki onların da burnundan gelsin. yukarı sopayla falan vurmakla olacak işler değil bunlar, yazarken bile sinirlendim.