şükela:  tümü | bugün
  • ne zamandır kafama takılır dururdu; "nota dediğin sonuçta beli bir frekans aralığı. öyleyse aynı oktavdan aynı notayı veren iki kişinin sesleri tamamen aynı olmak zorunda değil mi? ses tonu farkını yaratan nedir?" diye. sonunda bir bilene, okuyana danıştım. konuyu kolay yoldan, bana yetecek kadar öğrendim. size de anlatayım;

    her ne kadar insan kulağı ayırdına varamasa da her ses kaynağından doğuşkanlarıyla* birlikte çıkıyor. yani ağzından la notası çıkıyorsa, suya atılan taşın etrafa saçtığı damlalar misali etrafa başka notalar da saçılıyor. sıradan insan kulağı bunlardan sadece ilkini duyabiliyorken, frekans kulağı gelişmiş insanlar 2 ya da 3ünü duyabiliyorlar. ancak 3ünü de duysan geriye 8-9 ses daha kalıyor sonuçta. (tam sayıya bakmaya üşendim şimdi) işte bu algılandığı halde duyulup ayırt edilemeyen seslerden hangisinin daha baskın, hangisinin daha silik olduğuna, bu seslerin dağılımına göre de ses tonları farklılaşıyor. aynı kombinasyonun denk gelmesi, tamamen aynı ses tonuna sahip olma olasılığı da 2-3 milyarda bire denk düşüyor. (ahah böyle yuvarlamama mı olur, 1 milyar olasılığı harcadım göz göre göre)

    aynı mantık "nasıl oluyor da zurna ile akordeon arasında ses farkı oluyor" devrik sorusu için de kurulabilir. hatta siz kurun bana da anlatın. hem cümle içinde kullanmış, pekiştirmiş olursunuz.
  • uzun zamandır esrarını çözemediğim birşey var bu ses tonuyla ilgili. bilenler bilir ; hem ses hem de görüntü kaydedici cihazlarda insanın kendi sesi kulağına hep yabancı bir ses gibi gelmiştir. küçüklüğümde sanırdım ki kaydedicinin kalitesi iyi değil ondan sesimi bozuyor ama yıllar geçtikçe işin böyle olmadığı ortaya çıktı. meğerse herkesin kendi ses tonu kendisi tarafından farklı algılanırmış kaydedici cihazın kalitesi ne olursa olsun. durum böyle bile olsa, bunun bilimsel bir açıklaması elbette ki var, ama ben henüz bulamadım. herşeyden şüphe etmeye başladım. acaba günlük konuşmalarımızda karşımdaki insanlara sesim benim duyduğum gibi gelmiyor mu? çok güzel bir sesim var belki de, ama benim bundan haberim yok? bu ses tonuyla ilgili ikilemler kafamda uçuşup duruyor hep.

    neyse, bir de şunu merak ediyorum; mesela ezel dizisini kenan imirzalıoğlu akşam oturdu izliyor. bu adama sesi yabancı bir adamın sesi gibi geliyorsa çok acı. ben olsam, 10. dakikadan sonra dayanamam kalkar giderim. öyle kötü , öyle hilkat bir duygu kendi ağzından başka bir adamın sesinin çıkması. hadi kenan'ı geçtim ; ramiz dayı için gerçekten işkence ötesi bir olay olsa gerek bu. adamın ses tonu milyonları kendine bağlamışken, adamın kendisi bundan mahrum durumda bir düşünsenize.. oyuncular kendini izlemeyi sevmezmiş derlerdi, demek ki bundan ötürüymüş. şimdi anlıyorum.

    envai çeşit yiyeceğin olduğu bir ziyafet sofrasında herkesin karşınızda tıkınırken sizin hiçbir yiyecekten tad alamamanız gibi.
  • kisiyi oldugundan daha karizmatik gosterebillecek ya da bir anda karizmasini yerle bi edebilecek guclu faktor
  • duyulduğunda, konuşan insan hakkında hemen bir karakter ve fizik tahlili yapmamıza neden olan ama çok nadir tuturulabilen,benim için oldukça önemli olup karşı cinste de aradığım özellliklerden biridir.
  • karakter mi sese göre şekilleniyor ses mi karaktere göre bilmiyorum ama insanın karakteriyle arasında müthiş bir ilişki var ses tonunun.
  • 2 milyar da bir eslesen insan opsiyonu.
  • konuşmada en önemli unsurdur. iyi bir kelimeyi küfür hakaret gibi algılatabildiği gibi, kötü bir kelimeyi sevimli bir şey gibi gösterebilir.

    örneğin "nasılsın" daha derin daha yumuşak uzatarak söylenildiğinde ciğerinden yüreğinden sökülüp geliyormuşcasına farklı, hızlı, silik dille dudak arasında söylenince farklı algılanır. birincisinin meali senin için endişeleniyorum, sağlığın neşen,işin,eşin nasılsın, yapabileceğim birşey var mı demekken diğerinin meali "aslında sormayacağımda öküz demeyesin diye soruyorumdur. cevabını da merak etmiyorum."

    eşşeoğlu eşşek : sert, öfke dolu .uuu kaçalım adam küfrediyor.
    sevilen bir büyük "gel bakalım eşeğin sıpası, nasıl da büyümüşsün." tonlama yumuşak babacan. meal ne şirin bir şeysin sen .

    bazı insanlar doğuştan konuşmada ses tonlarını pozitif kullanmaya meyillidir. bazıları da asla kontrol edemez. konuşurken,bir şey anlatırken volumu yükseltmeye başlar, karşısındaki
    -ne bağrıyorsun , niye sinirleniyorsun.
    -yokvalla sinirlenmedim. sesim öyle.
    -hıı. onu benim külahıma anlat
    - bak şimdi sinirlendim gerçekten
    -eee ben dedim sinirlisin diye.

    ses tonlaması; doğru bakış, mimikle eşleştirilerek kullanabilirse açamayacağı kapı yoktur. yılanı delikten çıkaran tatlı dil sesin tonudur muhtemelen. insanı rezilde vezir de eden bir şey varsa bu ses tonu ve bakışlardır.
  • insanlar konuşa konuşa hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır denir ya hani, beden dili, mimik jest vs derken bu anlaşma işine gönüllü olmanız için, işte o ses tonu inanılmaz önem taşır. bazı insanları bırakın anlamayı 1 sn dinlemeye tahammülünüz olmaz. oyle viyil viyil adami cileden çıkarır, bazı insanları ise yemek tarifi bile okuyor olsa, saatlerce dinleyecek isteği bulursunuz kendinizde.

    ele alınmış diğer başlıklar için, itina ile (ara: ses tonu*)
  • telefonun diğer ucundaki kişiyi hiç görmediği halde kendisine aşık edebilecek kadar etkilidir.
  • fark ettim ki herkesin ses tonu kendisine tam oturuyor.
    sanki kişinin görüntüsünün, huyunun özeti gibi.