şükela:  tümü | bugün
  • faulkner'in yazmış olduğu 100 temel eser listesinde bulunan ve okunması bir hayli zor ve olan kitap, insanların çoğu kitabı yarım bırakır veya hiç başlamak istemez çünkü kitap özellikle geri dönüşleri (bilinçakışı) kullanan anlatımı ve tanıtılmadan okuyucuya sunulan birden fazla kahramanı ile sıkmakta ve zorlamaktadır. fakat biraz kendini verdi mi okuyucu gerçekten bu hoş kitabın tadına varacaktır. kitabın ilk kısmını da zihinsel engelli benjy tarafından anlatımı vererek bu durumu iyice işin içinden çıkılmaz hale getirmektedir,

    --- spoiler ---

    ilk kısımda benjy'nin gözünden görürüz yaşanılanları, benjy zihinsel engelli olduğundan ve sağır ve dilsiz olduğundan konuşamayan, ağlayan ve içine kapanık, zaman kavramının farkında olmayan ve insanları koku yoluyla tarif edebilen birisidir, kitapta benjy'nin 33. yaş günü kutlamasına değinilirken bir anda benjy'nin zaman kavramını yitirip geçmişi anlatmasıyla her şey allak bullak olmaktadır, benjy geçmişte yaşanılan bir anı anımsar ve onu yaşıyordur artık, ablası caddy'nin üzerinde yoğunlaşan ve onu koruyucu bir anne gibi gören duygularını caddy'nin kızlığını kaybetmesiyle bir anda yitirir, caddy'in artık ağaçlar gibi değil de kirli koktuğunu söyler. jason tarafından ve çevresindekiler tarafından itilip kakılmak ve akıl hastahanesine kapatılmakla tehdit edilir sık sık. kitabın ikinci bölümünde ise quentin'in düşüncelerini görürüz, quentin'de ailenin bir ferdidir ve kardeşi caddy'nin ergenlik çağına gelmesiyle erkek arkadaşları edinmesi hatta bir adamla birlikte olmasından dolayı azap çeker, ve o kişiyi vurmak ister, bunlar geçmiş anılarıdır quentin'in anlatımında yer alan şimdiki zamanda ise quentin'i arkadaşlarıyla beraber üniversitede okurken görürüz fakat suçluluk duygularıyla boğuşmaktadır çünkü bir fırında karşılaştığı küçük italyan kızına ekmek verir, kızın da kendisine gösterdiği sıcak sevgi ve peşinden gelmesi ve onu takip etmesiyle şaşırır kızın evini bulmak ve evine bırakmak ister fakat kız italyan'dır ve ingilizce bilmemektedir ve işin kötü tarafı kızın abisi de kardeşini aramaktadır ve onları görür ve quentin'in kıza kötü niyetle yaklaştığını, kıza istismar etmek istediğini söyleyerek quentin'e saldırır, etraftakilr ayırır polis gelir ve dava açılır. mahkeme quentin'i kefaretle serbest bırakır, quentin ise bu olayı bir türlü atlatamaz onur ve suçluluk duyguları çeker ve sonunda dayanamayıp intihar eder. kitabın üçüncü bölümünde jason anlatımına tanık oluruz jason ailenin en büyük ferdidir ve dediğim dedik bir tiptir. cady'nin kızına gönderdiği çeklerin üzerine çöker ve sürekli benjy'in akıl hastahanesine yollanmasını ister, annesinin kendisine olan düşkünlüğünü bilir ve bunu sürekli kullanılır, iş kurar ama batar, dilsey'in çocuğu lue ster tiyatroya gitmek ister kendisinde biletlerden olmasına rağmen gıcıklık olsun diye vermez sobaya atar ve yakar biletleri.

    kitabın dördüncü ve son bölümü anlatıcının gözünden aktarılır, dilsey ailenin çöküşünün farkındadır, jason'ın caddy'in kızı quentin üzerinde baskılar kurması ve anne bay cahline'nin arada kalması, sürekli oğlunu koruması, benjy'nin durumunun akıl hastahanesine gönderilmesi, dilsey sürekli oğlu luster'e sürekli benjy ile ilgilenmesini tembihler 14 yaşında luster kendisinden 2 kat yaşça ve dövdece büyük benjy'e abilik yapar, paskalya günü dilsey ve luster ve diğer siyahiler kliseye giderler dönüşte ailede kaos iyice ortaya çıkar, jason sürekli quentin (caddy'nin kızı) baskı yapıp onun sevgilisini bulmak istemektedir, sonunda bulur ve kavga sırasında yaralanır . kitabın sonunda ise annesinden zorla izin alan luster at arabasını kullanarak benjy ile gezmeye çıkacaktır fakat jason'a yakalanırlar ve jason atları hızlı süren luster'e kızar ve yumruk atar, benjy ise olan bitenden habersiz avucunda kırılmış duran çiçek demetine bakmaktadır.
    --- spoiler ---

    kitap genel olarak güzel fakat geriye dönüşler oldukça fazla bir de özellikle benjy ile quentin anlatımında sürekli geçmiş ile bugün aynı anda aktarılmaktadır bu da okuyucu zorlamaktadır.
  • stream of consciousness tekniğini ağır bulanların okumaktan keyif alacaklarını düşünmüyorum. derli toplu, klasik olay örgüsü beklentisi olanları sıkıp bunaltabilir.

    ben kitabın olayları kopuk kopuk yansıtmasını sevdim. bir noktadan sonra, sanki kendi kafamın içindeki düşüncelerin bir yazar tarafından kaleme alındığını bile düşündüm.

    örneğin gerçek hayatta da bir olayı düşünürken, yorumlarken, insanın kafasına saçma sapan bir şey takılır. sonra tüm dikkati o küçük ve önemsiz şeyin üzerinde yoğunlaşır. işte kitaptaki karakter de böyle.
  • bütün karakterlerin iç sesinden, perspektifinden, varoluşundan duyar, görür ve hissederiz. bittiğinde garip bir rüyadan uyanmışlık hissi hakim olur. bilinç akışı tekniğinin güzel örneklemelerindendir.
    (bkz: william faulkner)
  • düz bir akış yok kitapta, zırt pırt eskiye dönmeler ileri gitmeler çok çok fazla. kitabın tamamını özümseyerek okumak çok zor ama başladık bir kere, nobel ödüllü yazarın kitabını yarıda bırakmak olmaz.
  • artık bu kitapta ne anlatıyorsa :::)

    o değil de alıntı önemli;

    --quentin, sana bütün umutların ve özlemlerin mezarını veriyorum --

    --ben'in sesi gürledikçe gürledi, queenie yeniden yola düzüldü, nalları yeniden pat pat etmeye başladı, ve ben birdenbire sustu. luster hemen arkasına bir göz attı, sürdü arabayı. sapı kırılan çiçeği ben'in yumruğuna doğru sarkmıştı, gözleri boş ve mavi ve rahattı yeniden, saçaklar ve binaların yüzleri soldan sağa doğru akarken bir daha; direkler ve ağaçlar, pencereler ve kapılar ve tabelalar, her biri düzenli yerli yerinde--

    --ama o ağır ağır böğürüyordu, haincesine, gözyaşları akıtmadan; dünyada bütün sesi çıkmayan sefaletin önemli umutsuz sesi..."--

    --cenneti tıklım tıklım dolduracak değilim ya!
    -isa---(burda şöyle bir not almışım :) ''şefaatte bir yere kadar''

    --dünyadaki bütün sesi çıkmayan sefaletin önemli umutsuz sesi.
    .ben,benjy,benjamin--

    --
  • kitabın detaylıca incelemesi ve videosu için (bkz: #105573992)
  • düz bir şekilde okunması zor, evet ancak karakterlerin kafasına girdiğiniz zaman kolaylaşıyor. onun dışında burada "serim düğüm çözüm" mantığı, lineer beklenti işlemiyor. aslında biraz daha karakterlere ve olayın geneline özen gösterilirse su gibi okunur. aman aman bi durum yok.
  • '''çeyrek var kaça, peki o zaman kaça çeyrek var!'''
  • ses ve öfke, william faulkner, sayfa 256, papaz incilden bişeyler okuyor, ve diyor ki,
    cenneti tıklım tıklım dolduracak değilim ya!

    ama daha öncesinde öyle daha kuvvetli şeyler söylüyor ki, buyrun işte:
    "uzun sürdüğü zaman, soğuklar... ey, kardeşler, size söylüyorum, uzun sürdüğü zaman, soğuklar... ışığı görürüm ve kelamı görürüm, zavallı günahkar! onlar mısır'da yok oldular savaş arabalarında sallana sallana; nesiller yok oldu. zengin adammış; şimdi ne olmuş, ey kardeşler? fakirmiş, şimdi ne oldu, ey kardeşler? size söylüyorum, uzun süren, soğuk yıllar geçip giderken o eski kurtuluş sütünü ve çiğini alamazsanız vay halinize!"

    "evet, isa!"

    "size söylüyorum, erkek kardeşlerim, size söylüyorum kız kardeşlerim. o gün gelecek. zavallı günahkar, efendimizin koynunda yatayım, yükümü atayım diyecek. o zaman ne diyecek isa, ey erkek kardeşlerim? ey kız kardeşlerim? isa'nın anısını ve kanını andın mı? cenneti tıklım tıklım dolduracak değilim ya!