şükela:  tümü | bugün
  • 17 ağustos 1999daki depremde kurtama çalışmaları sırasında en çok söylenen söz... insanın kulağında çınlar bu söz, içini yakar...
  • her duyduğumda aklıma o korkunç depremi getiren (bkz: 17 agustos 1999) ve o geceki dehşeti tekrar yaşatan cümle.
  • 17 agustos tan sonra tum tv kanallarinda duydugumuz tuyler urperten enkaz reverbli,cevabi mechul,caresiz seslenis.
  • kör bir karanlığın kucağında inleyen son bir umut çağrılarıydı.
    hem şiddetle unutmak, hem de ne olursa olsun unutmamak istiyor insan bu sesleri...
    şimdilik bazı yüreklerde hala çınlıyor, bazı kabusların bir parçası oluyor.
    ancak git gide ölüyor, büyük çoğunluk tarafından çoktan unutulmuş görünüyor.
    yeniden duymak istemediğimiz bu nakarat yeniden söylenmesin. boğazlara düğümlenmesin.
    seslerini duyuramayanlar, ah kimbilir kimlerdi onlar.
    adları bilinmeyen taş gibi cesetler oldular!
    sesimi duyan var mı?
  • her duydugumda istisnasiz bir sekilde tuylerimin urpermesine sebep olan soru... insallah kimse duymak zorunda kalmaz...
  • 17 ağustos 1999 depremiyle kafalarımıza yerleşen çığlık . ama , sadece depremle hatırlamamamız gereken , aslında pek çok insanın hayatının belli bir evresinde (belki de pek çok evresinde ) söylediği/söyleyeceği ; yaşamın dipsiz kuyularında çoğu zaman yankılanmaya bırakılan , çoğumuzun duymazdan geldiği , ancak kendimizden çıktığı zaman önemine haiz olduğumuz , kör zamanların sessiz çığlığı . hele bir de yaşadığınız toplum , üç maymunu oynamayı çok seven insanlardan oluşan bir toplumsa , hayatınızın gözle görülür bir çoğunluğunda size eşlik edecek bir çığlık .
  • deprem gibi kendisi de unutulan söz....
  • grup yorumun feda albümünde kocaeli depremini konu alan şiiri.belki depremdeki o kenetlenme ve bir olma duygusunu çoktan unuttuk ama şiir derinlerde güçlü bir etki bırakıyor.şiir edebi olarak çok farklı değil belkide çok sıradan.ama şiir çok hoş -tanımlanamayan grup youm vokelisti- tarafından çok hoş okunmuş.bazı mısralarda alçalan melodikleşen ses tonu, kısık ve çekici ses..daha sonra aynı lezzetde bir erkek sesi (grup youmun solisti) nefis bir girişle devam ediyor:

    sesini duyan var..
    sesini duyan bizimkiler..
    .....
    ..

    işte şiirin tamamı:

    uykudaydı istanbul, izmit, adapazarı, bolu, yalova
    uykudaydı eskişehir, ankara, gölcük, değirmendere, düzce, bursa
    onyedisinde ağustos’un, sonra onikisinde kasım’ın
    dipten bir uğultu koptu, bir çığlık yükseldi topraktan
    saniyelere sığdı onbinlercesi ölümün
    sonra çığlıklar ağıtlara, ağıtlar çığlıklara karıştı
    ben buradayım, sesimi duyan var mı?

    geceydi uğultulu geceydi
    binleri aldı gitti
    gövdem toz toprak göçük altında
    gövdem unufak enkaz altında

    acıya gömdüler güzel vatanımı
    mezarımda adım yok
    kaybettiler oy bedenimi
    viranemde feryadım yok

    bak göçük altında bizimkiler
    hayat verecek bir el bekler
    birlikte gülmeyi, birlikte sevmeyi
    birlikte paylaşmayı
    birlikte yürümeyi bilenler
    kardeşlik duygularıyla koşup geldiler
    birlikte çok gülemediler ama
    birlikte öldüler
    "ayrımız gayrımız yoktur" dediler
    sildiler gözyaşlarını birbirlerinin
    yaralarına merhem oldular

    deprem olmuş yıkım olmuş of
    yüreğim göçük altında
    haykırıyorlar yetiş diyorlar
    koşup gelenler dayan diyorlar

    kazma ile kürek ile diş ile tırnak ile
    dostça bir yürekle umutla arıyorlar
    ben buradayım sesimi duyan var mı?

    sesini duyan var
    sesini duyanlar bizimkiler
    bak yaşatmak için sana koşuyorlar
    ak sakalına, çocuk yaşına bakmadan
    tırnaklarıyla kazıyorlar enkazı
    betonu tırnaklarıyla deliyorlar
    çıkarsız hesapsız
    yüreklerinin susturamadığı sesini
    elleri gibi kavuşturuyorlar birbirine

    gömülmesek de toprağa birlikte
    acıya gömüldük hep birlikte
    gülcan bebe, ayşe teyze, mehmet amca, fatma abla
    içeride kaldı anam, içeride kaldı babam
    bir tane de değil ki hangi birine yanam
    ben buradayım sesimi duyan var mı?

    söz-müzik: grup yorum
  • (bkz: akut)