şükela:  tümü | bugün
  • odyolog, yani isitme ve konusma bozukluklari uzmanlarinin hastalarinin duyma kabiliyetlerini olcmek icin kullandiklari oda. tamamen ses yalatimli ve icerisinde bir kulaklik, bir mikrofon ve bir dugme bulunan oda. hasta, kulakliktan duydugu sesleri mikrofondan tekrarlamak, yada dugmeye basarak haber vermek sureti ile teste tabii tutulur.
  • bi de karanlık olursa migren günlerinin dermanı oluverir.
  • nada'nın süper bir şarkısı.

    öncelikle yorum: http://www.facebook.com/….php?v=238447367727&ref=mf

    sözlerini de yazayım da tam olsun:

    dört duvar bir odam var benim
    içinden çıkamam ben
    gözyaşım gurbet olmuş
    gülüşüm elkızı

    hissiz gece, sessiz gece
    güneş sanki makineden
    bir yalan uydurdum kendime
    söyler dururum ben

    bu geceyi atlat
    yarınlar çok güzel olacak

    duman döner başım döner
    etek döner düşler döner

    dolap döner dünya döner
    ben dönerim ateş döner

    bu geceyi atlat
    yarınlar çok güzel olacak

    zaman neye yarar
    odam karanlıksa hala?
  • orijinali de bir ayrı güzel olan şarkı: http://www.youtube.com/watch?v=m4uygbblkkc
  • karanlık, dumanlı, kalbi karışık bir nada şarkısı. nam-ı diğer oda.
    moralimi bozuyor. "bu geceyi atlat, yarınlar çok güzel olacak" dese de, hiç inanasım gelmiyor..
  • şahan gökbakar da gayet güzel yorumlamıştır bunu. ayrıca youtube yorumlarına göre, şarkıyı yapanlar şahanın kuzenleriymiş ama ne derece doğrudur bilemem.

    http://www.youtube.com/…o_zf_6wlbqo&feature=related
  • şarkı mükemmel, şarkı harika. diyecek tek lafım yok. ama, işte aması var.

    kendime hakim olamıyorum arkadaş, "duman döner başım döner, etek döner düşler döner" kısmı geldiğinde her seferinde içimden "keser döner sap döner", hatta laubaliliği iyice ele alıp "tavuk döner et döner" diye geçiriyorum istisnasız.

    pii, allah da beni kahretmesin. tıynetsiz kadın, hiç ettin güzelim şarkıyı.
  • martı yayınları'nın yayımladığı, bir şizofrenin hikâyesini içeren kitap.

    lori schiller isimli bir şizofrenin hayat hikâyesini anlattığı bir kitap. yaklaşık 500 sayfa. aslında iyi başlıyor, iyi gidiyor böyle 250'lere kadar ama sonradan baymaya başlıyor. neden? çünkü tekrara düşüyor ve aynı şeylerden bahsettiği için artık insanda bıkkınlık, sıkıntı oluşturuyor ve kitabı kapatınca açmak istemiyorsunuz. açsanız da atlaya atlaya gidiyorsunuz falan...

    ben şahsen 250. sayfaya kadar harf harf okudum. ondan sonra ise atlaya atlaya gittim ve ara sıra kimi paragraflara göz attım ve aslında daha önce okuduğum 250 sayfalık tam kısımdan farklı hiçbir şeyden bahsetmediğini gördüm ve bu şekilde atlaya atlaya kitabı bitirdiğime hiç pişman olmadım bu nedenle.

    10 üzerinden mi? 3 diyelim.
  • yukarida da söylendigi gibi şahan gökbahar'in da pek bir güzel yorumladigi, pek güzel bir nada sarkisidir.

    link ucmus oldugu icin yeni link verelim: https://www.youtube.com/watch?v=zayxop1ftmi

    doga'nin da hayran hayran sahan'i dinlemesi de kacmiyor gözlerden bu arada.