şükela:  tümü | bugün
  • vedalar her zaman gürültülü olmaz, bazen sessiz ve özeldir...

    bir ömrü bir aşka adamış bir adamın dünyaya son kez haykırdığı şaheserdir. melih kibar türk müziğinin kilometre taşı olmasını çiğdem talu 'nun sözlerine borçludur, erol evgin'in sesine, ama hepsinden önemlisi aşka borçludur.

    belki o gün dostları kendisini hayatını değiştirecek olan kadın, çiğdem talu ile tanıştırmamış olmasaydı o boğaziçi mezunu, londra masterli belki dünyadaki herhangi başka bir saygın okul doktoralı bir kimya mühendisi olarak kariyerine devam edecekti. belki o koca çınar çıkmayacaktı, belki o sessiz fırtına hiç esmeyecekti. ama bir gün bir kadın çıkageldi, onun hayatını aldı bir noktadan bir başka noktaya getiriverdi.

    müzikten çok anladığımı söyleyemem, ama kaliteden anladığımı her zaman iddia ederim. öyle bir müzik ki bu sabahtan akşama kadar dinlesem sıkılmıyorum. durgun ve sıradan başlıyor, ince ince başlıyor, aynı bir mühendisin sıradan hayatını anlattığı gibi, sonra yavaş yavaş akışına veriyorsunuz kendinizi yarıdan sonra işin seyri değişiyor ve tam 2.15 te öyle bir coşku ki elleri kenara bırakıyorsunuz kendinizi notaya bırakıyorsunuz. sonunda ise sadece içinizden bir acı gülümseme geliyor, biten bir ömre kendinizi bırakıyorsunuz.

    sessiz veda: hayatı aşk ile değişen bir mühendisin ona dünyasını değiştirecek kadar sağlam bir neden verilmesi halinde neler yapabileceğinin ispatıdır. mühendisi kütük sananlara tokat gibi cevabıdır. her şeyden önemlisi ise bir ömrü adadığı ve adamaya sonuna kadar değecek olan kadına şükran borcunun faturası ve dünyaya attığı son imzadır.

    iyi ki sevmişssin üstad, iyi ki yazmışssın bu notaları, ruhun şad olsun.
    saygıyla ve minnetle selam ederim...
  • ah aşk, sen nelere sebepsin böyle?
    sevmenin ve sevildiğini bilmenin bestesi bu. veda değil, kavuşacağını hayal etmenin buruk hüznü aslında.

    *
  • insanın dinledikçe bir şeylere veda edesi geliyor. sırf o vazgeçme, çekip gitme, kayıplara karışma duygusunun arabeskini yeniden, daha derinden hissedebilmek için ayrılası geliyor insanın bu şarkıyı her dinlediğinde. ölüm geliyor bir de akla. herşeyin bitmesi değil aslında o an canı acıtan, hiç bir şeyin başlamaması artık. ve diken diken olmuş tüylerlerle gözünüzü bir noktaya odaklayıp dalmak.

    sınırsız mutluluk yaşayanların hayatında böyle eserlere yer de anlam da yok. ben mutluluk istemiyorum abi, bu şarkıyı dinlemek, dinlemek, dinlemek ve anlamak istiyorum. ben o notalara basan insanlarla aynı alemin hezeyanını hissetmek istiyorum.

    http://fizy.com/#s/1i4yh5
  • hikayesini hiç bilmemiş olmayı dilediğim beste. kime ve neden yazıldığını bilmeden beni darmadağın eden eser, melih kibar çiğdem talu aşkını öğrendikten sonra daha da etkilemeye başladı. bana eksik kalan aşklarımı anımsatmaya ve aslında gerçek anlamda hiç aşık olmadığımı yüzüme vurmaya başladı. gerçekten sevilen birini kaybetme korkusunun ne olduğunu öğretti. şimdilerde dinleyemez oldum. biliyorum ki böyle bir eser var. ancak bu eserin anlattığı bir aşkı hiçbir zaman bulamayacağım. belki de sessiz veda'nın asıl anlatmaya çalıştığı şey bu, kim bilir...
  • vedanın en iç acıtıcı şekilde yapılanı, sessizce, hiç konuşmadan, konuşamadan belki de... söyleyeceklerini, söylemek istediklerini içinde saklayarak, saklamak zorunda kalarak... işte melih kibar'ın müziğine de yansıtmak istedikleri de bunlardı belki de. ölüm karşısında konuşamamak, veda cümlesi bile söyleyememek, sessizce veda etmek...
  • nasil bir ruh halinde olursaniz olun, ister sevincten cosmus olun, ister heyecandan kükrüyor vaziyette, bu sarkiyi dinlediginiz an icine girdiginiz tek bir ruh hali var, hüzün. kelimenin tek anlamiyla hüzün. bir sessiz vedadaki hüzün gibi. olur olmadik yerde dinlememek, playlistte zamansiz calmalara sebebiyet vermemek icin orada unutmamak gerekiyor.
  • laf cambazlığı olsun diye söylemiyorum bunu ama hakkaten tam bir çığlıktır bu şarkı. bir süreç ifade eder. önce, sessizce alttan alır, bir müddet dalgalanır, sonra tsunami etkisi yaşatarak biter. geriye, derin bir nefes almak kalır. sessizlik sonrasındadır.
  • pencerenizin kenarına usulca tüneyip bir kadeh de şarabı parmaklarınızla tuttuğunuzda, bir yandan denizi seyredip geçmişi düşünürken aslında "adını sizin koymanız" gerektiği yeni bir hayata başlangıcı müjdeler durur bu beste, inceden.
  • gercekten ismi ile özdesik bir parca. insanin icine vedalardaki gibi buruk bir hava birakiyor. sarkinin aralarinda yükselen alcalan tempo ile duygular da ayni sekilde cosup dinginlesiyor.
  • söz yazdırmamış üstad melih kibar bu bestesine, yazmasına ne hacet, aynı beste içinde hüznü, sevgiyi, coşkuyu hepsini bir anda hissettirebiliyor işte. küçükken televizyonlarda bir ünlü öldüğü zaman "sanatçılar ölmez" derlerdi. evet ölmezmiş gerçekten, melih kibar gibi saygın bir adamın koca bir dünyaya son hediyesidir.