şükela:  tümü | bugün
  • efendim şimdi bu adamlar bir sinema filmi falan çekilirken ayak altında gezinip durur, ellerindeki fotoğraf makinesiyle her gördüklerini çekerler. sonra da bu çekilenlerin arasından seçilir, filmin afişine falan konur; işte bu tip adamlardır bu set fotoğrafçıları...
  • bu mesleğin görevi, sette kimseyi rahatsız etmeden, çekimi engellemeden, kamera arkası ve önü fotoğrafını çekmektir. genel olarak bu iş pek önemsenmez insanlar tarafından, kolay gözükür insanlara. lakin, kesinlikle kolay bir iş değildir, aynı anda; oyuncuların oynarlarken ki anlamlı hareketlerini yakalamalıdırlar, hem filmin kadrajına uygun kadraj yakalama zorundadırlar, aynı zamanda duruma göre kamera arkası hissiyatını vermek zorundadırlar, üstüne tüm bunları yaparken yönetmen dahil kimseyi rahatsız etmemelidirler. bu kişinin çektiği fotoğrafların bazıları filmden kare olarak basına dağıtılır(hollywood artık direk film karelerini veriyor basına dijital çekilen filmlerde), bazıları reklam fotoğrafı olarak kullanılır.
    bir çok insanın düşündüğü gibi, "oeh adam oturduğu yerden denklanşöre basıyor nedir bende yaparım" değildir olay.
  • set fotoğrafçısı sinema filmi, dizi, reklam, tanıtım filmi, moda çekimi, defile gibi işlerde ortaya çıkarılan işi ve bu işi ortaya çıkaran ekibi fotoğraflar. bu fotoğraflar çoğunlukla tanıtım amacıyla basına gönderilir, yapılan işle ilgili internet sitelerinde kullanılır, türkiye'de nadir olarak görüntü yönetmenin kadraj belirlemesinde yardımcı olur -bunu genellikle yabancılar kullanıyor imiş, ben bir tanesiyle tecrübe ettim genelleme gibi olmasın.-

    yurtdışında başlı başına bir meslek olan bu işi türkiye'de genellikle genç fotoğrafçılar, fotoğraf öğrencileri ve film işine dalmaya hazırlanan sinema öğrencileri yapar. sinema işine dalmak isteyen genç biri için set fotoğrafçılığı bulunmaz bir fırsattır çünkü. bir çok yönetmen işe set fotoğrafçılığıyla başlamıştır* set fotoğrafçısının işi izlemektir. sabahın bir köründen diğer sabahın bir körüne set çalışmasını izler. iş nasıl yürüyor daha önemlisi nasıl yürümüyor onu görür. biraz yönetmenlik, biraz oyunculuk öğrenir. bolca görüntü yönetmenliği nasıl olur onu görür -hep dibindedir çünkü.- hangi ekipte kimler nasıl kaytarır, onlar kaytarınca işin neresi aksar hep bunları görür. set fotoğrafçılığıyla işe başlamış bir yönetmen tüm bunları gayet iyi bildiğinden sete de her daim daha hakim olacaktır -ki ondan korkulur, ensesinde gözü var gibi bişiy olur o.-

    kimse ona case taşı, ışık omuzla, kablo getir demez, yaptığı işi kimse sorgulamaz -zaten ekibin çoğunluğu yaptığı işin ne anlama geldiğinden bi haberdir. samimiyeti ilerletince çaktırmadan sorar sonra da "hıı" derler.- bu nedenle setin en rahat elemanıdır. fotoğraf çeker, gezer, oturur, izler, kahve içer ve bu döngüyü çalışmasının sonuna dek sürdürür ve yine bu nedenle setin en sevilen de elemanıdır. kimsenin onunla bir işi yoktur. yaptığı iş kimseyi bağlamadığı için kimseyle en azından iş konusunda bir husumeti olmaz. set gibi dedikodunun allahının yapıldığı bir yerde istesin istemesin tüm dedikoduya hakimdir bu yüzden. kimin eli kimin cebinde, kim işten kaytarıyor, yönetmen hangi oyuncuya gıcık oluyor, kim setten kovulacak vs. gibi tüm bilgiler onda mevcuttur. herkesle iyi olacak ya bu yüzden de ketum olurlar. her şeyi bilip kimseye zırnık bilgi vermezler. aksi durumda işlerin ne kadar karışacağı gün gibi ortadadır çünkü.

    onu bağlayan set ekibi görüntü yönetmeni ve kamera asistanlarından oluşan kamera grubudur. özellikle çekim esnasında onlarla çok yakın çalıştığı için bu ekip set fotoğrafçısını gördüğü an tüyleri diken diken olur. ilk çalışma günü birbirlerini uzaktan keserler. asistanlar "ayağımıza dolaşacak biri değildir işalla yoksa gırtlaklamak lazım" gibi şeyler söylerler. akıllı set fotoğrafçısı bu adamlarla arayı düzgün tutar. çekim esnasında gözünü kameradan, kameranın gördüğü ayna, cam vs. den ve en önemlisi kameranın başında kim varsa ondan ayırmaz. kameranın her hareketinde ortadan en sessiz ve çabuk şekilde uzaklaşmalı ve aynı anda işini yapmalıdır. ha bu konuda taviz de vermemelidir. aklı başında bir sette set fotoğrafçısı önemsenir ve genellikle işini yaptığı sırada karışan olmaz ama nadir olarak işe "ayak altında dolaşıyor" mantığıyla bakanlar çıkarsa işini yapmasını engellemelerine de izin vermemelidir.

    hem set çalışmasını hem kadrajı fotoğrafladığı için hem ekipten hem oyunculardan en sık duyduğu söz; "bu fotoğraflardan bana da bir cd yapar mısın?" olur. sonra da "geçen sette fotoğrafçı hep getireceğim dedi getirmedi" derler. set ekibiyle daha sonraki setlerde de öyle ya da böyle karşılaşacağı için bu sorudan fotoğrafları vermeden kurtulması imkansızdır. oyuncular ise daha tehdit ve hile ile o fotoğrafları almaya çalışacaklardır bir daha görüşemeyiz diyerek. set fotoğrafçısı çektiği fotoğrafları yapım şirketine teslim etmekle yükümlüdür. çektiği fotoğrafları üçüncü kişilere şirketten izinsiz vermesi de çok uygun değildir ancak hatıra fotoğrafı kategorisine girecek miktarda ya da özel çalışma olarak portre vs. çektiyse bunları bir şekilde oyunculara ve ekibe verebilir.

    kısaca set fotoğrafçılığı güzel, öğretici ve eğlenceli bir iştir. yorucudur da ama ekibin geri kalanı kadar değil yine de. ve ayrıca eli yüzü düzgün işlerde de artık set fotoğrafçısı ekibin ayrılmaz bir parçasıdır*
  • öncelikli görevi 'filmden ya da diziden bir kare' çekmektir. özellikle filmlerde görüntü yönetmenini çektiği görüntüye olabildiğince yakın bir kare olması gerekir. dizilerde ise başrollerin yüzü görünsün ve o bölümü anlatan bir kare olsun istenir. bu nedenle sinema filmlerinde set fotoğrafçısı olarak çalışmak daha büyük bir sorumluluktur. filmin teaser'ı bile çıkmadan çekilen fotoğraflar basına gönderilir. dolayısıyla filmin pr'ı açısından çok önemlidir. bu açıdan bakıldığında set fotoğrafçılığı hiç de önemsenmeyecek bir görevdir. set ekibinin diğer fertlerinden bir farkı yoktur. işi diğerlerine göre kolay ya da önemsiz değildir.

    malesef hala bu işin işlevini ne settekiler ne de yapım şirketleri tam olarak anlayamamıştır. bu nedenle settekilerin "ben de set fotoğrafçısı olmak istiyorum oh ne rahat" dedikleri, yapımcıların da en düşük kaşelere çalıştırmaya çalıştıkları biri haline geliyor set fotoğrafçısı. malesef bunun en büyük nedenlerinden biri de eline daha yeni makinayı almış arkadaşların kendini sette bulmasından kaynaklanıyor. çünkü bunlar "yaşasın sette olacağım" mantığıyla çok düşük kaşelere anlaşırlar ve böylece işin kalitesini düşürürler. zaten sonuçları da herkes görür, öyle filmler vardır ki setinde binlerce fotoğraf çekilir fakat filmin tanıtımı için kullanılabilecek bir kare fotoğraf çıkmaz aralarından.

    özellikle istanbul dışındaki film ve dizi çekimleri için, çekimin gerçekleştiği şehirden bir fotoğrafçı ayarlayan yapım şirketleri olabiliyor. çünkü o zaman yol parası konaklama vs gibi bütçesel dertlerinden kurtulurlar. halbuki bu çok büyük bir hatadır. bu işi daha önce yapmamış birini sete çağırmak büyük bir risktir. nitekim çekim sırasında tepe flash'ını çakan fotoğrafçılar bile karşınıza çıkabilir. ki sette flash kullanmak da abesle iştigaldir zanımca.

    set fotoğrafları öncelikle filmin tanıtımında, afişinde, websitesinde kullanılır fakat aynı zamanda çok iyi birer arşivdirler. hem yapım şirketi için, hem oyuncular, hem de sanat yönetmeni için.

    kesinlikle her fotoğrafçı set fotoğrafçısı olabilir diye bir şey yoktur. sinema ve ışık bilgisi şarttır. yeri geldiğinde kameranın nereye yerleştirileceğini ve hangi açıdan nasıl bir kadraj ile çekileceğini önceden tahmin edebilecek kadar bilgili olması gerekir (ki böylece mesela provalarda çekim yapabilsin). doğru anı yakalamak konusunda becerisinin olması gerektiğini de söylemeye bile gerek yok sanırım...

    bu iş sadece teknik olarak değil, insan ilişkileri açısından da oldukça zor bir iştir. kamera grubunun dibinde olması dolayısıyla öncelikle görüntü yönetmeni ile arasının iyi olması gerekir. set hiyerarşisinde herhangi bir gruba bağlı değildir fakat kendisine müdahele edebilecek tek kişi görüntü yönetmenidir, o da "kadraja giriyorsun" ya da "aynadan görünebilirsin" gibi uyarılardır. onun haricinde yönetmenin dahi "bu sahneyi çekme" deme hakkı yoktur, öyle bir durumda fotoğrafçının insiyatifine kalır. çünkü eğer şirket o sahneyi çekmesini istemişse çekmek zorundadır. zaten sette bulunma amacı budur.

    bir set fotoğrafçısının başına gelebileceklerden bi kaç örnek:

    - fotoğrafları kendi için değil, görevi olması dolayısıyla yapım şirketi için çektiğini herkesin öncelikle bi kavramı gerekiyor.
    - işin çok ciddi ve zor olduğunu tüm ekibin bilmesi gerekiyor. tam çekerken şaka niyetine kadraja parmak sokmak gibi saçma davranışlara izin vermemeli.
    - devamlılık fotoğrafı çekmek set fotoğrafçısının işi değildir.
    - set fotoğrafçısının bir görevi vardır ve kesinlikle figürasyon olarak kullanılması teklif bile edilmemelidir. nasıl bir kameraman kamerasını bırakıp gidemezse set fotoğrafçısı da işini bırakıp fgr'lik yapamaz.
    - oyuncuların fotoğraf makinasını gördükleri anda büyük oynamaya ve poz vermeye başlamaları gene çokça görülen durumlardan biridir. fakat dondurulan an her zaman daha abartılı gösterebiliyor eylemi. o neden oyuncuları pozlu oynamaktansa kameraya nasıl oynuyorlarsa o şekilde oynamaları gerektiğini söylemek gerekir.
    - kamera arkası fotoğraflarını çeker fakat birileri "bizim fotoğrafımızı çeksene" diye gelip anı fotoğrafı çektirmek isterse bunun işinin bir parçası olmadığını söyleyip kendilerini sessizce uzaklaştırmak gerekir.
    - fotoğrafları isteyenlere tek tek cdde teslim etmek gibi bir zorunluğu kesinlikle yoktur. fotoğrafçının insiyatifine bırakılır fakat "önceki fotoğrafçı herkese tek tek cd yapmıştı" diye duyarsanız inanmayın, öyle bişi olmasına imkan yok.

    bi kısım örnek için: http://lunaroom.net/setfotograf-portfolyo.htm
  • bir çeşit doğum fotoğrafçısıdır.
  • merak ettiğüm, istediğimdir. oldum olası filmlere, film setlerine meraklı biri olarak yapmak istediğim iş diyebiliriz.
    yardımcı olabilecek yazarlar yeşillendirsin artık yahu!