şükela:  tümü | bugün
  • zülfü livaneli nin 1997 tarihli neylersin adlı albümünde yer alan dördüncü şarkı
  • akasya kokan gecelerde
    türküler söyleyip dolaşırdın sen
    birer birer dökülen hecelerde
    kendi yüreğinle yarışırdın sen

    sağ olsun uçan kuşlar
    çiçeğe durmuş ağaç
    yaşasın sevdalılar
    sevdalım hayat

    karanlıktan güçlüydü hep aydınlık
    uzakta parlayan sımsıcak ışık
    şiir sana tutkun sen ona aşık
    kendi yüreğinle yarışırdın sen

    sağolsun uçan kuşlar
    çiçeğe durmuş ağaç
    yaşasın sevdalılar
    sevdalım hayat

    yaşam dalga dalga uzar giderdi
    ölüm gözümüzde bir arpa boyu
    çocuk gibi öper, okşar, severdim
    yediğim ekmeği, içtiğim suyu

    sağolsun uçan kuşlar
    çiçeğe durmuş ağaç
    yaşasın sevdalılar
    sevdalım hayat
  • aynı adı taşıyan şarkının yine zülfü livaneli tarafından kitaba dönüştürülmüş hali.

    çok yakında remzi kitabevinden piyasaya çıkacak olan kitabın konusu ise elbette zülfü'nün sevdalısı hayat...

    sevdalım hayat, sevdalısı hayat, sevdalımız hayat...

    "(...)
    her ömrün bir izdüşümü vardır; yerli yerinde durur, hep oradadır ama onu hiç düşünmeyiz. hiç kimse kendi kendisine ömrünün izdüşümünü sormaz.
    böyle bir soru, ancak geçmişi yazarken gündeme gelir.
    sizi ve dostlarınızı kuşatan atmosfer, bir yeraltı suyu gibi kendini hep derinlerde duyuran anlam nedir?
    milyonlarca ilişki kırıntısı; gülücükler, iç çekişler, umutsuzluklar ve ağlama krizleriyle ilerleyen yaralı hayatlar neyle açıklanabilir?
    işte bunları düşünüp dururken, yanıt kavafis'ten geldi.
    o güzel şiirde olduğu gibi bizim de bir ömür boyu barbarları beklediğimizi düşündüm.
    her dönemimizde değişik kimliklerle ortaya çıktılar.
    birbirlerine hiç benzemiyorlardı ama ortak noktaları barbar oluşlarıydı.
    sivil barbarlar, asker barbarlar, sağcı- solcu barbarlar, şehirleri kuşatan ve varoşlarda yaralı kurtlar gibi inildeşen barbarlar, avrupalı barbarlar, aydın barbarlar, politikacı barbarlar…
    dünyanın bir çok yerinde bizim kuşağımız, üzerine dalga dalga gelen barbar saldırılarını göğüslemeye çalışarak geçirdi ömrünü.
    ankara'da bir aydınlanma heyecanından ve uzak iklimlerin düşünü kuran gençlerin kitap okuma merakından başlayıp hücrelere, dağlara ve ıssız avrupa başkentlerine uzanan bir macera bu.
    öncelikle benim ama bir anlamda hepimizin hayatına dair bir anlatı.
    (...)"
  • yeni güzel haberler vermeye vesile olandır.

    zülfü livaneli 3 kasım'da tüyap kitap fuarı'nda "modernleşen roman" konulu bir konferans veriyor. interexpo salonunda 14:15-15:15 saatleri arasında gerçekleşecek konferansın ardından remzi kitabevi standında kitaplarını imzalayacak.
    24 ekim'de çıkacak yeni anı kitabı "sevdalım hayat"ı imzalamak için ilk kez okurlarıyla buluşacak.

    3 kasım 2007, cumartesi
    konferans 14:15-15:15
    yer: interexpo salonu
    konu:modernleşen roman
    imza: 15:30-16:30
  • "bir anılar denizi...

    ankara'da uzak iklimleri merak eden gençlerin kitap okuma merakından başlayıp hücrelere, dağlara ve ıssız avrupa başkentlerine uzanan bir macera bu...

    öncelikle benim ama bir anlamda hepimizin hayatına dair bir anlatı.

    kitabı okuyacak genç kuşakların, bizimkinden daha mutlu bir türkiye'de yaşamalarini dilemekten başka hiçbir şey gelmiyor elimden."

    demiş zülfü livaneli, sevdalım hayat için...

    ben de kitabı ilk okuyanlardan olmanın sevinciyle, kulağımda ipod'um, ipod'umda sevdalım hayatı dinleyerek, bir yandan da sevdalım hayatı okumaya başladım.

    önsözü okurken bile gözlerim doluverdi. içim içime sığmıyordu, çünkü birazdan, hayatım boyunca hayranlık duyduğum bir insanın hayat hikayesini, ilk defa bu kadar detaylıca, kendi kaleminden okumaya başlayacaktım.

    önsözden bir alıntı daha yapmak istiyorum:
    "(...)
    sonra bu hayatın içindeki güzel anları düşündüm; dostluklar, dayanışmalar, ortak hayaller, gümbür gümbür patlayan kahkahalar, sevdayla dokunan anlar aklıma geldi. bana bakan gözlerdeki umut ışıltısını ve milyonlarca hançereden yükselen sağlıklı, diri sesin, bulutlu bir gökyüzünün gürleyişini hatırladım. ardından o kadar yakınmaya hakkım yok, diye düşündüm. her şeye rağmen güzel ve anlamlı bir hayattı bu. belki de zorluklar olmadan, bu mutlu anların doğması zordu.
    (...)"

    evet, içim içime sığmayarak ve sevdalım hayat'ı dinleyerek başladım sevdalım hayat'ı okumaya.
    gerçi biz livaneli severler, sevdalım hayat'ı hep izliyorduk, sevdalım hayat'la birlikte milyonlarca hançeremizden yükselen sağlıklı, diri sesimiz ile bulutlu bir gökyüzünü gürletiyorduk... o, sevdalım hayat olmasaydı, ne o bizimle bu kadar aynı dili konuşabilir ne de biz onu bu kadar çok sevebilirdik.

    ve...
    sevdalım hayat'ı sevmekle başladı her şey...

    ...sevdalım hayat çalıyor bir yandan, sevdalım hayat'ı okuyorum bir yandan, sevdalım hayat devam ediyor bir yandan... tüm üretkenliğiyle, paylaşımlarıyla, tüm umuduyla ve tüm umutsuzluklarıyla devam ediyor bir yandan. sevdalım hayat sevgiyle akmaya devam ediyor ve ben sevdalım hayat'ı okuyorum.

    çocuk zülfü'den başlayarak ve kulağımdaki bestenin sahibi bu küçük çocuk mu şimdi, diyerek okuyorum sevdalım hayat'ı.

    böyle düşündükçe durup durup kitaptan başımı kaldırıp, gözlerimi kapayıp sadece sevdalım hayat'ı dinleyip, nota nota ayıklayıp, bu küçük çocuğun yaşayacak olduğu hayatından çıkan bu besteyi tekrar özümseyip, iyi ki sevmişim sevdalım hayat'ı diye düşünüyorum.

    henüz çocuk zülfü'yü okuyup gülümsemelerde, hatta kahkahalardayım, daha hüzünlenip ağlayacağım, biliyorum. bir tebessüm de olsa, gözyaşı da olsa, sevdalım hayat, heyecanla devam ediyor...
  • okumayanların hayattan çok şey kaçıracağı bir kitap.
    ciddiyim!
  • livaneli'nin kendisine daha da hayran bıraktıran, hüzünlendiren, güldüren, düşündüren anılar dizini
  • okunmasi ve okutturulmasi gereken kitap.
    icimdeki memleket ozleminin kat kat katlanmasina sebep olmustur.

    "(...)
    yabanci ulkede yasarken soforun yaninda oturan adama benziyordum. o topluma hicbir mudahalem olamazdi. zaten toplumda bana gore duzenlenmemisti. umurlarinda degildim ama burada (turkiye) durum tamamen degisikti. bu ulkenin sahibiydim. benim dilim konusuluyor, benim kavramlarimla yasaniyordu. multeci degil, yurttastim. bu yakici sevinc yuregimi kabartiyordu.

    bir kez daha derinden kavradim ki ben bu topragi seviyorum, buraya aitim ve dunyadaki hicbir kultur beni turkiye kadar cekemez, tatmin edemez ve mutlu kilamaz
    (...)"

    yurtdisinda yasamaya basladigm gunden beri dile getiremedigim hislerimi cok da guzel ozetlemis usta... her gittigi yerde turkiyeden bir parca aramak oluyor insanin ilk yaptigi sey. turkce restoran isimleri gorunce mutlu olmak veya yanindan turkce konusarak gecen birisinin arkasindan bakip gulumsemek...insanin yurduna, kulturune olan ozlemi hic birseyle kiyaslanamaz sanirim.
  • beni saran bir kitabı, sayfa adedi ne olursa olsun en geç 48 saat içinde bitirmek isterdim, ta ki bu kitaba kadar.... bitmemesi için o kadar yavaş, o kadar sindirerek okuyorum ki... müthiş bir sadelik ve etkileyici bir anlatım var. sanki zülfü livaneli ile evimin salonunda oturmuş saohbet ediyorum.

    aynı sayfadaki bir satırda kahkahadan hemen ardındaki satırda hüzünden gözleriniz yaşarırken, zülfü livaneli'ye olan hayranlığınız tarif edilemez bir sevgiye dönüşüyor.

    çocukluğumdan beri şarkılarını dinlediğim ve çok sevdiğim, gözümde çok "ciddi" ve "soğuk" bir adam olan zülfü livaneli'nin, ne kadar sıcak, ne kadar kendisiyle ve hayatla barışık olduğunu anlatan müthiş bir kitap!
    430 sayfalık kitabın 327.sayfasındayım. ömrümde elimde en uzun tuttuğum kitap olarak yerini alacak.
    herkese mutlaka okumasını tavsiye ederim.

    --- spoiler ---
    istanbul'da bulunduğu sırada, ankara'da uçak kaçırmakla ilgili suçlanan ve aranan zülfü livaneli ile, kendisini yargılayan savcının konuşması:
    savcı: anlat bakalım nasıl kaçırdınız uçağı
    zülfü livaneli: işte o anda nasıl yaptığımı, nasıl cesaret ettiğimi hala bilmediğim bir cevap vererek, yaradana sığınıp "yetişemedim, kaçırdım" diye patlatıyorum espiriyi... savcı da yaptığı şeyin ne kadar saçma olduğunun farkında ki, bıyık altından gülümsüyor
    --- spoiler ---