şükela:  tümü | bugün
  • ahmed arif'in cok unlu guzel bir siiri..

    terketmedi sevdan beni,
    aç kaldım, susuz kaldım,
    hayın, karanlıktı gece,
    can garip, can suskun,
    can paramparça...
    ve ellerim, kelepçede,
    tütünsüz uykusuz kaldım,
    terketmedi sevdan beni...
  • cem karaca & dervişan'ın 1977 tarihli yoksulluk kader olamaz uzunçalarının ikinci yüzünün ilk parçası. belki de türk rock tarihinin en başarılı parçalarından birisidir. kalite olarak içinde bulunduğu albümün fersah fersah ötesindedir. mutlaka dinlenilmesi gereken bir parçadır ama pek bilinmez nedense.
  • hayatimin bir bolumune damgasini vuran olağanüstü dizeler... ayriyetten fikret kizilok "haberin var mi" adli sarki cercevesinde bu şiiri bestelemistir, şu sıralar funda arar da bu şarkıyı hoşumsu bir şekilde yorumlamaktadır.
  • funda arar sevda yanığı albümünde haberin var mı adında söyler bunun şarkısını...
  • merhum üstad cem karaca'nın sağlığında müzikal kariyeri boyunca yaparken sanatsal zirveyi en ciddi boyutlarda yakaladıklarını söylediği dervişan çalışması. politik progressive rock'ın en güzel örneklerinden birisi olan bu şarkı özenle yazılmış gitar ve klavye sololarını bünyesinde barındıran karanlık ve bir o kadar da enerjik, saldırgan bir bestedir. söz konusu ahmed arif şiirinin bu mapushane karanlığına tezat olacak şekilde hammond org tınıları içeren türk sanat müziği kıvamında bir de fikret kızılok düzenlemesi vardır ve plaklarda haberin var mı olarak geçer.
  • (bkz: ahmet arif)
  • bu şarkı 90'larda tekrar çıkan yoksulluk kader olamaz albümünde (ki albümdeki şarkılar 1977'de çıkan orijinal lp'deki şarkılarla uyuşmamaktadır) gitar solosu başlamadan önce, yaklaşık altıncı dakikada fütursuzca kesilip "terketmedi sevdan beni" adı altında piyasaya sürülmüştür.
  • bir cem karaca kitabinda asagi satirlarla anlatilan eserdir, basyapittir.

    "...b yüzüne geldigimizde* ise muhtesem bir yapitla karsilasiyoruz. grubun hep beraber girdigi "sevdan beni", dikmen*'in caz kokan klavyesi ve sentezitörleriyle sefa ulastir'in davulunun olusturdugu müthis atmosferle aciliyordu. ahmet arif'in ünlü dizelerini karaca'nin son derece basarili bir sekilde seslendirdigini görüyoruz. klavye-gitar dialoglarinin bas ve davul ünisonlariyla birlestigi parcanin ritmik bölümüne gecildiginde, bir rock grubunun ne derece temiz ve kaliteli bir müzik üretebilecegini acikca görüyoruz. parcanin ortasindaki etkileyici davul ataklariyla bezeli gecis bölümünden sonra gelen gitar solosu ve solonun hissedilemeyecek yumusaklikta kendini synthesizer solosuna birakmasi esnasinda hami barutcu ve sefa ulastir'in dösedigi müthis dinamik ritm hatti ile girilen final kismini takiben bastaki temaya dönüsle bu 11 dakikalik müthis calisma son buluyordu. gelisen teknolojiye ve genc müzisyenlerin eskilere oranla daha hizli teknik kazanimlarini saglayan olanaklara rağmen böyle böylesine etkileyici ve sirma gibi islenmis bir parcayi günümüzün rock albümlerinde ne yazik ki hicbir sekilde bulamiyoruz. ne o cesaret, ne de müzik icin duyulan ihtirasli sevgi yok. bu yüzden de "sevdan beni" gibi bir calismanin müzigimizde baska bir örnegi yok!..."

    bir alinti daha bu eserle ilgili:
    11 dakikalik bu eser konserlerde dogaclamalarla 20 dakikayi buluyormus.
  • yetmişler türk müziğine "ayy anadolu rak iğrenirim ne o öyle" diye burun kıvıranların kulak zarlarına fiske, bilemedin budaklı meşe odunu niyetine çakılması gereken şarkı.
  • (bkz: mont beni)

    edit: demişim ama niye demişim, ben de bilmiyorum. saygısızlık etmişim.

    yeni tanım: (bkz: aşk)