şükela:  tümü | bugün
  • 1961de evlendiler tam 55 sene önce biri akciğer kanseri birinin ayakları yürüyemeyecek kadar kötüydü biri emekli maliye memuru diğeri hastaneden emekli hemşireydi.
    ikisi de çalışıyordu zamanında
    dedem 80indeydi anneannem 75 yaşında.

    dışarı çıkarken dedem bastonla doğruldu yine dedeme ceket tutmak için.

    - anneanne niye ceket tutuyorsun hala, zor kalkıyorsun zaten dedem tek giyer dediğimde:
    -ben ona ceket giydirince her gün onla beraber yürüyorum gibi hissediyorum kendimi o dışarıda olsa da derdi.
    dedem öldü geçen ay ceketini görüp ağlar durmadan o yalnız kadın.

    ya şimdiki kadınlar :
    -ceketimi tutar mısın aşkım ?
    -neden turayım senin elin kolun yok mu? hem ben de çalışıyorum.
  • cem karaca şarkılarından fırlamış dizeler gibidir,
    sevdiğinin ceketini giysin diye tutan kadın.
  • vestiyer görevlisi ile karıştırılır. farkedilmediği çok olur.
  • yuh ya, düşündüm de şimdi ben de bunu en son anneannemde görmüşümdür. rahmetli dedem çok efendi bir adamdı, her zaman jilet gibi gezerdi, karşısındaki insan kim olursa olsun saygı gösterirdi, o yüzden giyimine çok dikkat ederdi. devlet memuru olduğu için ve çok da yoğun çalıştığından dolayı ben onu hep takım elbiseli hatırlarım. dedem o ütülü, tertemiz gömleğini ve pantolonunu giyer anneannem de evden çıkmadan önce dedemin ceketini mutlaka tutardı, hiçbir zaman üşenmezdi. dedemi kaybedeli çok oldu, ben daha çok küçük yaştaydım.

    hala geçirdiğimiz zamanları çok özlüyorum, geçmişle ilgili gözümün önüne gelen net karelerden birisi de budur. anneannemin kapıda bekleyişi hep gözümün önüne gelir. anneannem de sakladığı kıyafetlerine bakarken hala ah bey diye başlar, dalar gider zaman zaman. üstteki yazıyı görünce gözlerim doldu ister istemez. ne varsa eskilerde var zaten, artık ne sevgi kalmış ne saygı. sevdiğinizi geçin yarın evlendiğiniz kadın bile bunu size hergün yapmaya üşenir. hergünü geç bir kere yapsın diye rica etseniz büyük ihtimalle "ben senin hizmetçin miyim, elin ayağın yok mu?" gibi sözler işitirsiniz. çok yeniye gitmeye de gerek yok gerçi. 30 küsür yıllık evliler, benim daha annemin babama ceket tuttuğunu görmüşlüğüm yoktur. babam öyle fazla ceket kravat gezen birisi değil ama olsun. bir zamanların güzel hatırları işte, şimdilerde insanların sadece filmlerde göreceğini zannettiği şeyler haline gelmiş zamanla.

    https://www.youtube.com/watch?v=cdfdbdwm8p0
  • keyifli bir alışkanlıktir, eskiden babamin montunu, ceketini tutardim hiç de sorgulamadim. büyüklerin de tutarim alışkanlık olsa gerek hatta eski eşime de yapardim ama sonra en sevdiğim adama yaptım hatta gömlek düğmelerini bile ilikledim, içinizden gelerek yaparsanız cidden sebepsiz güzeldir.
  • (bkz: nereyi imzalıyoruz)
    herifcioglu biraksa corabini bile giydiricem de, anam bu modern herifler de bir tuhaf.
    yok bayramda elimi opturmem.
    yok gomlegimi kendim iliklerim.
    ulan belki kokunu seviyorum da bahane ediyorum !
    uzmeyin sevenleri bayim.*
  • böyle kadın kalmıştır. annesinden öyle görmüştür çünkü.
    ceketini, havlusunu, kabanını tuttuktan sonra sevdiğinin sırtını da okşar ayrıca hatta öptüğü de görülmüştür.
  • elinde starbucks bardağı tutan kadınlar için ceketinizi tutan kadınları üzmeseydiniz kalırdı belki vicdansızlar.
  • neden tutulmasın? sevdiğiniz varken, sevdiğinizin ellerini, ceketini tutmak gibi bir olanağa sahipken, sevdiğiniz hemen yanınızda iken.. en çok da böyle bir şansınız varken benim aksime..

    daha güzel değil mi hem? ceketini giymesine yardım ettikten sonra omuzlarını düzeltmek, yakasını yeniden yerleştirmek, gömleğinin yakasını ceketinin hizasına getirmek.
    böyle hayranlıkla, sevgiyle yapmak bunları.. sonra öpmek, o esnada. güzel boynundan koklamak, sarılmak.. günü başlarken yahut sizden ayrılıp gideceği yere gitmeden önce yüzlerce tekrarı olmuş ve olacak olan birkaç dakikalık bir anı yaratmak ikinize de..

    onu hazırlamak, güzel görüntüsünde iz bırakmak..

    bunlar çok hoş şeyler.
    sonra bir de kapıdan uğurlamak. -o yorulacağınızı düşünerek istemese bile yataktan çıkıp sabahın erken saatinde onu uğurlamak, öpmek-
    eve gelince karşılamak -saat kaç olursa olsun- yine öpmek, yüzüne gülmek, boynuna sarılmak ve sabah giydirdiğiniz ceketini çıkarmasına yardım etmek..
    böyle küçük, ama çok huzurlu şeylerle işte hayatı iki kişilik yaşamak.
  • annemdir.
    canım annem.